HAZ. MEVLÂNÂ DER Kİ!...

"Bâzâ her ançî hestî bâzâ

Ger kâfir u ger u put peresti bâzâ

În dergeh-i mâ dergeh-i növmîdî nîst

Sâd bâr e tövbe şikestî bâzâ"

"Yine gel, Yine gel, Her ne isen, yine gel,

Kâfir, Mecûsi, (ateşperest) Putperest, isen de yine gel.

Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,

Yüz kere tevbeni bozmuş olsanda yine gel"...

Aşk Eri Mevlana, bu sözlerle meşhur olmuş bir hoşgörü sultanıdır.

Doğuda ki batıda ki hayranları Mevlana'yı hep bu sözleri ile bilirler.

Haz. Mevlana'nın bu şiirini şöyle yorumlayanlar da var....

"Gel, pişman ol gel, nadim ol gel, tevbe et, yanlışından dön, vazgeç, rücû et, dön gel, yine gel yine gel....

Merhum Ömer Tuğrul İnançer “Bu beyitler Haz. Mevlana'ya ait olamaz" diyor.

Merhum Tahir Büyükkörükcü hoca efendi bu şiirin Afzal Kâşi adında İranlı bir şaire ait olabileceğini küçük bir eserinde ifade etmişti.

Neyse mevlid sahibi öyle der "söz uzanır ger kalanın der isem"...

Yarın Haz. Mevlana'yı bir başka farisi beytinde birlikte görelim ve ikisi arasında bir karşılaştırma yapalım İnşâAllah...

Geceniz mübarek olsun, gününüz bereketle dolsun.

Her şey gönlünüzce olsun

Gönlünüzden geçenler hakka mutabık olsun.

Selamlar-saygılar efendim..

GÜNÜN DUASI

BİSMİLLÂH!....

عن أنس بن مالك رضي الله عنه أنّ رسو الله ﷺ قال: قالَ اللَّهُ تبارَكَ وتعالى يا ابنَ آدمَ إنَّكَ ما دعوتَني ورجوتَني غفَرتُ لَكَ على ما كانَ فيكَ ولا أبالي، يا ابنَ آدمَ لو بلغت ذنوبُكَ عَنانَ السَّماءِ ثمَّ استغفرتَني غفرتُ لَكَ، ولا أبالي، يا ابنَ آدمَ إنَّكَ لو أتيتَني بقرابِ الأرضِ خطايا ثمَّ لقيتَني لا تشرِكُ بي شيئًا لأتيتُكَ بقرابِها مغفرةً

المصدر: صحيح الترمذي.

الصفحة أو الرقم: 3540.

صحّحه الألباني رحمه الله

------------------

“Ey Âdemoğlu hadisi ve açıklaması.

Enes radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:

“Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.

Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım.” (Tirmizî, Daavât 98. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 172)

—————————-

Peygamber Efendimiz’in bu hadîs-i kudsîde belirttiğine göre Allah Teâlâ kulundan iki şey beklemektedir:

Birincisi,

Kulının kendisini biricik ilâh olarak bilip tanıması,

O’na bütün varlığı ile inanması, hiçbir varlığı Rabbine denk ve ortak tutmaması, şirk koşmamasıdır.

Zira kulun bağışlanmasını sağlayacak tek ve en önemli şey, işte bu tevhid inancıdır.

İkincisi:

Günah batağına düştüğü zaman Rabbine el açıp “Ne olur, beni bağışla Rabbim!” diye yalvarıp dua ettiği takdirde, Rabbinin kendisini bağışlayacağını bilmesidir.

Cenâb-ı Mevlâ bunun sadece bilgi olarak kalmayıp aynı zamanda uygulamaya dönüşmesini istemekte, kulundan kendisine dua etmesini beklemektedir.

Kulun, günahı ne kadar çok olursa olsun bağışlanacağını bilmesi ve kesinlikle ümitsizliğe düşmemesi için hadisimizde dikkat çekici ifadeler vardır.

Her biri cihana bedel şu müjdeler ve insana ümit telkin eden sözler üzerinde minnetle, şükranla ve sevinçle durup düşünmek gerekir:

“İşlediğin günahlar gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa”, “Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen yine de seni bağışlarım”.

Burada, insanın gönlünü ümitle dolduran şu âyet-i kerîmeyi hatırlamak gerekecektir:

“De ki: Ey kendilerine zulmedip aşırılığa sapmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer sûresi, 53)

Demek ki günahın çokluğu, büyüklüğü, kulun tövbe ettikten sonra bir daha günah işlemesi, onun bağışlanmasına ve önünde sonunda cennete girmesine engel değildir. Çünkü Allah, dilediğini yapmakta hür ve serbest olan tek varlıktır. Ona, “Bunu niye böyle yaptın?” diye soru soracak bir güç yoktur. Yeter ki kul tövbesinde samimi olsun.

Tevbe de samimi olmak çok önemli.

Tevbemiz başka bir tevbey muhtaç olmamalı...vesselam....

Rabbim bizleri tevbesi kabul edilen, arı-duru, ter-temiz kimselerle birlikte huzuruna kabul eylesin...

Tevbelerimiz makbul olsun

Allaha emanet olasınız

Halil ARIK