Fethiye TV
SON DAKİKA
5 Dk Okuma
08 Eylül 2026 16:22 115 Okunma Güncelleme: 08.09.2026

YER ALTINDA SU TESPİTİNİ YAŞATTIKLARI

35 yıldan beri , İstanbul’ da Jeoloji Mühendisi Uğur Özgür Beyin bana öğrettiği çubukla su aramaya ve tespitine başladım. Ben de, kendisine kitabımı hediye ettim, o da bana su arama çubuğunu hediye etti ve nasıl yapılacağını gösterdi. Bu konuda ilk 2

      35 yıldan beri , İstanbul’ da  Jeoloji Mühendisi Uğur Özgür Beyin  bana  öğrettiği çubukla su aramaya ve tespitine  başladım. Ben de, kendisine  kitabımı  hediye ettim, o da bana su arama çubuğunu  hediye etti ve nasıl yapılacağını  gösterdi. Bu konuda ilk  25 yılda  3410 deney  yaptım. Türkiye’de   üç yüzün üzerinde çıkmasına  vesile olduğum su kuyusu var. Piyasada da epeyce yer altında su tespit yapan çubukçular çoğaldı.  Hatta bunun şarlatanları da var. Çubukla  su tespiti yapma işi,  mesleki olarak jeofizik mühendislerinin işidir. Ancak, bunu bilmeyen ve kabul etmeyen ve karşı olan mühendisler de  vardır. Aynı zamanda,  bu sistemi  kullanan    jeofizik ve jeoloji mühendisleri de  var. 
      Şimdi size en son yaptığım su tespitini verilerini anlatayım: Yer: yayla Karaçulha,  Arazide suyun  yüzey genişliği 310 cm. Bu zeminde  alt alta beş adet su bandı  bulunuyor. İlk su damarı 31 metrede başlıyor ve  sulu tabaka kalınlığı 40 cm dir. İkinci  tabaka 58 metrede ve su bandının  kalınlığı 70 cm;  üçüncü  su damarı 82 metre derinlikte ve su tabakası kalınlığı 110 cm. dir.  Dördüncü su  damarı 106 metre derinlikte ve su tabakası kalınlığı  210 cm’dir. Beşinci  su damarı 145 metre derinlikte ve su tabakasının kalınlığı  370 cm. Yukarıdan aşağı doğru bir piramit şeklinde su damaları  gittikçe genişleyen bir tarzda bulunmaktadır.  Hangi metrede kaç  litre  su bulunuyor;  bunu  da ölçebiliyorum; ama bu tespitte  ölçmedim. 
     Bütün çubuklar antendir.  Hangi   maddeden  olursa olsun. Ağaç veya metal olması  fark etmez. Elinde çubukla su arayanların,  çubukları,  su bandının  üzerine geldiğinde, bir kısmı çapraz gelir, ve geri döner;  bir kısmı aşağıya eğilir;  bir kısmı yukarı kalkar. Bu antenler,  biyoenerjiyi böbrek üstü  bezlerden alır. 
     Ankara’da avukat sınıf Arkadaşım Hayrettin  Bıyıklıoğlu , ABB başkanı Mansur Yavaş Ankara’yı  susuz bıraktığı için , o da  evinde  susuzluğa bulaşmış ;  oturdukları binanın  önünde suya baktım ve suyun yerini ,  derinliğini  ve miktarını  tespit ettim ve  o da sonra  keson kuyu açarak suyu 5-7  metren aldı. Şimdi Mansur Yavaş’ı bazı partiler ,  cumhurbaşkanı olması için  paylaşamıyor. Hani bir yanlışlık eseri  ülkenin  başına gelirse, ülkeyi ne hale getireceğini  bilmiyoruz.  Çünkü, bu  insanlar,  akıllarıyla değil , duygularıyla  hareket   ediyor ve bu duyguları da , kiralık  sosyal  medya  şarlatanları yönetiyor. 
    Neyse,  avukat arkadaşıma dedim ki : Şimdi sen benin  ne yapığımı gördün ve test ettin. Senin,  devletin üst kademesinde tanıdığın var mı dedim. O da dedi ki : MAPEK  genel müdürü Arslan  Narin’i  tanıyorum.  Git onunla görüş dedim.  O da görüşü. Neyse, ben de bu müdürle  gidip sahada   tespit  yapacağım. Sonuç şöyle oldu:  Genel  müdür ,  bir anda kararından döndü ; benimle sahaya  gitmekten vaz geçti. Ben aslında böyle  davranışı bekliyordum; hiç şaşırmadım. Çünkü bu ülkede, bürokrasi ve devlet yöneticileri olan  üst bürokrat şöyle çalışılar.  Eğer yapacakları bir işte,  bu ülkenin yüzde yüz menfaati varsa ;  fakat ,  kendileri için yüzde bir  risk varsa, asla riske girmezler ve bu ülke hiç bir fedakarlıkta  bulunmazlar. 
