GERÇEK DEĞİL, MEĞER BİR RÜYAYMIŞ
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde ; develer tellal iken, pireler berber iken, çok çok eski değil, çok çok ileri zamanlarda; ben, bilmediğim bir ülkede uyuya kalmışım. Neyse yattığım yerden mi, zihnimdeki hülyalardan mı bilmiyorum. Bir anda rüya alemine geçmişim. Neler gördüm, neler ? Bu rüyamı anlatacak bir arkadaş bulamadım. Çünkü bu hal, sanki bir cinnet hali idi. Şimdi size anlatayım da, siz bu rüyayı hayra yorarsınız.
Ben rüyamda uzaya gitmişim, gezegenleri dolaşmışım, oradaki varlıklarla ruhanilerle konuşmuş ve sohbete dalmışım; ne kadar kaldım bilmiyorum. Neyse, uzaydaki azıcık zaman, burada çok zamana denk geliyormuş ya ; sonra bu dünyaya döndüm ve yine eski hal var zannıyla, evime geldim. Haberlere baktım, sokaklara baktım; meydanları da göstericiler doldurmuş.
Acaba ne oldu derken , bir de baktım ki , bu devlet ve hükümet yoldan çıkmış; adeta delirmişler.ve kendi bindikleri dalı kesmişler. Neler yapmamışlar ki ? .
Toprak koruma kanununda çok büyük, kabul edilemez değişiklikler yapmışlar, Şöyle bir madde koymuşlar. Bu kanun, Akdeniz , Ege , Marmara ve Karadeniz bölgelerinin , deniz kıyısından 50 km ye olan sahil bandında bulunan ve toplam miktarı 20 dönümden küçük arazilerde uygulanmaz, şeklinde bir yasal düzenleme yapmışlar. Bu değişikliği iktidar gizlice geceleyin saat 03 sularında, muhalefet uyurken yapmış. Bu düzenleme ülke nüfusunun yüzde 70 ini doğrudan etkilemiş.
Yine , miras kalan arazilerde, bu arazilerin paylaşımı için medeni kanununda bir madde ekleyerek, aile içinde ve toplumdaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması için ve bu arazilerin başka üçüncü kişilere dava yolu ile satılmaması için , aynı arazi sahiplerinin , arazilerinden, en az 6 metre yol terkini yapmak ve her bir parseli yola cephe olması kaydıyla 1000 m2 ye kadar bölünmesine ve her bir hissedara müstakil tapu verilmesine dair yasal düzenleme yapmışlar. Böylece yüzbinlerce ortaklığın giderilmesi davaları düşmüş ve akrabalar arasındaki husumet ve davalaşma sona ermiş. Bu davalardan gelir elde avukat , bilirkişi ve araç sahibi gibi meslek sahipleri çok öfkelenmişler.
Ayrıca Akdeniz , Karadeniz , Ege ve Marmara Bölgelerinde bulunan Mahalleleri ve köy yollarında ve yol bulunan bütün arazilerde ve yerleşim yerlerinde , yolun her iki cephesinden, 75 ‘er metrelik bandın içinde olan arazilere , 3194 İmar Kanunu 18 madde imar uygulanmasına karar verilmiş. Ülkede imarlı arsa problemi ve imar rantı ortadan kaldırılmış ; öyle ki arsa ve tarla metre kare fiyatları eşit hale gelmiş ; bu ranttan geçinen emlakçı , kiralayanlar , “ biz artık bittik” deyip meydanlara inmişler.
Yine Türkiye’ de 3194 saylı kanunda değişiklik yapılarak , imar olmayan yerlerde imar düzenlemesi yetkisi belediyelerden alınarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmiş. Bakanlığın da, bu imar uygulamalarını 6 ay içinde yapılmasına karar verilmiş. Tüm belediye başkanları, elimizden “ sağın ineği” alındı deyip komple muhalefete geçmişler. .
Devlet tarafından , Fethiye ve Seydikemer ilçesi sınırları , villa turizmine uygun alan ilan edilmiş. Bu bölge halkını, bulaşıkçı , çamaşırcı, bahçıvan ve hizmetli olarak elimizden alınmasını kabul etmiyoruz diyen bütün otelciler , hükümete kızıp , muhalefete güç verme kararı almışlar.
Yine bu sahil bölgelerinde , kira paralarının çok yükselmesinden dolayı , arazi ve tapu sahibi vatandaşlara , genel kadastral yola bitişik arazilerde , tek katı aşmamak ve arazinin yüzde 15 ini aşmamak üzere , çelik prefabrik ev yapılması için ruhsat şartı aranmayacağı kabul edilmiş. Bu evlerin fen ve sağlık şartlarını taşıması yeterli kabul edilmiş ve yapı malikine her hangi bir ceza verilemeyeceğine dair yasal düzenlemeler yapılmış.
