Coşkun Karabulut
TEMİZ TOPLUM
bakıyorum ekranlara
temiz bir çevre için
takıyorlar yakasına herkesin
canlı yeşil bir yaprak
peki ya
temiz bir toplum için
hangi renkte neremize ne taksak
bilmemki CK
Bu şiiri 15/20 yıl önce yazmışım. TEMA VAKFI temiz bir çevre için, yeşil bir dünya için çabalayıp durduğu, toplumda farkındalık yaratmaya çalıştığı günler yazmışım. Şimdi öyle bir çaba da, niyet de kalmadı ya çok şükür.
Sanki çevreyi kurtarmışız da, toplum ne olacak kaygısı almış beni. Alsa ne olacak ki? Tolstoy bile yaza yaza baş edememiş yıllarca. Doymak bilmeyen gözü aç insanların, dünyayı ve insanlığı getirdiği durum Adem a.s' den beri hiç değişmemiş ki. Habil ve Kabil ' den başlayıp, değisik versiyonlarıyla günümüzde gördüğümüz tamahkârların durumu hep aynı. Doymak bilmez açgözlerin hikâyesi...
Yıllar önceki 301 yurttaşımızın hayatını kaybettiği Soma faciasindaki korkunç duyarsızlık karşısında duyduğum kaygıyı anlatan yazımdan bir bölümü şöyleydi:
"Roman, öykü, şiir, deneme ve dünya kadar edebi kitapları yazarlar niye yazarlar diye düşünmüşümdür hep. Sizler de düşünmüşsünüzdür. Öyle beylik laflar sıralayıp yanıt vermek kolay. Kendilerini ifade etmek için diyenler olabilir. İç duygularını dışarıya vurmak, yaşadıkları insanlık durumlarını yansıtmak, çevrelerinde rastladıkları iyi ya da kötü ilginç karakterleri işlemek, aşkı , sevgiyi, acıyı, nefreti daha bir sürü şeyi açıklamak için yazabilirler.
Dünya çapında iyi yazarların daha üst bir amaçları olmalı değil mi? Tolstoy’u okudunuz mu hiç. Rusya’da doğmuş (1828-1910) ve 82 yaşında ölmüştür. Savaş ve Barış, Anna Karanina, Kazaklar, Hacı Murat, İman Nedir, Efendi ile Uşak, İnsan Ne ile Yaşar başta olmak üzere çok sayıda roman ve öyküye imza atmış olan yazar, ömrü boyunca hep “ yaşamı nasıl yaşamalıyız?” sorusuna yanıt aramış ve eserlerinde de bunları çarpıcı biçimde işlemiştir.
Şimdiye kadar okuduğum roman ve öykülerinde ben de kafamdaki aradığım sorunun yanıtını buldum. Tolstoy, işlediği onlarca karakter arasında en fazla, dünyada gözü doymayan, tamahkâr zengin insanların, öbür dünyaya da gözleri açık gittiğini, gözümüzün içine baka baka anlatır. Hani “ gözünü toprak doyursun” derler ya, toprağın bile zor doyuracağı faltaşı gibi açılmış gözlerle, malı mülkü dünyada bırakıp gidenleri anlatır. Bu ne doymazlıktır, ne gözü açlıktır? Dünyayı yeseler doymayacak adamlar, hiç ders almadan, bir gram kanaat etmeden tepetaklak gidiyorlar dünyadan.
Şimdi durup dururken nereden çıktı Tolstoy demeyin sakın. Bizi yönetenlerden tutun da işverenlerden tepedeki bürokratlara kadar bir bakın. Onların hırsları, açgözlülükleri, tamahkârlıkları, kural dinlemezlikleri yüzünden her gün....."
Evet gerisi aynı . Sonra neler oluyor neler. Ne canlar gidiyor, ne aileler yıkılıyor...