Yazmak Gelmiyor İçimden

Gazze'de son iki yılda dünya kadar çocuk öldü. Daha onların içimizde düşürdüğü ateş küllenmeden, ABD ve İsrail' in İran'a yaptıkları saldırının daha başında kız öğrencilerin okuduğu bir okulun vurulması sonucu 108 kız çocuğu hayatını kaybetti. Hayatlarının baharında, henüz hayata adım atamadan hayatlarını kaybettiler. İçim cız etti. Allah'ım nedir bu çocukların çektiği!

Nerdeyse her saat, her dakika, her saniye kadınların, çocukların acımasızca katledildiği bir dünyada, sanatla edebiyatla uğraşmak biraz abartı, gereksiz lüks davranış hatta biraz şımarıklık gibi geliyor bana.

İçimizi paramparça eden bu ölümler aralıksız devam ederken hiçbir şey yapamadan, ekranlardan dizi seyreder gibi çaresiz seyretmek bir insan olarak zoruma gidiyor doğrusu. Yüzlerce çocuğun bir bombayla yaşamdan koparılışını sessizce izlemek utanç veriyor bana. Bu utançla şiir mi yazacağım, öykü mü yazacağım? Onurlu, erdemli bir şaire yakışır mı eli kolu bağlı sessizce seyretmek?

Sahi böyle durumlarda şair ve yazarlara yakışan nedir? " Ne yapalım hayat devam ediyor " deyip umursamadan sanat yapmaya devam mı yakışır yoksa şair ve yazar asıl böyle dönemlerde sesini haykırması lazım deyip yazma çizme işinin yanında hayatın ortasına dalıp etkili uyarılar ve faaliyetler mı yapmalı?

Yazmak gelmiyor içimden. Bu çirkin savaşların bitmesinde bir katkım olmuyorsa, neye yarar şair olmak, yazar olmak! Bilmiyorum. Ama dünyadaki bütün şair ve yazarlar birleşip, seslerini daha gür haykırırsa duyulur mu acaba? Dünyada kendilerini seven ve uzun ve güzel yaşamaları için şair/yazar abilerinin ablalarının olduğunu bilmeleri, çocuklara yalnız olmadiklarına dair güven verir mi, moral olur mu?