KURAN’ DA TAHRİFAT İDDİASI

Kur’an da , önceki ilahi kitaplarda tahrifat yapıldığı için , bir dinsiz bana, “Kur’an’da da olmuştur ve olmalıdır.” dedi. Niye dedim? “Çünkü bu insanoğlunun mayası bozuk, şahsi menfaati için bunu yapabilir ve yapması lazım” dedi. “Hem Kur’an ilk nazil olduktan sonra 1400 yıl geçtiği için mutlaka, eklemeler ve çıkarmalar yapılmış ve değiştirilmiştir ” dedi.
Ben de muhatabıma şunu söyleyebilir misiniz, dedim: Bakın bu ayet, Mekke’ de böyle inmiş, sonra Mısır’da veya İspanya’da, İstanbul’da veya Şam’ da bu halde yazılmış diyebilir misin? Dedi ki , “bunu diyemem.” Peki bu konuda yazılmış bir kitap ve araştırma var mı, dedim. Hayır , dedi . Peki Kur’ an’ da tahrifat olduğunu ispatlayacak bir araştırma yoksa ; niye böyle inanıyorsun, dedim . “Ben öyle olması gerektiğini zannediyorum” dedi.
Daha sonra başka bir kişiye, bak bir dinsiz Kur’an’da tahrifat olmuş, olabilir diyor; sen ne diyorsun, dedim. O da, “evet” dedi , “ben de tahrifat olduğuna inanıyorum” dedi. Peki, hangi ayette veya surede tahrifat yapılmış, bunu biliyor musun dedim. Hayır, dedi. ; “Ben Kur’ an okumayı da bilmiyorum. Mealini tam okumadım” dedi.
Dedim ki, Madem , tahrifat yapıldığına dair elinde bir delil yok. Bu konuda araştırma yapmış birisinin yazdığı bir kitabı bulup da okudun mu, dedim. Hayır dedi. Şimdi elimde bir delil yok; araştırma üzerine yazılmış bir kitap da yok, dedi. Öyle olduğuna nasıl inanıyorsun, dedim. . Dedi ki , “öyle olacağını zannediyorum” dedi.
Şimdi içinde yaşadığımız bu toplum ve insanlar ne hale gelmişler. Artık zanlarına ve tahminlerine göre düşünce geliştiriyorlar, fikir üretiyorlar ve beyanda bulunuyorlar. Artık, ellerinde hiçbir delil olmadan da, bu düşüncelerine ve zanlarına inanmaya başlamışlar.
Bu meselenin kökünde ne var? İdrakini kaybetmiş, zevklerin peşine düşmüş ; güdülebilir bir sürü oluşmuş. Böyle bir toplumu, ancak şarlatanlar yönetebilir. Artık, kişilerine içinde sağlam bir şekilde, Allah’a ve Peygambere ve Kitaba imanı yok olmuş. Ama , kişi kendisinin Allah’ a inandığını da söylüyor. Hata çok öfkelendiğinde , “Allah belanı versin” de diyor. Ama bana göre inandığını zannediyor. Çünkü Kuran konusundaki fikirleri bir araştırmaya dayanmıyor, öyle olacağını veya olduğunu zannediyor. İşte, bu toplumun içine düştüğü durum bu. Bu konuda yetkili ve görevlilerden bir ses yok gibi. . Toplumun ve kişilerin içindeki iman esaslarına dair şüphelerini, endişelerini, açmazlarını ortadan kaldıracak bir çalışma, sanki yok gibi. Hemen diyeceksiniz ki; gitsin imama , müftüye , vaize sorsun; ama bu kişi , vaize ve müftüye sormaz ki; çünkü düşüncelerini bir zan ve vehim üzerine geliştirmiş ; kendisine göre de , bir gerekçe uydurmuş, insanlar her şeyi bozmaya kabiliyetli olduğundan ve bilhassa, menfaatlerine göre değiştirmeyi , eğip bükmeyi sevdiklerinden, işte bunu değiştirmiş olmalılar diyor. Bu konuda araştırmak istiyorsa da, bunu zahmetli gördüğü için , öyle bir zannetme üzerine hayatını yaşayıp gidiyor.
Şimdi bir otomobilin bir parçasını değiştirmede, gidiyorsunuz ustaya; usta diyor ki : “ Git bu aracın bu markasından ve bu yılına ait modelinden bir parça getir; yoksa, olmaz” diyor. Yani bir otomobilde, aynı markaya ait olması bile yeterli değil, aynı model yılına ait olacak ki, o parça yerine tam otursun ve fonksiyonunu tam yapabilsin.
Kur’an- ı Kerimi seslerden , kelimelerden , cümlelerden , ayetlerden ve surelerden örülmüş bir saray gibi kabul edersek, ve bu saray, Allah tarafından yapıldığına göre; hangi usta veya kişi bu saydan bir parçayı alıp da, yerine bir başka sahte bir parça monte edebilir? İşte bu yönüyle düşündüğümüzde, oto tamir ustasına kabul ettiremediğimiz bir başka araca ve model ait parçayı, araca nasıl taktıramıyorsak; Kur’an’ ın harflerini , kelimelerini , ayetlerini yerinden söküp alacak ve yerine bir başkasını koyarak değiştirecek ve onu fark ettirmeyecek ; yine aynı orijinallikte monte edebilecek bir kişinin olamayacağını böyle bir kişiye nasıl anlatalım?
Kur’an’da (15) Hicr Suresi 9. Ayette : “Zikri ( Kur’an’ı) indiren şüphesiz ki , Biziz. Biz elbette onu , koruyucular da biziz” diyor. Ama kişi , “Allah’ ı tanıyoruz ve biliyoruz” dese de , yine şüpheler ve zanlar içinde yüzüyor. Yine kulaktan dolma efsane gibi söylentilere itibar ediyor ve kendine göre de “zannımca böyle olması lazım” diyor. Yani elinde hiçbir delil yokken, hiçbir araştırma yapmamışken, “değiştirilmiş olması lazım” diyor. İşte bu toplumda ve kişilerdeki imanın, aslında Allah’ın varlığına imanı tam olmadığını buradan görebiliriz . Usta bir şairin bir şiirindeki ir mısrayı değiştirme kabiliyetinde olmayan insanların, Allah’ın kitabında görmediği ve tespit etmediği ve araştırmadığı değiştirmeye inanması veya söylemesi sizi etkilemesin. Çünkü şu ana kadar iki ayrı yazılmış ve farklı Kur’an-ı Kerim dünyada bulunamadı.