Yine Ticaret Kanununda yeni bir düzenleme yaparak, doğrudan üreticide alınan sebze ve tahıl gibi ürünlerinin, tüketiciye satışında, üreticiden alış fiyatının yüzde yüzünün üzerinde kar konamayacağına ve satılamayacağına dair yasal düzenleme yapılmış; artık hiç kimse bir karpuzu tarladan 5 liraya alıp 40 liraya satamayacakmış.
Yine bu hükümet , TCK madde 184 te bir değişiklik yapılarak, bir kimsenin şahsi tapulu arazisinde yaptığı yapıdan dolayı ,eğer bu yapı belediye ruhsat şartlarını ve imar lejand şartlarını taşıyorsa ve fen ve sağlık şartların taşıyorsa, belediye tarafından kaçak inşaat muamelesi yapılamayacağına ve TCK madde 184 e göre vatandaşa imar kirliliğinden ceza verilemeyeceğine dair yasal düzenleme yapılmış ve binlerce asliye ceza davası düşmüş ve belediyenim kestiği imar para cezaları iptal edilmiş.
Türk Ceza Kanununda değişiklik yapılarak , hırsızlık, dolandırıcılık , rüşvet ve irtikap , gasp gibi haksız mal edinenlerin Türk vatandaşlığından çıkarılmasına bu suçluların bütün mal varlığının müsadere edilerek hazineye aktarılmasına ve bu suçları işleyenlerin , Türkiye’de menkul ve gayr-ı menkul edinemeyeceklerine dair yasal düzenleme yapılmış.
Günlük işlenen yüzlerce cinayetleri ortadan kaldırmak için, idam cezası getirilmiş; yılda bin kişinin vahşice öldürüleceğine , yılda yüz katil kişinin idam edilmesi gerektiğine meclis zorla ikna edilmiş.
Yine vergi mevzuatında yasal düzenleme yapmış ve devlet her türlü tahsilattan yüzde yirmi vergi almayı ve tahsilatla aynı gün içinde devlete ödemenin yapılmasını ; aksi takdirde, işyeri kapatmayı veya ticaretten tamamen men edilmesi hakkında düzenleme yapılmış. Yine vergi mevzuatında, verginin, sadece gelirden alınabileceğine, her türlü giderden vergi alınamayacağına dair yasal düzenleme yapılmış.
Bütün, bu akıldışı ve çağdışı düzenlemelere karşı , arsa ve arazi fiyatları düşmüş ; hava parası ortadan kakmış , konut ve işyeri kira fiyatları düşmüş; pazarda sebze ve meyve fiyatları düşmüş; mahkemelerde dava dosya sayıları azalmış ve böylece enflasyon da düşmüş olduğundan ve günlük işlenen cinayet haberleri de artık duyulmaz olmuş.
Bu çağdaş ve aydın ve laik sistemden geçinen, hırsız ,dolandırıcı, katil , gaspçı , hiç çalışmadan kazanan kira rantçıları, sahillerde deniz kıyısını kapatan otelciler, geçimini vatandaşın probleminden , derdinden ve sıkıntısından sağlayan meslek odaları üyeleri ve temsilcileri, ülkede, hükumetin bu çağdışı düzenlemelerini protesto etmek için, her gün meydanlarda gösteriler, pankartlı yürüyüşler yapmaya başlamışlar. Hükümeti derhal istifaya çağırıyorlar. Şehir meydanlarında Atatürk heykelleri önüne siyah çelenk koyarak, bu yasal değişikliklerin yapıldığı günü, “En Karar Gün” ilan edip , basın açıklamaları yapıyorlar ve eğer hükümet geri adım atmazsa; ABD Başkan’ı Trump’tan müdahale etmesini istiyorlardı. Protestocular, Türkiye’nin İran’ a benzemediğini; eğer hükümete silahlı bir saldırı olursa; hükümet yıkılırsa, ülke yönetimini teslim almaya ve eski rant düzeninin devamını sağlayacaklarına dair çağrılarda bulunuyorlardı.
Kulaklarımda bu gürültü ve uğultular içinde iken ; her neyse ben saatlerce yatakta kalmışım ve uyanamadığım için; hanım, benim kardeşlerimi, komşularımızı çağırmış, “buna bir şey oldu; bir türlü uyanmıyor” diyormuş. Ailecek bağıra çağıra, beni sarsa sarsa bu derin uykumdan uyandırdılar, yüzüme su serpiyorlardı. Ben, bu kadar kişinin, benim yatak odamda ne iş var diye, yüzlerine alık alık bakıyordum. Gördüğüm gerçek mi, yoksa rüya mı diye düşünüyorum. Meğerse ben çok kötü rüya görüyormuşum; elbette hükümetimiz böyle yanlışlar yapıp da, şimdiki rantçıları ve bozuk sistemden geçinen fırsatçıları üzecek ve ABD nin ülkeye silahlı müdahalesine meydan bırakmaz diye düşünüyorum. Sonuçta, bu bir rüya ve rüyayla amel edilmez.