OKULDA CİNNET CİNAYETLERİ

OKULDA CİNNET CİNAYETLERİ

Bir cinnet cinayetlerinin sebeplerini ve yapısını ve sonucunu açıkça ortaya koymak gerekir. Şimdi katil de, kendini öldürdüğüne göre, bunun sebebini kendisinden öğrenemeyeceğiz . Geride kalan annesi ve babası varsa, ona soracağız. O da bize salt gerçeği değil de, kendisini mazur ve masum göstermeye göre beyanda bulunması muhtemeldir.

Böyle bir cinayete ve olaya tepki olarak, boykot yapmak , iş bırakmak, gösteri yapmak ve birilerini suçlamak , bu olayın şoku gereği olabilir ve olmalıdır. Hiç duyarsız olmak felaketin en büyüğüdür. Ancak bunlar, çare değildir. Bu cinneti ve cinayetleri hazırlayan sebepleri bulmak ve çözmek zorundayız.

Sabahleyin okula gönderdiğiniz çocuğunuzun, okluda bir cinayete kurban gittiğini öğrendiğinizde ne yaparsınız? . Hangi gerekçe ile çocuğunuzun kaybına karşı , tatmin olabilirsiniz ? Bu konuda devletin ve idarecilerin ve sorumluların, size vereceği hangi cevap sizi teskin edebilir? İçinize düşen ateşi ne ile söndürebilirsiniz. Okul mu , cinayet yuvası mı ?

Eğitim ve öğretimin mecburi tutulması da, aslında bir cinnet ve cinayet halidir. Hadi diyelim ki, ilk üç veya beş yılı zorunlu kıldınız. Bu öğretimi 8 yıla çıkaranlar, bu ülkeye ve millete ihanet etti. Dertleri neydi ? Devlet küçücük yaşta, çocuklara dini öğretim ve eğitim vermesin de , çocuk 15 yaşına kadar dinsiz yetişsin. Çocuk 15 yaşından sonra , eğer isterse ve kabul ederse, laikliği sarsmayacak şekilde dini bir hayata tarzı ile bir dini seçebilir; Hıristiyan, Musevi, Budist , Şamanist, putperest olabilir; ama İslam’ ı seçerse ve bunu topumda göstermemesi ve ibadetlerini gizli yapması gerekir. Niye ? Çünkü İslam’ ı açıkta yaşarsa, dinsiz kişiler bundan rahatsız olur diye. Dinsizler, rahatsız olmasın diye, bütün tedbirler alınmış ve hürriyet tahdidi, İslam’ı seçen kişi için inşa edilmiştir. Bu öğretim cinayetini işleyenler, hiçbir şekilde, bu konuda ülkeye verdikleri zararın hesabını vermediler.

Bu öğretim cinayetinden sonra gelen hükümet de, eğitim ve öğretimi 12 yıla çıkartarak bir cinnet alametini gösterdi. Şimdiki cinnet cinayetleri bu uygulamanın bir eseridir. Hedef neydi ? Bir kişiyi 19- 20 yaşına kadar mesleksiz yetiştirmek ; artık 12 yıl öğretim görmüş bir kişinin bir meslek edinmemesi için, üniversiteyi de bitirmesi gerekiyordu. Şunun şurasında ne kalmıştı ki ! “Hadi çocuğum, sen üniversiteyi de bitir artık, bu kadar yoldan geldin , şimdi geri dönülmez” denildi. Devletimiz de mevcut üniversite sayısını “hormon” ladı ve gençlerin 22 ve 23 yaşına kadar üniversite mezunu olmasını sağladı. Ama hiçbir şey bilmeyen ve anlamayan işsiz ordusu kurdu. Bir kimsenin 23 yaşından sonra , işsiz kalması ve bir gelirin olmamasının , kişi üzerinde ve toplumda meydan getireceği buhranlar hiç hesaba katılmadı.

