AŞIK VEYSEL' İ ANMA GECESİNDEN BİRKAÇ SÖZ...

Geçtiğimiz Salı akşamı Fethiye Altı Nokta Körler Derneği' nce düzenlenen Aşık Veysel' Anma Gecesinde kısa bir konuşma yapmamı istediklerinde, seve seva kabul ettim. Hele de teklif eden Eser Tunçoğlu kardeşim olunca ve sunuculuğu üstlenen sevgili arkadaşım Gülseren Pars olunca, büyük bir keyifle kabul ettim. Dostlarımla aynı ortamda bulunmaktan daha keyifli bir ortam olamazdı benim için. Üstelik de Aşık Veysel gibi tarihe altın harflerle ismini yazdıran bir ustanın anma gecesinde konuşma yapmak büyük bir onurdu.

Birbirinden güzel Aşık Veysel türkülerinden sonra sıra bana geldi. Böyle güzel türküleri keyifle dinlemek varken, işi konuşmaya boğmak can sıkıcı olurdu. Zaten uzun konuşmayı da sevmem, uzun uzun yazmayı da. Asıl vurgulamak istediğim noktaya yoğunlaşarak kısa bir konuşma yapıp bana verilen görevi en sade bir şekilde yerine getirmeye çalıştım.

Gerek geceyi Altı Nokta Körler Derneği' nın düzenlemesi gerekse Büyük Usta Aşık Veysel' in özel durumu nedeniyle " engelli olma" durumu hakkında samimi düşüncelerimi açıkladım. Sadece bir noktasını paylaşayım burada.

Doğuştan ya da sonradan bir iki organımızdan yoksun kalabiliyoruz ve yaşama bu eksikliklerimizle tutunmaya, devam etmeye çalışıyoruz epey zor olsa da. Elbette her insan organlarının eksiksiz, tam olmasını arzu eder. Ama ne yazık ki, bu her zaman mümkün olmuyor. Bize düşen, kaderimiz olarak kabullenip, bize verilen malzemeyle, dünyadaki rolümüzü en güzel şekilde oynayıp, aydınlık bir iz bırakarak ömrü tamamlamaktır. Tıpkı Aşık Veysel gibi. Yeter ki yaşama sevincimiz eksik olmasın, pozitif enerjimiz eksik olmasın .

Engelli kardeşlerimiz, yaşama sevinci içinde oldukları zaman, var olan organlar da bunu seziyorlar ve mucizevi bir gayretle eksik olan organların yokluğunu aratmıyorlar, hatta daha fazlasını yapıyorlar. Gözleri görmeyen, dokunarak; kulakları işitmeyen ve konuşamayan işaret diliyle; elleri olmayan ayaklarını el gibi kullanarak; ayakları olmayan ellerini ayak gibi kullanarak bir şekilde yaşama tutunmaya ve yaşamdan keyif almaya, üretime katılmaya, insanlık çıtasını ellerindeki malzemeyi en verimli şekilde kullanarak yükseltmeye çalışıyorlar.

Var olan organlar sevgi ve saygı içinde ve mucizevi bir gayretle, eksik olan organların yerini alıp, yaşamı kolaylaştırdığı için ben böyle olan kardeşlerime " engelli" demeyi haksız ve incitici buluyorum. Zira bir futbol maçında iki takımın da eşit sayıda futbolcularla alınan galibiyetle, iki üc eksik oyuncuyla alınan galibiyet aynı değildir ve bu daha kıymetlidir.

Bence asıl engelli hatta iflah olmaz engelli; bütün organları tamam olmasına rağmen, hiçbir eksiği olmamasına rağmen sabah uyandığında yüzü gözü asık, suratı yerleri süpüren, etrafındakilere negatif enerji saçan, ortalığı kırıp dökenlerdir. Neymiş efendim kendine gelememiş daha . Akşama kadar kendine gelemeyen, artık nereden geliyorsa kimbilir, engelli olan bunlardır . Sabaha sağ salim, eksiksiz uyandığına sevineceğine, neredeyse uyanmasına kahreden tipleri gördükçe, asıl engellilerin bunlar olduğunu düşünüyorum.

Engellere rağmen, büyük bir yaşama sevinci içinde engelleri aşa aşa gelen kardeşlerime yaşamlarında kolaylıklar diliyorum, sevgilerimi sunuyorum.