Av. Ahmet Beserek
FUTBOL SEYİRCİLİĞİ VAHŞETİ
Bir futbol maçında, Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçında, Gençlerbirliği seyircisi ve taraftarı olan bir vatandaş, kendisini futbolla zehirlediği gibi, çocuğunu da futbol seyirciliğiyle zehirlemek için, 4 yaşındaki masum yavrusunun sırtına Fenerbahçe forması giydirmiş ve Gençlerbirliği seyircilerinin içinde oturuyor. Gençlerbirliği taraftarı ve amigosu olan bir vahşi, bu çocuğun sırtında Fenerbahçe formasını görünce; kuduruyor ve küçük çocuğa sözle saldırıyor. Eğer polis yetişip ve çocuğu babasından alıp uzaklaştırmasa, belki de küçük çocuğu katledecek ve öldürecek. Küçük çocuk, daha takım tutmanın ne olduğunu bilmiyor; ama o vahşi, küçük bir çocuğu eline geçirse; ilk fırsatta orada boğup öldürecek derecede, bağırıyor ve saldırıyor. Büyük Şeytan, bu eserinden çok mutlu ; çünkü insanların sadece duygularına değil , beyinlerine de hükmettiğini görüyor. Artık toplum, elinde bir oyuncak haline gelmiştir.
Geçenlerde , Fenerbahçe – Beşiktaş maçında , bizim mahallenin sokak başındaki kafede , bir kısım Fenerbahçeli taraftar gençler toplanmış; ekranı daha iyi görmek için mekanı karanlığa gömmüşler, ellerinde davul ve tezahüratlarla yer yerinden oynuyor; güm güm , bağırıyorlar ve çağırıyorlar. Eğer sokaktan yanlışlıkla sırtında Beşiktaş forması bulunan üç- beş yaşında bir çocuk geçse, hemen ona saldırmaya hazırlar; ellerine fırsat geçerse öldürecekler ve katledecekler gibi bir yapıları var. Yaptıkları gürültüden komşuları rahatsız olur mu, bebek varsa uyanır mı, hasta varsa rahatsız olur mu, diye bir düşünceleri yok, nezaketleri yok; çünkü hepsi afyonlanmış ve seyircilik sarhoşu olmuşlar. Ne yaptıklarını kendileri de bilmeyen bir vahşiler ordusu oluşturmuşlar.
Sahada oynayan bir futbolcu , oynadığının karşılığından cebine milyonları katarken, bu vahşiler, hayatlarında hiç bir başarı gösteremedikleri için takımlarının attığı gol ile coşuyorlar veya takımlarının yediği golde, hiçbir iş yapıp da mağlubiyet yaşamadıkları için kahroluyorlar. Toplumun bu yapısı, bir insanın hayvani duygularıyla nasıl ele geçirildiğini, nasıl güdüldüğünü ortaya koyuyor.
Evet, şimdi biz, muhakemesini kaybetmiş , vicdanını kaybetmiş, akl-ı selimini kaybetmiş böyle caniler ve vahşiler ordusu içinde yaşıyoruz. Toplumları ve devletleri yöneten Büyük Şeytan, bu durumdan çok memnun ve mutlu. Bu sayede birileri de kara paralarını aklıyor ve toplumun bir kesim de, bu sahte başarılarla ve mağlubiyetlerle kandırılıyorlar.
Artık bu vahşi futbol seyirciliği , iktidar ve muhalefet partilerince de teşvik ediliyor. Çünkü iktidar ve muhalefet yanlısı medya da, tolumun böylece yönlendirilmeye açık olmasını, kendileri için altın bir fırsat olarak değerlendiriyorlar. Çünkü artık, kişiye ve topluma hiçbir şey kazandırmayan yayınlarla, bu toplumu, sadece kendilerinin kazanmasına hizmet eder hale getirmiş bulunuyorlar. Diyelim ki, ben bu görüşlerimde hatalıyım ve yanılıyorum. O zaman çok basit bir deneyle , her hangi bir derbi maçında , statta hiç polis görevlendirilmesin, seyircilere her türlü sopa ve silahını sahaya sokma hakkı tanınsın ve maç içinde ve sonunda, bu seyirciler arasında , ne kadar cinayet, kavga, yaralama ve öldürme olacağını kim tahin etmez ? İşte bu futbol seyirciliğinin , sporla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Futbol seyirciliğinin, bir spor olmadığını bilenler, “gençleri özendirmek lazım” diyorlar. Ama öbür tarafta ferdi sporları arka plana atıyorlar. Çünkü ferdi sporla yetişen iyi karakterli ve iradeli, aklı selim sahibi gençleri, “bir sürü olarak” güdemeyeceklerini iyi biliyorlar. Ferdi sporlarda, insan önce kendisiyle yarışıyor; futbol seyirciliğinde, bir asalak ve parazit olarak oturduğu yerden gol atıyor veya gol yiyor. Ama, bu saçmalığı gördükleri halde, görmezden geliyorlar. Çünkü siyasi partilerimiz de, iradesini sloganlara teslim etmiş sürüler lazım. Bu şartlandırma - İvan Pavlov’ köpeği gibi - öylesine bir raddeye gelmişiz ki, yarın bir gün, yolsuzluktan yargılanan liderleri, itirafçı olsa; “ Evet ben bütün bu rüşvet ve irtikapları yaptım, en büyük yolsuzluğu ben yaptım ” dese; bu sefer bu uyuşturulmuş siyasi parti taraftarları diyecekler ki: “ Biz bu itirafı kabul etmiyoruz, sen asla itirafçı olamazsın” deyip yine suçu yargıya veya bir başkasına atacaklardır.