ORMANDA KALAN TAPULARIN İADESİ

Cumhuriyet Tarihinde ilk defa “ devrim” niteliğinde bir kanun çıkarıldı: 7584 sayılı kanun ve 14.maddesi. Bu kanun 11.06.026 tarihinde Meclisten geçti ve 20.06.2026 tarihinde 33286 sayıl Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Önce şuna bir bakalım: Yargıtay , 6 Mayıs 1868 de Divan-ı Ahkam-ı Adliye adıyla kuruluyor. Danıştay, 10 Mayıs 1868 de Şura-yı Devlet olarak kuruluyor. Türk Polis Teşkilatı 10 Nisan 1868 de kuruluyor. Ve Tapu teşkilatı 21 Mayıs 1847 de kuruluyor. Evet , bu Devlet Osmanlı Devletinin devamıdır. Çünkü Osmanlı’nın borçlarını yine bu Cumhuriyet Devleti ödemiştir. “Yok, Osmanlı’nın n küllerinden yeni bir devlet kurduk” palavraları, sadece cahillere anlatılır. Çünkü, Türkiye Cumhuriyet’inin birçok köklü unsuru, Osmanlı zamanında kurulmuş ve bunun devamıdır.

Yanlış olan neydi ? Yargıtay, Danıştay, Tapu Teşkilatı , Polis ve Jandarma teşkilatı cumhuriyet döneminden önce kuruluyor ve Cumhuriyet içinde hayat buluyor; Fakat , Osmanlı zamanında verilen tapular, kadastro komisyonu veya orman tahdit komisyonu tarafından itibar edilmemişse , vatandaş itiraz etmemiş veya etmiş de itirazı ret olunmuşsa, dava hakkı süresi kaçırılmışsa; tapulu mülkler Orman tahdidi içinde kalıyordu.

Oysa ilk Orman Kanunu 3116 saylı 08.02.1937 tarihli çıkan Orman Kanunu idi. Ve orman tahdidi, ilk defa , bu bölgeden büyük bir oranda 1947-1948 yıllarında geçmiştir. Eğer zavallı ve gariban köylü, kadastro çalışanlarına yazın suyu ılık götürmüşse veya kışın çayı soğuk götürmüşse; vatandaşın tapulu mülkü, ya hazineye ya da ormana kalabiliyordu. Tersi de şöyle: vatandaş, görev yapan elemana, gerekli ikramı yapmışsa, arazisini koruduğu gibi, kendine ait olmayan hazine ve orman arazisi de vatandaşa yazılabiliyordu. Bunun hikayeleri Anadolu’ da çoktur.
Cumhuriyet tarihi botunca, vatandaşın hem Osmanlı zamanında , hem Cumhuriyet döneminde verilen tapusu ve mülkü orman içinde kalmışsa ve itiraz süreleri bitmişse, artık “orman” saylıyordu. Bu bir hukuki ve idari bir cinayetti. Böyle olmamalıdır. İşte şimdi, ilk defa yasama yani TBMM ve iktidar partileri, bu büyük yanlışı ve haksızlığı ortadan kaldırdılar. .
Artık eskiden tapusu olup da, mülkü “orman” içinde- tahdidinde kalanları ve orman yapılan arazileri, artık devlet bedelsiz olarak geri verecek. 100 yıldan beri , bu nitelikte bir kanun şimdiye kadar çıkmadı. Demek ki, istenince ve yapılınca güzel şeyler oluyormuş.
Bu kanunun çıkmasını, kötüye yoranlar olacaktır; ancak bir hak yerini buluyor ve vatandaşın haklı mağduriyeti ortadan kaldırılıyor. Bunu , “ormanlar , bazılarına peş keş çekiliyor” diyenler, bu çıkan kanunu okumadan, anlamadan , cahilliğini ve kötülüğünü kusanlardır. İtibar edilmemesi gereken kişilerdir.
Böylesine hakka ve hukuka ve vatandaş lehine bir kanuni düzenleme yapılabiliyorsa; arkası gelmelidir. Gerçi iktidar partilerinin il ve ilçe başkanları ve milletvekilleri ve iktidar ve muhalefet belediye başkanları karşı çıkacaktır ; ama , yapılması gereken şudur.: Miras kalan tarım arazilerinin, dışarıya satışını önlemek için , bütün sahil bölgelerinde , aynı arazi, her bir parseli yol cepheli yapmak şartıyla , 1000 veya 1500 m2 kadar bölünebilmesi yasal hale getirilmelidir. Yine Fethiye , Seydikemer, Dalaman, Ortaca , Köyceğiz ve Kaş gibi yerler, “villa turizmi alanı “ ilan edilmeli, bir villa alanının en az 1000 ve 1500 m2 den aşağı olamayacağı şekilde imar düzenlemesi bütün toprakları içine almalıdır. Çünkü dünyanın en güzel coğrafyasında bulunuyoruz. Bu bölgenin halkı , artık geçimini villa turizminden elde etmelidir. Velev ki siyasiler ve bürokrasi istemese de.
Bakın bürokrasi ve siyasiler , ağaya hizmet verdiğinde, deniz kıyı kenar çizgisi kalmıyor ; doğal sit alanı kalmıyor ; İmar yok diye bir şey kalmıyor; ağa geliyor denizi kapatıyor ; istediği şekilde otellerini kurabiliyor. Bu hizmetin , aynı şekilde, bu bölge halkına verilmesinde ; “yok mevzuat uygun değil”, “yok burası korunacak alandadır”, “tarım toprağıdır” sözlerini ve gerekçelerini, Anayasal Eşitlik gereğince , sade vatandaşa da söyleyememelisin. Eğer iktidar ve muhalefet partileri , “bu bölgenin insanları zenginleşirse, muhtaç durumda olmazlarsa, bize oy vermezler” diye düşünüp de , bunu yapmıyorlarsa ; evet , vatandaşı sefil hale getirerek daha çok oy toplayabilirler. Ancak , başarı ve mutluluk, başkalarının çaresizliğinden ve mağduriyetinden kaynaklanmamalıdır. Ama biz bunu, bu siyasetçilere nasıl anlatabiliriz ki! 08.07.2026 Ahmet Beserek