Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7589 sayılı olarak 31.07.2026 Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Tam 27 maddeden oluşuyor. Getirdiği en önemli yenilikler: icrada ve ortaklığın giderilmesi davalarındaki cebi satış ihalelerinde , birinci ihalenin , sadece taşınmaz hissedarları arasında yapılmasını sağlıyor. Sonra, ceza yargılamasında , sanığa verilen cezada , hükmün açıklanmasının geri bırakılması için, mağdurun zararını giderilmiş olması şartını getiriyor. Dolandırıcılık suçlarında, dolandırıcıya, kendi banka hesap numarasını kullandıranların cezasında indirim getiriyor. Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında , alacağa uygulanacak faizi , olay tarihinden değil , mahkemenin kara tarihinden başlatıyor.
. Öncelikle şunu söyleyeyim: Torba Yasa Sistemi, doğru bir hukuk sistematiği değildir. Bir Kanunun felsefisi ve ruhu vardır. Kanun koyucu , kimin yanında yer alacaksa , ona göre kanunlar yapılır ve kanun maddeleri düzenlenir. Maddeler ayrı ayrı yazılsa da , hep aynı ruhun ve anlayışın eseridir ve öyle olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, ne zaman torba yasa uygulamasından vazgeçer ve kanunları tercüme değil, Avrupa’ ya bakarak değil, bu millete ve cemiyete, problemlere ve nasıl çözüleceğine bakarak, sosyolojik, psikolojik ve dini gerçeklere , coğrafyaya ve iklim şartlarına uygun ve ekonomik şartları göz önüne alarak baştan sona , bir bütün halinde kanun yapmayı öğrenirse ; işte o zaman gerçek bir hukuk ve adalet devleti olur. Bunu için, siyasi partilerin - iktidar muhalefet fark etmez – ilçe ve il başkanları ve pek değerli yönetim kurulları, bu konulardan ne kadar uzaktır ve ne kadar ilgisizdirler. Vatandaşın dertlerini ve problemlerini anlamaya ve çözmeyi değil, önümüzdeki gelecek seçimde , halkı nasıl aldatacakların ve kandırabilecekleri üzerinde çalışıyorlar. Ve başarılı da oluyorlar. İşte, yasamada asıl yaşadığımız ızdırap budur. Bu bozuk sitemden neler elde edebileceğini hesaplamalardaki başarıları, tilkinin kümesten tavuk aşırmasına benziyor.
Bizde hukuk sistemi, bazılarına gelir ve geçim kapsı olduğundan ve bu sistemin bozukluğundan haksız kazanç eden eli çantalı müteahhitler türedi. Sonra , adliyelerde ve icra dairelerinde ihaleye çıkan malları yarı fiyatına alarak veya hissedarlardan yasa dışı avanta alıyorlardı. Bunu adliyede herkes biliyor, ama bir şey yapamıyordu. Öyle kişiler türemişti ki, elinde çanta ile geliyor; bir saat içinde milyonları veya yüzbinleri kazanabiliyordu. İşte Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek bu sonradan türeme , bu yasa ile sektöre bir darbe vurdu.
Yapılamaz dedikleri şeyler , Sayın Adalet Bakanının üstün gayretine rağmen iyidir ; ama eksik ve yetersizdir. Ve daha çok şey yapılmalıdır. Mesela bizim Fethiye Adliyesinde , eskiden bir müdür, bu yasadaki boşluğu görerek , satışa çıkan taşınmazlarda, ihaleye gireceğini ve evinizi alacağım diye , hissedarlardan haksız ve ahlaksıza para toplamıştır, sonra olay dedikoduya çıkınca , şahıs meslekten atılmadan , bu işi yapması engellenmiştir. .
Yine böyle bir ihale satışında çantacı ve avantacı bir müteahhit geldi, ihaleye girmek için teminatı yatırdı. Bana dedi ki : Avukat Bey, “Ben bu ihaleye girmeyeyim veya sizin istediğiniz miktardan fazla teklif sunmayayım”; ben de hazır müvekkilimi ona muhatap kıldım. Bu müvekkilim, ona söyle dedim. Benim müvekkilim bu fırsatçıya sert çıktı. Dedi ki, sen bu ihaleye gir, ben senin hakkında suç duyurusunda bulunacağım” Çantacı baktı, pabuç pahalı, hemen ihaleden çekildi ve teminatı aldı gitti. Ben bu durumu gittim başsavcıya anlattım. Başsavcı dedi ki: “hemen suç duyurusunda bulun.” Benim müvekkilim, dik durduğu ve yamulmadığı için suç duyurusunda bulundum. Sonuç şöyle , adamın suçu belge ile sabit ihaleye fesat karıştırıyor., cezası büyük fakat teşebbüs aşamasında kaldı ve savcılıktan takipsizlik aldık , itiraz ettim , itiraza ret geldi. İşte Türkiye Cumhuriyeti böyle bir yoldan geliyor.
İhale yolsuzlukları , icra yolsuzlukları , rüşvet , irtikap almış gitmiş bir ülkede yaşıyoruz. Yapılan yasal değişiklik elbette iyidir ve bu ülkede iyi şeyler de oluyor ve böyelce bize gelceği dair ülke için ümit veriyor. .
Eski Türkiye’nin şöyle bir hali vardı. 1989 da , emniyette polisler tarafından yapılan ehliyet imtihanlarında , istenen yere para bırakmadığım için direksiyondan geçemedim ve ehliyetimi alamadım. Sonra sürücü kursları çıktı da , onlardan ehliyetimi aldım. Eski sistem devam etseydi, hala direksiyondan geçememiş olacaktım.
Bizim devlet içindeki bürokrasinin yolsuzluğu bugünün ve yarının iş değildir ki ; hani bir köyde yaşlı bir teyze , valiye sormuş ya ; “Oğlum sen ne oldun? O da “vali oldum “ deyince “az daha okusaydın da ormancı olsaydın” demiş. .
İşbu yeni yargı paketiyle ilk defa, hakimlerin yetiştiği Türkiye Adalet Akademisinde , hakimlerin ihtisas alanlarına göre eğitim getirildiğini görüyoruz. . Bu yıllardır beklenen bir gelişmeydi, nihayet oldu. Doğrusu ve olması gerekene hukuk fakültesi üçüncü sınıftan itibaren ihtisaslaşma ve sonra hakimlerin adliyelerde iki yıl mübaşirlik , üç yıl katiplik ve bir yıl yazı ilişleri müdürlüğü yaptıktan sonra, yapabilecek ise ve başarılı ise, hakim olmaları sağlandığında , hukuk tam yerine oturacaktır.
Ceza hukukunda , ceza kanunlarını felç eden , Ceza infaz kanunudur. Yasa koyucu , bu konuda, belki olaylar azalır da mahkemeler boş işsiz kalır diye hiçbir adım atmıyordur. Türk ceza hukukunu etkinleştirmek için, cezaları öldüren ve hiçe sayan infaz kanunu derhal kaldırılmalıdır. Demek ki, işbu bu konularda Sayın Adalet Bakanının etkisi ve yetkisi hala yok gibi görünüyor.