Fethiye TV
SON DAKİKA
3 Dk Okuma
04 Eylül 2026 19:19 76 Okunma Güncelleme: 04.09.2026

İNANÇ VE İMAN ANKETİ ÜZERİNE

Bir yerde, sokakta rastgele kişilere sorular sorarak iman ve inanç anketi yapılmış ve insanların ne kadarının inandığı ve inanmadığı ortaya çıkarılmış ve yüzdeleri verilmiş. Bu anketi inceledim ve pek isabetli buldum. Sonucu şöyle: Ülkemizde, belki d

Bir yerde, sokakta rastgele kişilere sorular sorarak iman ve inanç anketi yapılmış ve insanların ne kadarının inandığı ve inanmadığı ortaya çıkarılmış ve yüzdeleri verilmiş. Bu anketi inceledim ve pek isabetli buldum. Sonucu şöyle:

Ülkemizde, belki de dünyada, insanların büyük bir çoğunluğu imanın altı esasına tam inanmıyor. Bir kısmı Allah’ın varlığına inanmıyor; bir kısmı Allah’a inandığını söylüyor ama bir dini kabul etmiyor; bir kısmı peygamberleri kabul etmiyor; bir kısmı öldükten sonra dirilmeye inanmıyor; bir kısmı ahiretin olduğuna ve olacağına inanmıyor; bir kısmı Kur’an tahrif olmuş diyor. Tam iman edenlerin oranı yüzde olarak çok düşük.

Bediüzzaman’ın “Zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır.” sözü tam da gerçekleşmiş durumda. Eski yıllarda böylesine anket yapmak, internet ve haberleşmenin bu kadar yaygın olması mümkün değildi. Toplumda ve dünyada inananların sayısı ve yüzdesi pek bilinmezdi. Şimdi ise ortaya çıkmış durumda.

Normal hayat içerisinde, insanlarla biraz sohbet ettiğimizde, önümüzdeki Müslüman zannettiğimiz kişilerin aslında tam iman etmediklerini; ama geleneksel olarak yine cenaze namazlarının kılındığını görüyoruz.

Yine bir cenaze defninde yanımdaki kişiye, “Ahiret hakkında ne diyorsun?” dedim. O da, “Öyle saçma şeylere ben inanmam.” dedi. Düşünün, ayıp olmasın diye, bir komşuluk hatırı uğruna cenazeye katılıyor ve cenaze namazını kılıyor. Ama ciddi olarak ahiretten sorulduğunda, “Ahirete inanmayı” bir saçmalık olarak kabul ediyor.

Yine bir uzak akrabama, “Öldükten sonrasına ne diyorsun?” dedim. O da, “Öyle şeyler efsane ve masaldır; insan öldü mü her şey bitti. Yok ahiretmiş, yok cehennemmiş, yok cennetmiş; masal bunlar, masal.” dedi.

Şimdi içinde yaşadığımız bu toplumda neden bu kadar intihar oluyor; neden bu kadar yolsuzluk, dolandırıcılık, hırsızlık ve gasp oluyor; daha iyi anlaşılmıyor mu? Kişilerin Allah’a, ahirete ve hesap vermeye imanları kalmamış.

Siyasetçi ne yapacak? O da bu toplumun bir parçası olduğuna göre topluma uyum gösterecek. Elbette toplumdaki imansızlık ve inançsızlık yüzdesi siyasetçiler için de geçerlidir.

Bana öyle bir meslek veya sanat veya iş gösterin ki öğreticisi, eğiticisi, ustası bulunmasın. Dünyada böyle bir meslek ve iş yok. Yani bir kişinin hiç eğitim, kurs ve staj görmeden öğreneceği bir meslek yoktur. Varsa söyleyin.

Ancak inançsızlık ve dinsizlik, inkâr konusunda kişinin eğitim almasına, çıraklık yapmasına da gerek yoktur. Çünkü küfür ve inkâr, gerçeğe karşı göz kapamak ve gerçeğin üstüne örtmektir ve bu, bir iş ve meslek dalı değildir.

Bir şeyin yok olduğunu söylemek için ya da inanmamak için bir ilme sahip olmanız, çalışmanız ve araştırmanız gerekmez. Gözünüzü yumar ve “yoktur” dersiniz ya da “ben kabul etmiyorum” dersiniz. Bu kadar az enerji yeterlidir.

Ancak iman etmek ve bir şeyin varlığını ispatlamak ise çalışmaya, araştırmaya, incelemeye ve tatmin oluncaya kadar enerji harcamaya bağlıdır.

Şimdi içinde yaşadığımız bu Müslüman artığı toplumda artık çocuklar, kültürel ve inanç yönünden annesine veya babasına ait değil, ellerindeki telefondan sosyal medya şarlatanlarının çocuğu olmuştur.

Ancak bu konuda tedbir alınamaz bir yapıda yaşıyoruz. Ahir zamanda, yılan ve çıyan gibi cehennemi dolduracak insanların yaratıldığı çağa ulaşmış bulunuyoruz.