Akbelen’deki yurttaşların uzun süredir direndiğini hatırlatan Özcan, “Eylem yaptılar, çadırda yattılar, aç kaldılar, susuz kaldılar. Meclis’te kapı kapı dolaştılar, parklarda nöbet tuttular. 820 bin zeytin dediler, duymadınız. 57 köy dediler, duymadınız. On binlerce dönüm orman dediler, duymadınız” ifadelerini kullandı.

“Bir gecede yaşam sürgün ediliyor: Evin artık senin değil”

Akbelenlilerin hukuk mücadelesine de dikkat çeken Özcan, yurttaşların Anayasa Mahkemesi ve Danıştay önünde hak aradığını belirtti. Özcan, şu ifadeleri kullandı:

“Yüzlerce yıldır yaşadıkları toprağını, evini, hayvanını, mezarını korumak için daha ne yapsın bu insanlar? Soruyorum size, sizin köyünüz yok mu? Bir gecede, tek bir imzayla ‘Evin artık senin değil’ deniyor. Kimin? Şirketin. İnsan bunu kabul edebilir mi? Vicdan bunu yapabilir mi?”

“Acele kamulaştırma seçim öncesi geri çekildi, şimdi neden geri getirildi?”

Acele kamulaştırma kararlarına da değinen Özcan, iktidarın tutarsız davrandığını ifade etti.

“2024 yerel seçimlerinden önce acele kamulaştırmayı getirdiniz, sonra geri çektiniz. Madem doğruydu, neden geri çektiniz? Madem yanlıştı, neden yeniden getirdiniz? Muğla’ya seçim rüşveti mi vermek istediniz?” diye soran Özcan, bu soruların yanıtının 2024 yerel seçimlerinde sandıkta verildiğini söyledi.

“Köylüye yasak, şirkete serbest”

Özcan, köylülerin mağdur edildiğini vurguladı:

“Söğüt köyünde bir yurttaş hayvanının bulunduğu alanı kapattığı için ceza aldığını söylüyor. Oğlunu evlendirecek olan ev yapamıyor, çivi çakamıyor. Ama iş şirketlere gelince her şey serbest.”

“Esra Işık tutuklandı: Direnişi kırmaya çalışıyorsunuz”

Akbelen direnişinin simge isimlerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına da tepki gösteren Özcan, “Bir annenin yüreği yandı, Esra toprağından koparıldı. Acele kamulaştırmayla zorunlu sessizlik dayatılıyor” dedi. Özcan, “Dün Anayasa Mahkemesi önünde söyledik, bugün bir kez daha söylüyoruz: Esra Işık asla yalnız yürümeyecek” ifadelerini kullandı.

“Güç sizde olabilir ama hak bizde”

Özcan, konuşmasını şöyle bitirdi:

“Bu ülkenin çocukları açken sizin derdiniz kâr. Bu ülkenin insanı geçinemiyorken sizin derdiniz rant. Bir şirket kazanacak diye bir halk kaybetsin istiyorsunuz.

Bu toprakları şirket bilançosu, bu ormanları ihale dosyası olarak görmeye utanmıyor musunuz? Güç sizde olabilir ama hak bizde. Yasaları eğip bükebilirsiniz ama adaletin sesi bizde. Ne yaparsanız yapın bu mücadele bitmeyecek.

Esra’yı da alacağız, Akbelen’i de vermeyeceğiz.”