Kırsal Tarımda Kadın
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2026 yılını “Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı” olarak ilan etti. Geçtiğimiz günlerde de 8 Mart Kadınlar Gününü kutladık. O yüzden yılın ve haftanın önemi nedeniyle bu hafta Kırsal Tarımdaki Kadına değinmek istedim. Tabii konu uzun o yüzden tefrika şeklinde olacak.
Buyurun başlayalım:
Tarım, ülkelerin varlıklarını sürdürebilmelerinin en önemli faktörlerden biridir. Ülkelerin kendi öz kaynak ve alt yapılarıyla gerçekleştirdikleri tarım, aynı zamanda tam bağımsızlığın en önemli unsurudur. Tarımda kendi kendine yetebilen ülke olmak, aynı zamanda kendi gıdasını üretmek adına kazanılmış önemli bir ayrıcalıktır. Boğazından yakalanan her canlı itaat etmeye mecburdur. Bunu hem fiziki hem de mecazi anlamda düşünüp, gıdaya kadar uzatabiliriz. Tabii ki gıdanın da elde edilmesi için tarımsal faaliyetler elzemdir. Dünyanın en stratejik maddesi olan gıdaya sahip olmak için tarımsal üretimin belli bir plan ve ciddiyet dâhilinde gerçekleştirilmesi gerekir. Tarım ve gıda ilişkisi ülkenin beka sorunu olarak algılanıp, bir seferberlik mantığı ile toplum genelinde bütüncül bir çalışma temposuyla devam ettirilmelidir. Ülke nüfusuna her hangi bir ayrımcılık uygulamadan mümkün olan herkesin, özellikle kadınların, tarıma katkısı alınmalıdır.
Kırsalda yapılan en önemli faaliyetler tarım sektörü içinde yer alır. Tarım olmadan kırsal alan düşünülemez. Kırsalda ki iş gücünün çok büyük oranı da tarımda istihdam edilmektedir. Kırsal denilince her daim karşılaşılan konu “kalkınmadır” ve genellikle kırsal kalkınma olarak kullanılır. Kırsal kalkınma, bakış acısana göre farklı şekillerde tanımlansa da detaylar birleştirildiğinde şöyle bir ifade ortaya çıkar. Kırsal kalkınma, “Hayatlarını kırsalda sürdüren ve kazancını tarım veya ilgili üretim sektörlerinden sağlayan kişilerin yaşam şartlarının yükseltilmesi açısından farkındalık oluşturmak ve bu farkındalıkla belirlenen amaçları gerçekleştirme mücadelesidir. Bu mücadelede en önemli aktörün kadın olduğu unutulmamalıdır.
İşte bu durumda, tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi, kadının tarıma, özellikle kırsal tarıma vereceği destek önem kazanır. Günümüz dünyasının hemen her sektöründe söz sahibi ve vazgeçilmez olan dijitalleşme süreci tarımdaki kadın ile buluşturulduğu takdirde üretimde yaşanacak artışlar hiç de sürpriz olmayacaktır.
Kadınlar tarımda hep önemli rol oynamalarına karşın katkıları genellikle göz ardı edilmiştir. FAO verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerde bitkisel üretim, hayvancılık ve gıda işleme sektörlerindeki işgücünün yaklaşık %43'ü kadınlardan oluşmaktadır.
Tarımsal faaliyetlerde ücretsiz aile işçisi olarak görülen kadınlar (%74,4), bu faaliyetleriyle aileleri için kazanım elde etmekte, yerel ekonomiye katkı sağlamakta, ürünlere katma değer kazandırmakta ve kırsal kalkınmayı desteklemektedirler. Bunca katkılarına rağmen arazi sahiplenmesi, kredi ve ürün yönetimi açısından kısıtlamalarla yüz yüze gelmektedirler. Bu da potansiyellerini tam anlamıyla göstermelerini engellemektedir. Ülkemizde hissedilmese de gelişmekte olan ülkelerde dijitalleşmenin temeli olarak kabul edilen cep telefonuna sahip olma konusunda cinsiyetler arasında belli bir fark mevcuttur. Oysa yeni teknoloji ve dijitalleşme özellikle kırsaldaki kadının güncel hayata adapte olmasını sağlayacak önemli faktörlerdir.
Türkiye genelinde toplam nüfusun işgücüne katılım oranı %46,8’dir. Bu oranın %26,2’si kadın, %73,8’i erkektir. Tarımdaki istidamın ise %48,5’i kadınlardan oluşur. Tarımsal işgücünün büyük bir kısmı oluşturmalarına rağmen, kadınlar genellikle onları geleneksel, düşük değerli işlere iten sosyal ve yapısal engellerle karşı karşıyadır.