“MUHASEBE”…

“MUHASEBE”…

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Bazı işyerlerinde bu ifadeye rastlarsınız. “Ön Muhasebe”...

Demek ki ilk hesap-kitap burada başlıyor.

İlk hesaplar burada olgunlaştırılıyor.

Ondan sonra “Ana Muhasebe”… Artık kesin kayıtlar yapılıyor.

Burada yapılan hesaba itiraz yok.

Bir-bir belgelerle isbat ediliyor. .

Kimin borcu var, kimin alacağı var. Ortaya çıkıyor.

Kuruluş kârmı etmiş, zararmı etmiş açığa çıkıyor.

Ya yola “devam” kararı alacaksınız ya da kapıya kilit vuracaksınız.

Diyelim ki;

Bulunduğunuz yerden birkaç saat uzaklıkta ki bir ilçe veya il merkezine gideceksiniz, Sıladan gurbete, veya gurbetten Sıla’ya geleceksiniz.

İlk kontrol ettiğiniz kimlik kartı ve posaport olmazmı?...

Cüzdan da yeterli para varmı yokmu gözden geçirmezmisiniz?

Aynen böyle;

Allah ta bizleri bir “muhasebe”ye davet ediyor. “Ey iman edenler Allah’tan sakının, emirlerine sımsıkı sarılın, yasaklarından sakının. Her nefis yarınları için ne hazırlamıştır, ne gibi tedarikte bulunmuştur, önden ne göndermiştir, o’na bir baksın, gözden geçirsin” 59/18

Bir Hadis-i Kudsi’de;

“Hesaba çekilmezden önce siz kendinizi hesaba çekin, kendinizi sorgulayın”…buyrulmaktadır.

İnsanoğlunun iki noktada yalan söylemesi mümkün değildir.

1-Allah’a karşı yalan söyleyemez

2-Kendine karşı yalan söyleyemez.

İnsan; “Hesaba çekilmezden önce” kendini sorgulamalı, kendisi ile cedelleşmeli, hatası- kusuru ile yüzleşmeli.

Kimselerin soramıyacağı soruları kendisine sormalı, çünkü işin doğrusunu kendisi biliyor.

Kimi aldatmış,

Kimi incitmiş,

Kimi malını gasbetmiş,

Kimi ağlatmış,

Kimi inletmiş,

Kimin ekmeği ile oynamış,

Hangi ibadetin neresinde kusur var,

Kazancı helâlmı, haram karışıklığı varmı?

Vergi durumu nasıl ? Kuruşu-kuruşuna vergisini ödüyormu?

Zekatı son kuruşuna kadar hesaplayıp veriyorumu?

Hangi Cuma namazında gösteriş, hangi sabah namazında ihlas var?...

Allah’a ait olan haklar, kulların hak ve hukuku.

Bunları bir-bir kendisine sormalı

Dersine iyi çalışmalı ve kendini sorgu-sual cenderesine tabi tutmalı, Zira;

İnsan öldüğünde 3 şey onu kabir kapısına kadar takip ediiyor.

!- Malı-Mülkü

2-Çocukları, akrabaları, dostları

3- Ameli.

Bunlardan birincisi kabir kapısında onu yalnız bırakıyor. İkinciler ise mezar başında bir-iki kürek toprak attıktan sonra onu yalnız değil, yapayalnız bırakarak eve dönüyorlar.

Babaları yapayalnız kabirde “ben ne yaptım da haram helal demedim, bu malları biriktirdim, şimdi hesabını veremiyorum” diye dizini döverken, evlatları mirasın başında tartışıyorlar…

Artık bundan sonra kabir de uçsuz-bucaksız bir yalnızlık!!!....

Bitmek tükenmek bilmeyen sorgular sualler!!!...

Gayri kimsenin ona faydası yok. İbadetleri de kabahatleri de yanı başında.

Unuttuğu veya yanlış söylediğinde şahitleri de yanıbaşında…

Elleri, ayakları, gözleri, kulakları ve bütün organları lehte veya aleyhte şahitliğe hazır…

Bazen kollarımı makas gibi açarak “Durun kalabalıklar !...

Bu yolun sonu kabir’e çıkıyor” demek istiyorum.

Orada şah ta bir, dilenci de bir, milletin başının tacı da bir, yerde sürünenler de bir, Kârun kadar zengin olanlar da bir, cami kapısında dilenenlerde….

Herkes burdan‘götürdüğü’ ve önden ‘gönderdiği’ne göre muamele görecek vesselam…

Yârabbi!...

Bizleri kabirde yalnız bırakma Allahım…

Halil Arık

Emekli il Müftüsü

27. Nisan. 2026

Seher vaktinin bereketiyle!...

Geceniz ve sabahınız nur olsun,

Gönlünüz huzurla dolsun.

Helal rızkınız bereketli ve bol olsun,

Evliya yurdu, şüheda burcu bu cennet vatan,

huzur ve güvenle dolsun...

Önden gidenler, öne düşenler savrulmasın,

Ayakları kaymasın,

Onların arkası sıra gidenlerin umutları boşa çıkmasın....

Lime-lime olmuş Gönüller bir ve beraber olsun...

Cümle hastalar şifa bulsun, Dertler dermanla buluşsun.

Kördüğüm olmuş meseleler hal ve âsân olsun.

Rabbim bu aziz Millete, kıyamet sabahına kadar ayakta kalabilmeyi lütfeylesin.

Arz’dan Arş’a kadar bütün dostlarımıza selam olsun.

Rabbim hepimizi korusun

Merhameti İle yoğursun

Sevgisi İle doyursun...

Cumamız mübarek olsun.

Halil Arık

Emekli il Müftüsü

06. Şubat. 2026