Fethiye TV
SON DAKİKA
3 Dk Okuma
11 Eylül 2026 13:28 110 Okunma Güncelleme: 11.09.2026

FUTBOL SEYİRCİLİĞİ VAHŞETİ

Bir futbol maçında, Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçında, Gençlerbirliği seyircisi ve taraftarı olan bir vatandaş, kendisini futbolla zehirlediği gibi, çocuğunu da futbol seyirciliğiyle zehirlemek için, 4 yaşındaki masum yavrusunun sırtına Fenerbahçe

       Bir futbol maçında, Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçında, Gençlerbirliği seyircisi ve taraftarı olan bir vatandaş, kendisini futbolla zehirlediği gibi, çocuğunu da futbol seyirciliğiyle zehirlemek için, 4 yaşındaki masum yavrusunun sırtına Fenerbahçe forması giydirmiş ve Gençlerbirliği seyircilerinin içinde oturuyor.  Gençlerbirliği taraftarı ve amigosu olan bir vahşi,  bu çocuğun sırtında Fenerbahçe  formasını görünce; kuduruyor ve küçük çocuğa  sözle saldırıyor. Eğer polis yetişip ve çocuğu babasından alıp uzaklaştırmasa,  belki de küçük çocuğu katledecek ve öldürecek.  Küçük çocuk,  daha takım  tutmanın ne olduğunu bilmiyor;  ama o vahşi, küçük bir çocuğu  eline geçirse; ilk fırsatta orada boğup öldürecek derecede,  bağırıyor ve  saldırıyor. Büyük Şeytan,  bu eserinden çok mutlu ; çünkü insanların  sadece duygularına değil ,  beyinlerine de  hükmettiğini  görüyor. Artık toplum,  elinde bir oyuncak haline gelmiştir.    
    Geçenlerde , Fenerbahçe – Beşiktaş  maçında ,  bizim  mahallenin sokak  başındaki  kafede , bir  kısım Fenerbahçeli  taraftar  gençler  toplanmış; ekranı  daha iyi görmek için  mekanı   karanlığa gömmüşler,  ellerinde davul ve tezahüratlarla  yer yerinden oynuyor; güm güm , bağırıyorlar ve çağırıyorlar. Eğer sokaktan  yanlışlıkla sırtında Beşiktaş forması bulunan   üç- beş yaşında bir çocuk geçse, hemen ona saldırmaya hazırlar; ellerine fırsat geçerse öldürecekler ve katledecekler gibi  bir yapıları  var. Yaptıkları gürültüden komşuları rahatsız olur mu, bebek varsa uyanır mı, hasta varsa rahatsız olur mu, diye bir düşünceleri yok, nezaketleri yok;  çünkü hepsi afyonlanmış ve seyircilik sarhoşu olmuşlar. Ne yaptıklarını  kendileri de  bilmeyen  bir  vahşiler ordusu  oluşturmuşlar.   
      Sahada oynayan  bir futbolcu , oynadığının  karşılığından  cebine  milyonları katarken, bu vahşiler, hayatlarında hiç bir başarı gösteremedikleri için takımlarının  attığı gol ile  coşuyorlar   veya   takımlarının  yediği  golde,   hiçbir iş yapıp da mağlubiyet yaşamadıkları için  kahroluyorlar. Toplumun bu yapısı, bir  insanın hayvani  duygularıyla  nasıl  ele geçirildiğini, nasıl güdüldüğünü  ortaya  koyuyor.   
     Evet,  şimdi biz, muhakemesini kaybetmiş , vicdanını  kaybetmiş,  akl-ı selimini  kaybetmiş böyle  caniler ve vahşiler ordusu  içinde yaşıyoruz. Toplumları ve devletleri yöneten  Büyük Şeytan,  bu durumdan çok memnun ve mutlu. Bu sayede  birileri de kara paralarını aklıyor ve  toplumun   bir kesim de, bu sahte başarılarla ve  mağlubiyetlerle   kandırılıyorlar. 
    Artık bu vahşi futbol seyirciliği , iktidar  ve muhalefet partilerince  de teşvik ediliyor.  Çünkü iktidar ve muhalefet yanlısı medya da, tolumun böylece yönlendirilmeye açık olmasını, kendileri için altın bir fırsat olarak  değerlendiriyorlar.  Çünkü artık, kişiye ve  topluma   hiçbir şey kazandırmayan yayınlarla, bu toplumu,  sadece kendilerinin  kazanmasına hizmet eder hale getirmiş bulunuyorlar. Diyelim ki, ben bu görüşlerimde hatalıyım ve yanılıyorum.  O zaman  çok basit bir deneyle ,  her hangi bir derbi maçında , statta  hiç polis görevlendirilmesin, seyircilere her türlü  sopa ve silahını   sahaya sokma hakkı tanınsın  ve maç içinde ve sonunda, bu seyirciler  arasında ,  ne kadar cinayet,  kavga, yaralama ve öldürme  olacağını  kim tahin etmez ? İşte bu futbol seyirciliğinin , sporla  uzaktan yakından  bir ilgisi yoktur.   
     Futbol seyirciliğinin, bir  spor olmadığını bilenler, “gençleri özendirmek lazım” diyorlar. Ama öbür  tarafta ferdi sporları arka plana atıyorlar. Çünkü ferdi sporla yetişen  iyi karakterli ve iradeli,  aklı selim  sahibi  gençleri,  “bir sürü olarak”  güdemeyeceklerini  iyi biliyorlar.  Ferdi sporlarda,  insan önce  kendisiyle yarışıyor; futbol seyirciliğinde,  bir asalak ve parazit    olarak oturduğu yerden gol atıyor veya gol yiyor. Ama, bu saçmalığı gördükleri halde,  görmezden geliyorlar. Çünkü siyasi partilerimiz de,  iradesini sloganlara teslim etmiş sürüler lazım. Bu  şartlandırma  - İvan Pavlov’ köpeği gibi  -  öylesine bir raddeye gelmişiz ki, yarın bir gün,  yolsuzluktan yargılanan liderleri, itirafçı olsa;  “ Evet ben bütün bu rüşvet ve  irtikapları  yaptım, en büyük yolsuzluğu  ben  yaptım ”  dese;  bu sefer bu uyuşturulmuş siyasi parti taraftarları  diyecekler ki: “ Biz bu itirafı kabul etmiyoruz, sen asla itirafçı olamazsın”  deyip yine suçu yargıya veya  bir başkasına  atacaklardır.