Hem dünya nüfusu artıyor, hem de ülke nüfusu artıyor. 1800 lü yıllara göre kıyaslanamayacak kadar kalabalık olduk Fakat insanlar, kalabalıklaştıkça bir taraftan da yalnızlaşıyor. Şimdi içinde bulunduğumuz son Modern Sömürge Çağında, önce aile küçüldü. Eski aile , ataerkil idi; hedef çekirdek aile idi. Bir karı, bir koca ve iki çocuk bize ideal aile tipi olarak öğretildi..
Toplumun kötülerle yozlaşması gereği, boşanmalar arttı ve artık iki kişilik aileler; ya da, bir çocuklu aileler; derken yapayalnız yaşayanlar.
Oysa bu toplumda biz yalnız yaşamıyoruz. Caddeler, sokaklar, binalar insanlarla hınca hınç dolu. Komşular ve meslek ve mesai arkadaşları ve akrabalar; derken büyük bir kalabalık içinde boğuluyoruz. . Ama bu kadar kalabalık içinde, hiç kimsesi ve dostu olmayan, hiçbir komşu ile münasebeti olmayan, iş arkadaşları ile kavgalı, kendisi ile kavgalı kişilerle kurgulu bir dünyada yaşar hale geldik.
Bir kimse kendisi nasılsa, çevresindeki insanları da öyle görürmüş ya ! Şimdi çevre komşuları ve akrabaları ve meslek arkadaşlarını, müşterilerini, esnafları, hep menfaatçi gören; kendi menfaatlerini, başkasının zararında bulan ve her kişiyi kedine rakip olarak görmenin sonucunda; kişi artık herkesi bir düşman olarak görüyor. Sonuçta, bu karşıdaki kişiye, “bana nasıl ve ne zaman zarar verecek” diye bakıyor ve aynı şekilde karşılaşabiliyor.
İnsanlarla selamlaşmak, onlara hal, hatır, gönül sormak; onlara karşı gülümsemek suratlardan kalkmış; artık , bütün dünyanın kendisine düşman olduğu bir kalabalık içinde yaşıyor. Oysa, tek başına, yalnız yaşamak mümkün değil, madem ki insanlardan bir dostun yok; bir dert ortağın yok; bir sevincini de paylaşamıyorsun; o zaman ne yapacaksın?
Evet bu toplumda, kendinden başka herkese düşman olan ve herkesi düşman olarak gördüğünüzde; yapabileceğiniz tek şey, kendinize sadık bir köpek bulmak. Çünkü bu köpek sizi terk etmiyor, size hırlamıyor, size saldırmıyor ve sizin hakkınızda kötü düşüncelere sahip değil. Yalnızlığınıza bir köpek buluyorsunuz; onu besliyorsunuz ve artık yol arkadaşınız, sohbet arkadaşınız bu köpek. İslam göre , köpek evin içine girmez, ama sizin İslamiyet’ le de bir bağınız yok ki. Siz onu, bir kardeş ve ağabey veya abla olarak evinize alıyorsunuz ve beraber yaşıyorsunuz Köpeğin ömrü 20- 25 yıl; sizinkisi ise 70-80 yıl yaşayabiliyorsunuz. Köpeğe öyle bağlanıyorsunuz ki, eğer ölürse ona mezar yaptırıyorsunuz ve ağlıyorsunuz ve yasını tutuyorsunuz.
Şimdi ben, bu kalabalık şehirde, sokakta elinde bir köpekle dolaşan bu yalnızları gördüğümde, onlara bir taraftan acıyorum. Çünkü kendi içlerindeki kötülükleri, başkalarında gördüklerinden, bir dost edinmemişler. Son çare, köpekle dost ve arkadaş olmuşlar. Gerçekten de , köpek , sadık bir arkadaştır; ama gerçek samimi , dost bir insanın size kazandırdıklarını , sizinle paylaştıklarını , bu köpekle paylaşıp yaşayamazsınız ki !
Eski, İnsanlığın , aydın çağlardaki insanlarının dostluğu , vefası, yardımı, hatırı , ve elindekini başkasıyla paylaşması , “eski masallardaki gibi , eski hikayelerde kaldı” derseniz; evet öyle kaldı ; ama kalabalık içindeki bu yalnızlığınız , sizi boğuyor değil mi ? İnsan olarak yaratıldığınız halde, kendinize uygun bir arkadaş ve gönül dostu bulamamışsanız; kendinizi sorgulamalısınız: “Ben niye yalnız kadım” diye. Suçlu olan toplum ve diğer insanlar değil, sizin kafanızın içini yanlış düşüncelerle dolduran, yine sizsiniz. Kendinize ettiğinizi, yine kendiniz çekiyorsunuz; hepsi bu. Sonuçta, modern sömürge çağında, dinsiz bir toplum inşa etmenin, sonuçlarını yaşıyoruz.
Oysa, hayatınıza rehber olarak İslamiyet’ i seçseydiniz; Hazret-i Muhammed’in sünnetini yaşasaydınız ; Sahabe’ lerin hayatını tanısaydınız; kötü zandan ve gıybetten kurtulup; “ her şeyin iyisine bak ve güzelini al; çirkini ve zararlıyı bırak” gibi bir hayat tarzı ile kendinizi kurtarsaydınız ; dünyada yalnız olmadığınızı görür ve anlardınız. Her şeyin maddi menfaat üzerine kurulu bir dünya düzeninin, kötü bir yalan olduğunu anlasaydınız; bu kadar yalnız kalıp, bir köpeğe muhtaç kalmazdınız. Bütün kötülere rağmen dünya yine de güzellikler ve iyilerle doludur.