Fethiye Edebiyat Grubu, Fethiyeli ve komşu kentler şair ve yazarlarından oluşan gönüllü bir sosyal medya platformu. 2018 yılında üç arkadaş bu grubu kurduk ve yazan çizen , düşünen, edebiyatı seven güzel insanlara kucak açtık ve geldik bugünlere. 8 yıl olmuş.
Sadece Fethiye içinde değil; Antalya, Muğla, Aydın, Mersin gibi dost şair ve yazarların bulunduğu yörelerde de söyleşi ve imza günleri yaptık. Şiir ve yazılarımızı tercüme ettirip, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan gibi kardeş Türk Dünyası Ülkelerine giderek Ata topraklarında etkinlikler yaptık. Şair, yazar ve okurlarla buluştuk. Onları ülkemize davet ettik. Kısacası abartı olmazsa, Fethiye' yi Edebiyatın kalbi yaptık.
Fethiye Edebiyat Grubu mensubu arkadaşların ürünlerinin kitaplaştırılıp okurla buluşmasında katkıda bulunduk. İçimizde kitabı olanlar dışında, yazmayı seven ancak henüz bunları kitaplaştıramamış arkadaşlar da var. Yaşı ne olursa olsun yazarak bu dünyada bir iz bırakmak isteyen tüm dostlara destek veriyoruz ve onları yazmaya teşvik ediyoruz
Grubumuzun değerli öğretmenlerinden Fahrettin Tayçu da , yazmayı seven bir arkadaşımız. Anadolu'nun değisik yörelerinde, zor koşullarda ve imkânsızlıklar içinde küçük beyinlere ışık saçan bir köy öğretmeni olarak,elli yıl önceki anılarından aklında kalanları kaleme dökerek kalıcı hâle getirmeye çalışıyor. Bizler de değerli ögretmenimizi bu güzel uğraşında yalnız bırakmamak ve desteklemek amacıyla yazılarını zevkle okuyoruz.
Ben de bu haftaki köşemde sevgili öğretmenime bir jest yapayım dedim ve anılarından kısa bir kesiti sizlerle paylaşmak istedim. Umarım bir teşvik olur ve nice ürünlere vesile olur.
Fahrettin Tayçu' dan bir küçük anı:
"Anadoluda bir köyde öğretmendim. Köyle ilçe 8 saat uzaktaydı. Dağlar Eylül ve Nisan arası kardan kapalı.. Köyde öğretmenin dışında devlet görevlisi olmaz. Kar diz boyu ve hava çok soğuk. Kışın köyde bir hanım hasta. Nisan ayı beklendi. Benim de kalbimde ritim bozukluğu var. Doktora gitmem gerek. Hasta hanımı atın üstüne bağladılar. Ayaklarını heybenin içinde. Karnının altına yastık. Kat kat battaniyeye sardılar. Köyde sağlam kişiler en az 20 kişi yola çıktık. Sonuçta Sivrice 'ye uzun ve yorucu yolculuktan sonra yaklaştık. Kadının oğlu Faramuz' u sağlık ocağına ambulans için gönderdiler. Ben, en arkada yürüyordum. Kadın atın üstünde hareketsiz kaldı. Öldüğünü anladım . Köylülerden birisi ayaklarını yokladı.o,an. Fikret baco geçirdi dediler.insanlar yere çömeldi, başladılar çırpınmaya ve ağlamaya. Ben de köylülerle beraber ağlıyorum. At ve atın üstünde ölü bir kadın, ağlayan insanlar. Aradan 60 yıla yakın zaman geçti. Son derece üzücü ve hüzünlü sahneyi unutamam. Köylüler geri döndüler. Sivrice' ye yaklaştım, ağlıyorum . Faramuz önümden geldi, durumu anladı. Anam geçindi diyerek ağlayarak ve koşarak gitti. Cenaze yakın köy içinden geçiyor. O köyden halkta cenazeye eşlik ediyorlar. Gidiş ve dönüş.12 saat.umut ve sonuçta umutsuzluk."