Bir taraftan televizyondaki , ensest sapık ilişkileri konu, aile ve ahlak faciası programlar ve mafya dizileri ; diğer taraftan çocukların internet üzerinden savaş cinayetlerini oyun şeklinde çocuklara enjekte eden siteler; diziler, çizgi film gibi savaşmayı bir oyun ve eğlence gibi göstererek çocukların beyinleri tütsülendi. Artık, çocuklarına helal ve haramı öğreten anne ve babaların kalmayışı; kadına özgürlük diye , kadının “anne” olması yerine , sosyal hayatta “iş arkadaşı” olması ; cinsiyeti ortadan kaldırma, evliliklerin yıkılması ve serbest bir hayat olarak , nikahsız birlikteliğin , özenilen hayat tarzı olması sonucunda “ailenin” imhası gerçekleşti.

Şimdi , bir insanın, aslında aynı zamanda bir canavar ve vahşi zehirli bir yılan olabileceğini, öldürmekten zevk duyduğunu, günümüzde devletler arası savaş diye , masum çocukların uçakla bombalanarak katledilişini görüyoruz ve yaşıyoruz. Bize medeni diye, çağdaş diye, demokrasi diye tanıtılan lider ülke başkanlarının, megaloman , sapık olduğunu, katil olduğunu , küçük çocukların kanlarını içerek, kendilerine gençlik aşısı yaptıklarını , sonra bu çocukların etlerini bile yediklerini artık biliyoruz.

Şimdi sosyologlarınızı , psikologlarınız alınız ve sahaya çıksınlar , bir kimsenin veya çocuğun cinnet geçirmesini ve bir kuduz köpek gibi etrafına saldırma hevesindeki vahşeti , nasıl ortadan kaldırabileceklerini, nasıl bu vahşiyi dönüştürebileceklerini bize anlatsınlar ve yapsınlar. İşte devlet ve bütün güçleriniz elinizde, haydi yapın da görelim.

Acaba, Hazret-i Muhammed’in tek başına, kabilesi ve bütün milletler ve büyük devletler ona düşman iken ve elinde hiçbir maddi güç yokken ve herkes ona karşı ve düşman iken; çok vahşi ve inatçı ve cahil ve yabani bir kavmi ve toplumu nasıl , medeniyetin ve ilmin ve ahlakın öğreticisi yaptığını ve insan haklarını ve hayvan haklarını nasıl öğrettiğini ve çevreyi korumasındaki başarıyı görebilir ve anlayabilir misiniz ? Bakın , Hz Ebu Hureyre (R.A.) , kucağında elbisesi üzerinde uyuyan kedisini, uykusundan rahatsız etmemek için , elbisesi kestiğini ve kediyi uyandırmadan kalktığını öğrendiğinizde; bu kişinin Hazret-i Muhammed’in 2 ( SAV) talebesi olduğunu ve ona bu merhameti aşılayanın kim olduğunu; bu şekilde bu kişinin nasıl eğitim aldığını anlama kapasiteniz yoksa, boşa kürek çekersiniz. İnsanlığın tek çaresi Hazret-i Muhammed’in iman ve ahlak eğitimidir. Biz buna Şeriat-ı Muhammediye diyoruz. Velev ki , kafirler hoşlanmasa ve kabul etmese de , bu bir gerçektir.

Yapılacak olan şunlardır. Mecburi öğretimden derhal vazgeçilmeli ; öğretmene istemediği öğrenciyi sınıfından ve dersinde atma ve sınıf listesinden silme hakkı tanınmalı; okulda şiddet uygulayan ve zararlı alışkanlıkları olan ve sağlığa zararlı madde kullanan öğrencilerin eğitim ve öğretim hakkı ellerinden alınmalı; bir başka çocuğa küfreden, hakaret eden ve fiziki şiddet uygulayan, tokat atan , tüküren, işkence eden çocuklar derhal okuldan uzaklaştırılmalıdır.

Bir okluda, bir çocuk öldürüldüğünde veya dövüldüğünde veya işkence gördüğünde, bu haksız fiilden dolayı , en başta annesi ve babası ile birlikte , sınıf öğretmeni, okul müdür yardımcısı , okul müdürü, ilçe milli eğitim müdürü , il milli eğitim müdürü ve milli eğitim bakan müsteşarı ve bakanı yargılanmalıdır. Bu konuda derhal yasal düzenleme yapılmalıdır. . O zaman , kimse pisliği halının altına süpürmeyecek ve çocukların uğradığı maddi ve manevi zararlardan bu kişiler sorumlu tutulacak ve cezalandırılacaktır. Ahmet Beserek , 17.04.2026