İsrail’in “arz-ı mevud” u yani kendisine vaad edilmiş toprakları için bu savaşın olması gerekiyordu. İran rejimi veya nükleer tesisleri veya balistik füzeleri bir bahaneden ibarettir. Şimdi doğrudan, hiçbir şey olmadan saldırsa ve çocukları, sivilleri öldürse, belki bu “çağdaş medeniyet” diye ; “demokrasi” diye atılan yalanlardan insanlar kurtulur endişesiyle ; “İran” diye bir devlet varmış da, ona karşı mücadele yapar gibi görünerek , işlediği ve işleyeceği cinayetleri örtmeye çalışıyor.
Yahu , ajanlarınızla İran’ ı işgal etmişsiniz ; isteğiniz zaman devlet başkanını veya komutanını veya ilim adamlarını öldürüyorsunuz. . Daha ne istiyorsunuz ? Mesele sadece petrol ve gaz veya toprak elementleri mi, hayır. İran’ ı bahane ederek, İran’a komşu olan , sınırdaş olan ülkeleri de bu savaşın içine çekmek ve sanki İran ile çevre devletler savaşıyormuş gibi bir tuzakla, petrol ülkelerine çökmek ve İsrail’ a vaad edilmiş toprakları hazır hale getirmek.
ABD başkanın bir pedofil olduğu ve çocukların kanını içerek gençlik aşısı yaptığı ve bu şekilde diğer devlet başkanlarının da, Epstein dosyası ile İsrail ve ABD nin elinde aciz bir av haline düştüğü ortaya çıktıktan sonra; bu emperyalist sömürgeci devletlerin , aslında , İslam ve hukuk ve hak ve insanlık düşmanı olduklarını, Müslümanlara karşı , Ramazan ayında, yani en kutsal oruç ve ibadet ayında saldırarak gösterdiğini akıl edemiyorsanız; “şu kadar silahı vardı, burayı vurdu” diye savaş spekülasyonlarına takılıp kalırsınız.
Asya ve Afrika halklarına ve milletlerine ve dinlerine , gelenek ve göreneklerine düşman bir eşkıya devlet var ve bunun hiçbir kutsal kuralı ve insanlık değer yargısı yok. Ne yapacak , çeşitli bahaneler üretip, İslam dünyasına saldıracak.
İslam toplumlarındaki devletler ve halkları ne yapacak; kasapta kesilme sırasını bekleyen öküz gibi, titreyerek bekleyecekler öyle mi ? .
İşte eşit olmayan ve şerefli olmayan bir savaşın içindeyiz. Tarihin aydınlık çağlarında savaşın bir kuralı vardı. İki ordu karşı karşıya geldiğinde; önce her ordudan birer kişi çıkar ve savaşırlardı. Sonra tek kişi vuruşmasıdan sonra ikişer kişi çıkar ve vuruşurlardı. Nihayetinde iki ordu birbirine girerdi. Sonuçta biri mağlup, diğeri galip olurdu ve o ülke galip ordunun hakimiyetine geçerdi. Geçmişte bütün imparatorluklar böyle büyümüş ve böyle yıkılmıştır. Ama yine bir savaş hukuku düzeni vardı.
Şimdi savaş böyle cesurca ve faziletli olmuyor. Ajanlarınızı komşu, düşman ülkelere salıyorsunuz; onlar askeri tesislere veya halka, İran adına saldırıyor , sabotaj yapıyor ve sonuçta İran size saldırmış gibi bir bahaneyle sizin de ABD nin yanında savaşmanız gerekiyor. Eh saf ve salaksanız bunu yutarsınız. Diyelim ki komşu İran’ la savaştınız ; iki halk ve millet arasında ebedi düşmanlık ektiniz ve petrol ve gaz kuyularınızı savaş tazminatı olarak ABD ve İsrail firmalarına verdiniz ; Mesele bitmemiş, o nasılsa , petrolü ve gazı bitinceye kadar kullanıp gidecek ve size yine Dolar üzerinden satacak. Siz ne yapacaksınız; , ebediyen İran’ la savaş halinde olacaksınız. Böyle bir durumda, Avrupa , ABD ve İsrail huzur ve refah ülkesi olacak ; İslam Dünyası , kan ve gözyaşı , husumet ve kin ve cehalet içinde savaşlarına devama edecekler. Ülkenizde kabiliyetli bir ilim adamı varsa, üretici bir kişi varsa ; yerini artık , o da ülkesinden yani savaş halinden bıkıp Avrupa ve Amerika’ da kendine bir iş bulacak ve öylece Yahudi firmalarında işçi veya teknik eleman olacak.
İslam dünyasının şunu anlaması gerekiyor : Bize batılıları tarafından anlatılan demokrasi, insan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları ve çevre koruma , cinsiyetsizlik, çağdaşlaşma , modernleşmenin; bizi sömürgeleştirmek için efsane yalanları olduğu ve sömürgecilerin mallarına, düşüncelerine ve sistemine boykot yaparak ve Avrupa’nın ve ABD nin bir medeniyet olmadığını, demokrasi olmadığını ; sadece tek dişi kalmış bir canavar olduğunu ; Türk, Kürt , Arap , Acem olmanın ayrılık unsuru olmadığını göstererek ; bu sömürgeci ve katil ve sapık bebek katillerine karşı bir duruş sergilemeliyiz. Elbette içimizde , ruhunu şeytana satan aşağılık mahluklar bulunabilir; ama çoğunluğun ve akl-ı selim sahiplerinin nerede durduğu önemlidir.