Yaz mevsiminde semt pazarında açtığı tezgahta sipsi satarak geçimini sağlamaya çalışan İşlek, boş vakitlerinde ücretsiz ud, cümbüş ve saz dersleri verirken sipsi üretimi yapıp, müzik aletleri tamir ve onarımı yapıyor.

Yıllar önce ailesi Selanik’ten gelen İzmir Çatalca’da doğan çocuk yaşlarda ailesi ile Fethiye’ye gelen 9-10 yaşlarında cümbüşle tanışan Bahri İşlek, imkansızlıklar nedeniyle ilkokuldan sonra okula gidemedi. Ailesi ile tütün işi yapıp ayakkabı boyacılığı yapan Bahri İşlek, aç karnına okula gittiği yılları hatırlatarak, “Fethiye depremi yaşanmıştı. Deprem yerinde arayan yok, soran yok, iş yok. Eskiden konserler sinemalara gelirdi. Çok heveslendim. O zamandan beri müziğe karşı çok duyguluydum. Fethiye’de düğünler zaten sokak aralarında oluyordu. Annem müziğe karşı duygulu olduğumu anladı, gördü. Sonra konser veren kişilerden bir tane cümbüş alıyor, 50 liraya o zamanın parası. İşte o andan itibaren 9-10 yaşlarında müzik benim her şeyim oldu” dedi.
Whatsapp Image 2026 01 09 At 13.07.29 (Copy)

Yılların Müzisyeni Bahri İşlek, “Doğum yerim İzmir/Çatalca. Anne baba Selanik'ten 4-5 kardeşle geldi. Bir kısmımız İzmir'de kaldı. Ondan sonra annem ve babam Fethiye'ye gelmişler. Orada tütün ekimi yapıyorlardı. Doğal olarak zamanında tütünden başka bir şey yoktu. Annem demiş ki; ‘Kız olursa Bahriye koyacağım, oğlan olursa da Bahri.’ Ve orada doğdum. 2 yaşında Fethiye’ye geldim. Fethiye'de Akıncı İlkokulu’na gittim. O zaman barakaydı. Ayağımda pabuç, önlük desen yok. Ya perişan bir hayat sürüyorduk o zaman deprem zamanıydı. 22 sene barakalarda oturduk. Öğle geldiğim zaman barakada yemek bulamazdım. Geçim şartları çok zordu. Babam hamallık yapardı. O zamanlar 3-5 teneffüs görüldükten sonra eve gidiyorduk. Eve geldiğim zaman tencerede yemek yok, ekmek yok. Aç karnına yine okuluma giderdim. Okuldan çıktıktan sonra ayakkabı boyacılığı yapıyordum. Şartlar çok kötüydü. Deprem yerinde arayan yok, soran yok, iş yok. Eskiden konserler sinemalara gelirdi. Çok heveslendim. O zamandan beri müziğe karşı çok duyguluydum. Fethiye’de düğünler zaten sokak aralarında oluyordu. Annem müziğe karşı duygulu olduğumu anladı, gördü. Sonra konser veren kişilerden bir tane cümbüş alıyor, 50 liraya o zamanın parası. Cümbüşle kendi kendime böyle sesleri takip ederek türküleri, şarkıları çıkarmaya başladım. O zaman da transistörlü radyolarda böyle fasıllar, türküler olurdu. Çok dinledim, çok bilgi edindim. Kendi kendime cümbüş çalmayla, akortu yapmayla kendimi yetiştirdim. Şu anda bütün enstrümanları çalıyorum ama ağırlık cümbüş ve ut. Cümbüşü çaldığım için ut çalabildim. Cümbüşte do perdesi var ama utta do yok, sol üzerinde alt tel var. Cümbüşü çaldığım için udu rahatlıkla çalmaya başladım. Hiçbir güçlük çekmeden daha güzel enstrüman çaldım. Kendimi geliştirip, güzel yerlere geldim. Bu müzisyenlikte başta rahmetli Zeki Müren'in konserine eşlik ettim. Bodrum'da bize gelirdi. Zeki Müren rahmetli bir gün müzik dalı olan bir yerde "Ya bu çocuklar Fethiyeli, yıllardır müzik yapan bir sanatçı olarak hem sanat müziği hem de orkestra olarak çocuklar bu bölümleri, dört dörtlük müziği icra ediyorlar dedi. Çok mutlu olmuştum. TRT’nin Zeki Müren konserinde ardında ona eşlik ettiğim günü hiç unutamıyorum.” ifadelerinde bulundu.

