Yaş ilerleyince mi insan daha duyarlı hâle geliyor, yoksa gerçekten eskiden öyle miydi bilmiyorum ama, nezaket, saygı, umursama, sorumluluk, vefa ve. gibi eskiden daha çok sahip olduğumuz insana yakışan duygu ve davranışları kaybediyoruz kaygısına kapılıyorum. Giderek daha kaba ve duyarsız bir toplum oluyoruz sanki.
Hani, zaten işi gücü para kazanmak olan, hatta her ne pahasına olursa olsun rantçılık yaparak , eşi dostu, çevresini para getirici saflar olarak gören paragözlerin durumlarını biliyoruz ve elimizde- avucumuzdakileri kaptırmamak için tedbirli olmaya çalışıyoruz da, beklemediğimiz okur yazar kesimindeki bazılarından tuhaf davranışlar görünce, insan hayal kırıklığına uğruyor
Geçen gün üç beş arkadaş sohbet ediyoruz. Arkadaşın birisi , benimle ilgili bir şeyler anlattı. Dinledim, güldük neyse. Bunun üzerine ben de anlatılanlar benimle ilgili olduğu için, olayı daha ayrıntılı anlatıp renklendirmek istedim . Tam bir iki laf ettim , heyecanla anlatırken, birden ne olduysa arkadasın birinin aklına bir şey geldi . Baktım o konuya hemen atladılar. Ben daha lafımı tamamlayamadan hatta daha yeni başlamışken, başka konuya atlayan arkadaşa yönelince insanlar, ağzım açık öylece kalakaldım . Aslında öyle uzun konuşup dinleyenleri esir etmek gibi bir huyum yoktur. Kısa ve net konuşurum . Şiirlerim de öyledir.
Hani diyeceğim şu: Madem benim anlattığımdan daha ilginizi ceken bir lafa daldınız, nezaketen de olsa insan bir döner ve " hocam kusura bakmayın, nerede kalmıştınız buyrun devam edin" gibi bir gönül alır. Nerdeee o incelik Adamlar zaten dinlemiyormuş ki zaten. Hiç konuşmam yarıda kesilmemiş gibi, oradan yepyeni başka bir konuya atladılar ve sözum ona sohbet devam edip gitti. İnsanların kitap okumadığından, şiire kimsenin ilgi göstermediğinden yakınıp durdular saatlerce. Oysa önce kendilerinin konuşanlara saygı gösterip , dinlemeyi öğrenmeleri gerektiğini düşündüm ben de.
İnsanlar, sadece kendileri konuşup, kimsrnin ne dediğini umursamıyorlar bile . Oysa eskiden öyle miydi . " Sözünü balla kestim" deyip yeniden konuya dönüp dinleme nezaketi vardı . Şimdi sözü balla kesmek şöyle dursun, giyotinle biçip geriye bile dönmüyorlar.
Sadece bu anlattığım örnek olsa anlatmazdım. Ama öyle çok şahit oldum ki böyle durumlara, artık yazmam şart oldu dedim kendime. Hadi çoğunluk neyse de, yazan çizenler bazı değerlere özen gösterseler . Nedir bu hep" ben, ben, ben!"
Usta şair Gülten Akın ' ın dediği gibi" kimselerin vakti yok oturup ince işleri düşünmeye"