     Şimdi MAPEK Genel Müdürü ,  benimle araziye  çıksaydı ;  bunu  sekreteri başta olmak üzere  yardımcıları  tarafından duyulsaydı ve  sonuçta benim  başarısız olmam yüzde bir ihtimal  tehlike taşıdığı için , kendisini %1 lik  riske etmemek  için , kararından dönerek ,  yüz yıllık akıllı bürokrat   geleneğinden ayrılmadı.  
    Sonuçta şunu söyleyebilirim:  Türkiye’ dek bütün   devlet kurumlarından,   su tespitinde ve  yer altı   kaynaklarını tespitinde,   100 adım daha ilerdeyim. Çünkü ne yaptığımı biliyorum. Eğer  fiziki olarak bütün cisimlerin ve varlıkların ,  kendi  kimyevi  yapılarına göre,  farklı frekans yaydığını bilmeseydim  Ve Kuran-ı Kerimde, İsra Suresi 44. ayette.” Hiçbir şey yoktur ki ,  kendi diliyle Allah’ ı tesbih etmesin”   “yani konuşmasın” ı  bilmeseydim;  bu kadar deney yapamazdım. Madenin atom altı  seviyede , aslında kuru bir madde olmadığını  ve kendine  has bir  frekanstan ibaret olduğunu biliyorum.  Benim  elimdeki,  bir antendir, ama bu anten  maddelerin yaydığı frekansı algılayan bir antendir. Benim yaptığım sadece çubukla su aramak değildir.  Radyo dalga boyutunda  26 km uzağı görür ve algılar ve  9 km  yer altına kadar ölçüm yapar. Ve ışık  hızıyla çalışır. 
      Ama şunu da biliyorum. “Böyle bir şey fiziken  mümkün değil, olmaz, olmamalı”  diyen büyük bilim adamları da vardır. Gittiğim yolda,  benim  hakkımda başkalarının  ne dediği veya ne düşündüğü, beni hiç  ilgilendirmiyor. Çünkü gittiğim  yolu ve ne yaptığımı biliyorum. Ama bürokrasi benim boyutumda değildir. Mesela   bir belediye başkanıyla, bir milletvekiliyle, bu konularda  görüşebilmem  için  , yüzlerce yıl  kapısında beklemem gerekir. Hem niye bekliyeyim ki.,  işim gücüm var.  Çünkü bu yetkili ve görevliler  çok büyük insanlar,  o kadar büyükler ki ;   tanrı Zeus,  yeryüzünde temsilcileri olarak bunları bırakmış. Zeus’ un  temsilcisinin huzuruna  hemen çıkılmaz, ki!   
   Sonunu   şöyle bir hatıramla kaptayım: Yıllara önce ,  bir Pazar günü ,  Aksaray’da  termal  su için MTA   tarafından  kuyu kazılıyor.  Arkadaşımla  gideceğiz;   saha çalışanlarına  haber vermiş;  biz geleceğiz ve tespit yapacağız, demiş.  Bunu duyan çağdaş ve aydın  ve ilerici  mühendisler , karar almışlar,  beni sahaya sokmayacaklar ve  bana ölçüm yaptırmayacaklar. Çünkü ben, onlara göre ,  bilimsel olmayan bir  teknik  kullanıyordum. Pazar günü  tatillerini bırakmışlar ve beni  engelleyecekler.  çünkü, ben ölçüm yaparsam , ülke ortaçağın  karanlığına  gömüleceği için,   sondaj başında   nöbet tutuyorlardı.  Biz araçla sahaya girdik,  arkadaşıma  dedim ki, sen  sondajın etrafını  bir tur dön ;  ve o da dolaştı.; ben araba içinden  ölçümümü yapmıştım . Ve sondaj makinası  termal su  bandının  üzerinde değildi. , biraz  uzağında bulunuyordu. Arabadan indik;  dediler ki “Biz, size burada ölçüm yaptırmayız.” ;  Ben dedim, problem  yok;  ben ölçümünü  yaptım ;  bu kuyudan  termal alamayacaksınız.  Sonuç , 2000 metre  kazıldı, ısıya ulaşıldı  ama termal  suyu alamadılar.  İşte biz böylesine çağdaş ve ileri ve  aydın ve ülkesi için  yüzde bir riski göze alamayan fedakar bürokrasinin  bulunduğu bu  ülkede yaşıyoruz.