Av. Ahmet Beserek
TÜRK BÜROKRASİSİNİN ÇAĞLARI AŞAN ÜSTÜNLÜĞÜ
Gençler hayalle, yaşlılar hatıra ile yaşarmış. 1980 li yıllarda, şahit olduğum bir olayda; KTÜ orman fakültesinde bir öğretim üyesi ağabeyim vardı. Kendisiyle ara sıra sohbeti ederdik. Her yıl Eylül ayında, rektörlük lojmanları dağıtır. O yıl , lojman sırası gelenlere lojmanı verilirdi. Nedim Saraçoğlu ağabeyime Eylül ayında lojman çıkmamış; bunu , annesi de, teyze kızı Ayfer Sungurlu’ ya söylüyor. Ayfer Sungurlu da, Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’ ya söylüyor. Adalet Bakanı da KTÜ Rektörünü arıyor ve “bizim yeğene bir lojman çıkmamış”. diyor. Rektör diyor ki : “Sayın Bakanım, ne demek çıkmamış; böyle bir şey olamaz; siz lojmanı çıkmış kabul edin” diyor. Ve hemen Şubat ayının sonunda , rektör sekreteri arıyor ve “ Nedim Bey , hayırlı olsun, sana lojman çıktı” diyor. Artık Eylül ayına kadar beklemek yok. Nedim Ağabey gidiyor, lojmanın anahtarını alıyor ve lojmana yerleşiyor. İşte böyle bir olay, artık Türk bürokrasisinin, çağları aşan bir zaferidir. Ne yapıyorsun; bir kimseye alması gereken bir hakkı vermiyorsunuz ; hakkını alamayan ne yapacak? Elbette ya bir siyasetçi, ya da daha üst bir makamda bulunanı bulacak. Böylece, akıllı bir bürokrat, vatandaşa hakkını vermez ve yapması gerekeni de yapmaz. Vatandaş da sıkışınca, bir üst yetkiliye ya da siyasetçiye ulaşacaktır.
. Böylece, bürokrasi, yapması gerekeni yaparken veya vatandaşa hakkını verirken , kendisine ya üst makamdaki yetkiliyi gebe bırakıyor; ya da siyasetçiyi gebe bırakıyor. Böyle bir bürokrat, hem üst makamdakinin işine geliyor, hem de siyasetçinin işine geliyor. Ülkede yapılması gereken yapılırken, bak kaç kişi bundan avantaj sağlıyor.
Olaya siyasetçi açısında bakalım: Diyelim ki , milletvekili oldunuz ; “ kendi döneminizde kaç kişini bu şekilde çözülmez işini çözdünüz” diye sorarlar adama. Seçim bölgenizde ne kadar böylesine işlere aracı olmanız, sizin gücünüze güç katıyor. Akıllı bir siyasetçiye göre, bürokrasi, elden geldiğince, görevlerini yapmamalı, vatandaşları mağdur etmeli ki, bu mağduriyetten ona “ekmek” çıksın ve sizin her şeyi çözdüğünüz, yardımcı olduğunuz topluma iyice yerleşsin. Siyasetçiye göre, akıllı bürokrat, insanları mağdur etmeli ve siz , bu mağduriyeti bir telefonla veya ziyaretle gidermelisiniz.
Akılı bürokrat ne yapar ? Ziya Paşa diyor ki : “Bütün şartlar evrak ile ilan edilir ; ama asıl yapılacak iş kulağa söylenir.” Bir işe eleman alınırken veya bir iş verilirken, bütün şartlar gazete ile resmi olarak ilan edilir. Ancak, asıl yapılacak iş, birisinin yasadışı müdahalesi ile kulağa söylenir. Siyasetçi, “işte tam aradığımız ve istediğimiz bürokrat bu” demeli; bürokrat da, yerini garantilemek veya daha yüksek makamları elde etmek için, siyasetçiden veya üst amirden bir işaret almadan parmağını kıpırdatmamalıdır.
Geçek Türk bürokratı, şahsi menfaatlerini, milletin zararında gören ve bilendir. Kendisinin yüzde birlik bir zararı olsa, vatanın ve ülkenin ve devletin yüzde 99 luk menfaati olsa, kendisini riske etmeyendir. İşte bu sistem, siyasetçinin ve bürokratın, ülkemizde çağları aşan üstünlüğünü ortaya koyuyor. Haklıya hakkını vermek ve iltimas geçmemek ve vatandaşa eşit davranmak, ancak siyasi nutuklarda ya da açılış konuşmalarında yapılır. Bu ülkede , asıl önemeli olan, bulunduğun mevkii , bir menfaat çarkı olarak kullanmak ve bir taşla üç kuş vurmaktır. Ülkeyi düşünmek ve vatanın selameti için fedakarlıkta bulunmak, eskilerin bir hastalığıdır. Zaten böyle yapanlar da bulundukları makamı koruyamazlar. Artık biz, çok çağdaş, aydın ve çok ileri bir sistemde bulunuyoruz.