Whatsapp Image 2026 01 09 At 14.42.04 (Copy)

“Orkestra Kurduk”

Bahri İşlek, “Annem kız bulacağım diye 5 tane oğlan doğurmuş. Allah'ın takdiriyle biz de müzisyenliğe hitap ettik. El ele verdik kardeşler olarak. Kendimizi yetiştirdik. Güzel yerlere geldik. ‘Orkestra Kardeşler’ olarak bir araya gelip, çalışmayla birlik beraberlikle odaya kapanıp güzel repertuvarlar yaptık. Bizi dinleyenler, başarılı performanslarımızı görünce tekliflerde bulundular.” Diyerek “Yıllardır orkestra olarak yöremizde görev yaptık. Şimdilerde de özel davetlerde yine sanatımızı ortaya koyuyoruz.” dedi.
Whatsapp Image 2026 01 09 At 13.07.28 (1) (Copy)

“Ünlülere Çaldı”

Pek çok ünlüye müzisyenlik yaptığını ifade eden Bahri İşlek, “Konservatuvara gitmedim. Alaylıyım. Rahmetli Zeki Müren, kardeşimle beni TRT yayınındaki konserine davet etti. Elbette bizim için çok gurur vericiydi. Bodrum'da çok büyük sanatçılarla, Coşkun Erdem, Özer Altın, Ercüment Batanay gibi büyük TRT sanatçılarıyla birlikte 24 parça sazın arasında benim de olmam bana gurur verdi. Bunun yanında İzmir’de Muazzez Abacı'ya eşlik ettik. Muazzez Ersoy, Zekai Tunca gibi ünlü sanatçılara, hatta Bedia Akartürk'e bile çaldık. Hatta fotoğrafımız bile var. Tabii ki. Bir Fethiyeli olarak bizi müşterilere lanse etti. Böyle sanatçılarla birlikte iş yapmak bizi hep onurlandırdı. Bir zamanlar Fethiye’de batan bir gemi ‘Fiorita’ vardı. Kadınların bir çayı vardı. Atilla Atasoy da sahne aldı. Kadınlar Birliği başkanına sormuşlar, orkestra yok mu? O da demiş var ama bilemiyoruz eşlik eder mi? Bu konu bize intikal etti. Gemideki çay partisine biz gittik. Atilla Atasoy nasıl olduğunu biliyor musun? Fethiye'de böyle bir orkestra var mı? Dedi. Ve onun güzel bir parçasını çaldık. Repertuara aldık. O kadar memnun oldu ki, Atilla Atasoy ile adeta bir dost olduk. Ünlülerle çok güzel anılarımız oldu.” dedi.
Whatsapp Image 2026 01 09 At 13.07.28 (Copy)Whatsapp Image 2026 01 09 At 13.07.26 (Copy)

“CD'lerle düğün yapıyorlar”

İşlek, “Fethiye’de eskiden düğünler süper olurdu. Zaten bizden başka bir orkestra yoktu. Düğünlerde masalarda herkes aileleriyle oturuyordu. Çok güzel dans programları olurdu ve bir saat hazırlardık. Değerli, Fethiye'de sözü geçen, bilinen bir kişiyi anons ettiğimiz zaman böyle oyun havasına çıktığı zaman kendisi de yağmur gibi bahşişler gelirdi ve müzisyene bir saygı vardı, güzellikler vardı. Ama şimdi maalesef o güzellikler kalmadı. Düğünlerin tadı tuzu yok. Şimdiki müzisyenler maalesef bilgisayarlarla, CD'lerle düğünleri yapıyorlar. Bizim zamanımızda biz sahneye çıktığımız zaman ha kaseti dinlerdin, ha bizi dinlerdin. Düğünlerde giyimimizle, müziğimizle her şeyimizle bir ahenk vardı. Sanatsal olarak artık iş yapmıyoruz. Çünkü yaşımızı aldık. Orkestra durumu artık bitti. Ama bizim zamanımızda böyle elektronik cihazlar veya bilgisayar yoktu. Amfili cihazlarımız vardı ve çok güzel bir müzik icra gerçekleştiriyorduk. Bir bateri, bir ork olmayınca müzik olmuyordu. 5 kişi gümbür gümbür sahneye çıkıyorduk. Bizi Çalış Plajı’ndan dinliyorlardı. Böyle bir güzellikte müzik icrası gerçekleştiriyorduk. Ve gündüzleri evimizde çalışma yapardık. Repertuarı gözden geçirirdik. Kendi kendimizi yetiştirirdik. Dayanışma ile rahmetli annemiz bir tencerede yemek yapardı. Birlik beraberlikte oturur, yerdik. Herkesin yemeğini yedikten sonra kendi odalarına, evlerine çekilirdi. Ve biz öylelikle kendi kendimizi müzik için yetiştirip hayatımızı sürdürdük. Allah izin verdiği sürece işlerimi devam ettireceğim. Kesinlikle müzikten kopamıyorum. Yani mezara kadar böyle devam edecek. Ayaklarımız, elimiz artık ne zaman tutmayacak, o zaman bırakacağım ama yaşadığım müddetçe bırakmam, müzikten kopamıyorum. Müziğe devam ediyorum. Ve sanatıma değer veriyorum.” dedi.

Whatsapp Image 2026 01 09 At 13.07.27 (1) (Copy)

“Bu Kültürü Yaşatacağım”

İşlek, “Eski günlere dönme şansımız maalesef yok. Çünkü herkes artık kaderine çekilmiş durumda. Ama ölünceye kadar sipsi yapıp, çocuklara müzik aleti öğretmeyi sürdüreceğim. Bu kültürü devam ettireceğim.” İfadelerinde bulundu.