Turgay Öztürk’ü anlamak ve anlatmak için önce size Behram Kurşunoğlu’ nu anlatmam gerekiyor. Behram Kurşunoğlu, Teorik fizikte dünyanın en büyük beş fizikçisinden biri. Siz tanımasanız da, onu dünya tanıyor. Bu bir Türk ve Trabzonlu; Yeterli ilmi başarıları elde ettikten ve kendisini Dünya’ ya kabul ettirdikten sonra; bir gün yanlış (!) bir düşünce içine girmiş ve demiş ki, “ para ise kazandım, unvan ise kazandım ; artık gideyim biraz da ülkeme hizmet edeyim” Sizce böyle bir niyet ve fikir doğru ve isabetli midir ? Bu düşünce ile Türkiye’ye geliyor ve Trabzon’ da Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik bölümünde ülkesine hizmet etmek istiyor. Şimdi böyle bir düşünce bizim siyasetçilerimizin yapısına ne kadar aykırı ve yabani bir düşüncedir. Ülkeye hizmet etmek de ne oluyor ? Bu harika insan , gitmiş Rektörlüğe, “Ben demiş, ülkeme hizmet etmek istiyorum. Rektör, demiş ki : “Hocam memnun oluruz”. Hemen , fizik bölümüne kadro açılmış ve görevlendirmesi yapılmış. KTÜ Fizik bölümünde ben ders verdiğim için biliyorum. Her profesörün ve doçentin iki odası, her bir asistanın da bir odası vardı. Behram Kurşunoğlu, elinde çantası ile gitmiş fizik bölümüne; hiç kimse karşılamamış; hiç kimse selam vermemiş ve bir oda bile vermemişler. Elinde çanta, bir hafta boyunca koridorlarında dolaşmış durmuş. Çaycı da, bir bardak çay ikram etmemiş. Çünkü Behram Kurşunoğlu’nun varlığı, diğer profesör ve doçentlerin varlığını gölgede bırakacağı için, asla ona üniversitede hayat hakkı tanınamazdı. İşte bu isabetli fikir galip gelmiş ve en sonunda bu ilim adamımız, “ Lanet olsun” demiş ve tekrar Amerika’ya dönmüş. Bakın bu bizdeki sistemi yürütenlerin büyük bir başarısıdır. Sistem bizde, böyle işler. Behram Kurşunoğlu’nun niyetini ve mücadelesini anlamadan, idrak etmeden, onun karşısındaki olanların yapısını anlamadan , Türkiye’deki bürokratik sistemi ve siyasi yapıyı anlayamazsınız.
Şimdi siyasette bir Turgay Öztürk gerçekliği var. Ona ulaşabiliyoruz ve fikir alış verişinde bulunabiliyorsunuz. Ancak bu adam , mevcut siyasilerin kurulu düzeninin aksine aykırı düşüncelere sahip. Ben mevcut kurulu düzen siyasetine, ne kadar aykırı fikir üretiyorsam, bunlara “evet” diyor. Yani Turgay Öztürk, refahın ve kalkınmanın topyekun olmasını istiyor. Şimdiki iktidar ve muhalefet partilerinin ilçe ve il başkanları, mevcut belediye başkanları, milletvekilleri gibi; halkın ızdırabını ve yoksulluğunu ve çaresizliğini arttırıp , bir kurtarıcı edasıyla siyaseti kurgulamıyor. Diyorum ki, Fethiye ve Seydikemer Villa Turizm alanı olmalı; buna “evet olmalı” diyor. Vatandaşı kaçak imar ve yapıya yönlendirip, asliye cezada yargılanmamalı diyorum, “evet yargılanmamalı” diyor. Belediye imarsız yer bırakmazsa, kaçak yapı oluşmaz ve kaçak yapıdan, belediye ceza kesmemeli diyorum, “ evet ağabey, belediye cezadan gelir elde eden olmasın” diyor. Yani kurulu düzen siyasetine aykırı, daha benim bilmediğim ve akıl edemediğim farklı düşüncelere sahip bir akademisyen; çünkü o bir profesyonel.
İşte Turgay Öztürk, mevcut düzenden nasıl istifade ederim siyasetine aykırı düşüncelerime “evet” diyor ve daha başka teknikleri ve yolları, usulleri önüme açıyor ve ben şok oluyorum. Böyle bir siyasetçinin , bunların arasında ne işi var diyorum ?
Oysa sistem bizde şöyledir: Halk yokluk , yoksulluk , çaresizlik içinde bulmalı ki , siyasetçi “bir kurtarıcı” olarak sahaya insin ; menfaat karşılığı kiraladıklarına alkışlatsın ki, millet de alkışlasın. Belediyeler, elden geldiği kadar kaçak ve ruhsatsız yapılaşmayı teşvik etsin ki, belediyelerin kestiği cezalardan kasası dolsun . Hem her yapılan usulsüzlük belediye başkanının gelecek seçiminin garantisi olsun. Şimdi böyle bir yapılanmaya karşı olan bu adamın, önümüzdeki gelecek seçimlerde, sizce hiç şansı olabilir mi ? Bizdeki iktidar ve muhalefet partilerinin temsilcileri , belediye başkanları da, vatandaşın mahkemelerde yargılanmasından , hem adli para cezası , hem hapis cezaları almasından, hem de belediyeni kestiği imar para cezasından ve yıkım kararlarından o kadar mutlu ve menün oluyorlar ki ; önümüzdeki ilk seçimde , artık sahaya inip , sizin işinizi ben çözerim diyebilirler.
Benim iktidar partilerine tavsiyem, sizin şimdiki varlığınız Turgay Öztürk gibi siyasetçilerin saf dışı edilmesine bağlıdır. Bu işi , fazla uzatmaya gerek yok. Hemen bunu partinizden atın ve sürün. Böylece yanlış ve zehirli düşüncelerle halkın zihnini bulandırmasın. Bunu bir an önce yapmak zorundasınız. Yoksa, durum gerçekten çok ciddi ve vahim bir hal alıyor. Hem bu halkı aldatma ve kandırma siyasetine bir kurban da vermek lazım. Siz şimdi halk olarak kurtarılmayı bekleyen bir durumda olmalısınız ki, siyasetçiler de , bütün dertlerinizi çözmek için sahaya inmeli ve sizi kurtarmalı değil mi ?