Sendika üyelerinin yoğun katılımının olduğu etkinlikte; Birleşik Emekliler Sendikası (BES) Fethiye şubesi yönetim kurulu üyesi Burcu Yıldız Bülbün tarafından basın açıklaması okundu. Saygı duruşu ve İstiklal marşımızın okunmasıyla başlayan etkinliğe; Birleşik Emekliler Sendikası (BES) Fethiye şubesi başkanı İsmail Yarbaşı ve yönetim kurulu ile sendika üyeleri ve emekliler katıldı.
“Mesele Yalnızca Rakam Meselesi Değildir”
BES Fethiye şubesi yönetim kurulu üyesi Burcu Yıldız Bülbün basın açıklamasında “Bugün burada, alın teriyle çalışarak bu ülkeye yıllarını vermiş milyonlarca emeklinin sesi olmak için toplandık. Bilindiği üzere Aralık 2025 tarihinde TÜİK tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranı yüzde 12,19 olarak duyurulmuştur. Ancak emekli maaş artışlarının belirlenmesinde esas alınan Aralık ayı enflasyon verisi yüzde 0,89 olarak açıklanmıştır. Aradaki bu tablo, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Emeklilerimizin maaş artışları belirlenmeden önce açıklanan düşük oran, maaş zamlarını sınırlı tutmuş; ardından yalnızca bir ay sonra, Ocak 2026 enflasyon oranı yüzde 5,84 olarak ilan edilmiştir. Aralık ve Ocak ayı arasında bu kadar kısa bir süre varken, bu ciddi artışın zam döneminden hemen sonra açıklanması, emeklilerimizin hak kaybına uğradığı yönündeki kanaati güçlendirmiştir. Bugün mesele adalet meselesidir. Mesele yalnızca rakam meselesi değildir. Bugün mesele, bir ömür çalışmış insanların onurlu yaşam hakkıdır. Düşük maaş alan emeklilerin aylıkları 1000 TL’lik Hazine desteği ile 20.000 TL’ye tamamlanmıştır. Ancak biz biliyoruz ki sosyal destek adı altında verilen bu tamamlamalar kalıcı bir çözüm değildir. Emeklinin hakkı geçici desteklerle değil, gerçek enflasyon oranlarına göre yapılan adil artışlarla korunur.” dedi.
“Bu Açıkça Bir Alım Gücü Kaybıdır”
Bülbün, “Enflasyon sepeti ile emeklinin mutfak sepeti aynı değildir. Resmî veriler ile pazardaki fiyatlar örtüşmemektedir. TÜİK’in açıkladığı oranlarla, vatandaşın cebinden çıkan para arasında büyük fark vardır. Bugün pazara çıkan bir emekli; Geçen yıl 10 liraya aldığı ürünü 25 liraya almaktadır. Kiralar katlanmış, elektrik ve doğalgaz faturaları artmış, ilaç katkı payları yükselmiştir. Emekli artık torununa harçlık vermeyi bırakın, kendi sofrasını kurmakta zorlanmaktadır. Aralık ve Ocak ayı arasında oluşan yüzde 4’ü aşan fark, maaş artışından hemen sonra açıklanmıştır. Bu durum, zam döneminde düşük oran açıklanarak emeklinin gelir artışının sınırlı tutulduğu; ardından gelen yüksek oranla alım gücünün hızla eridiği gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu açıkça bir alım gücü kaybıdır. Bu açıkça emeklinin cebinden eksilen paradır. Kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine iktidar partisine mensup bazı milletvekillerinin açıklamalarını hayretle izliyoruz. Sayın milletvekili Özlem Zengin’in emeklilere yönelik kullandığı ifadeler, milyonlarca insanın onurunu zedelemiştir. Hiç kimse emekliyi küçümseyemez. Hiç kimse yıllarını bu ülkeye vermiş insanları rencide edemez. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz; Soyadı “Zengin” olabilir; ancak bugün milyonlarca emekli geçim sıkıntısı içindedir. Emeklilerin yoksullaşmasının sebebi tembellik değil, yanlış ekonomi politikalarıdır. AK Parti iktidarı öncesinde emekliler orta sınıf olarak tanımlanırken; bugün birçok emekli temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle gelmiştir. Emekli artık tasarruf yapabilen değil, borçla ay sonunu getirmeye çalışan bir kesim hâline gelmiştir. Her seçim öncesinde olduğu gibi, yeniden petrol ve doğal gaz bulunduğu yönünde açıklamalar yapılmaktadır. Elbette ülkemizin yer altı kaynaklarının bulunması hepimizi sevindirir. Ancak soruyoruz: Madem bu kaynaklar bulunuyor, Madem ekonomik tablo güçleniyor. Neden emekli hâlâ açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor? Ekonomik büyüme varsa, bu büyümeden emekli neden pay alamıyor? Refah artıyorsa, bu refah neden maaşlara yansımıyor?” ifadelerinde bulundu.
“Geçici Çözümler Değil, Sürdürülebilir Bir Ekonomik Düzen İstiyoruz”
Bülbün, “Bizler popülist söylemler değil, kalıcı çözümler istiyoruz. Buradan taleplerimizi açıkça ifade ediyoruz; Emekli maaşları gerçek enflasyon oranına göre güncellenmelidir. En düşük emekli maaşı açlık sınırının üzerine çıkarılmalıdır. TÜİK verileri şeffaf, denetlenebilir ve kamuoyuna güven verecek şekilde açıklanmalıdır. Emeklilere yapılan destekler geçici yardımlar değil, kalıcı maaş artışları şeklinde olmalıdır. Sağlık katkı payları ve temel hizmet giderleri emekliler için düşürülmelidir. Emekliler bu ülkenin yükü değildir. Emekliler bu ülkenin hafızasıdır. Emekliler bu ülkenin emeğidir, alın teridir. Bizler sadaka değil hakkımızı istiyoruz. Lütuf değil, adalet istiyoruz. Geçici çözümler değil, sürdürülebilir bir ekonomik düzen istiyoruz. Buradan iktidara sesleniyoruz; Emeklinin cebinden tasarruf etmeyin. Bütçe açığını emeklinin sofrasından kapatmayın. Rakamlarla değil, gerçek hayatla yüzleşin. Unutulmamalıdır ki; Bugünün emeklisi, dünün çalışanıdır. Bugünün çalışanı da yarının emeklisidir. Emekliyi korumak, aslında toplumun geleceğini korumaktır. Bizler susmayacağız. Bizler hakkımızı aramaya devam edeceğiz. Bizler onurlu bir yaşam talebimizi her platformda dile getireceğiz. Tüm emeklilerimizi birlik olmaya, dayanışmaya ve haklarına sahip çıkmaya davet ediyoruz” dedi.





