RİSALE-İ NUR AKADEMİSİNE TALEBE OLMAK

Siz hiç elmas gördünüz mü, veyahut elinize alıp dokundunuz veya baktınız mı veyahut üzerinizde taşıdınız mı ? Öyle sanıyorum ki , adını duymuş veya resmini mutlaka görmüşsünüzdür. Veyahut kuyumcu vitrininde görmüşsünüzdür; ama çok az insan bir elması eline almış veya incelemiştir. Yine çok az sayıda insan, bu cevheri üzerinde taşıyabilir. Çünkü çok pahalı bir mücevherdir.

Peki , siz hiç Risale-i Nur duydunuz mu ? Duydunuz ama, gördünüz mü ? Gördünüz ama hiç okudunuz mu? Peki, okudunuz ; ama anlayabildiniz mi? Altı bin sayfayı bulan bir külliyat. Ya gözleriniz bozuluncaya kadar hiç görmemişseniz veya kulağınızda bir arıza oluncaya kadar duymamışsanız; işte siz , en kıymetli bilgi hazinesini görmeden ve duymadan, bu dünyada bir hiç uğruna yaşamışsınız demektir.

Hayatın anlamını, eşyanın hakikatini , kendi varlığınızın kıymetini ve sizden yaratıcının ne istediğini biliyor musunuz? Yoksa bu konular, sizi bir insan olarak hiç ilgilendirmiyor mu ? Ben yıllarca Risale-i Nur’u tanımadığım dönemde zihnimde taşıdığım ve hiç kimseden cevap alamadığım soruların cevaplarını bu eserde buldum. Eğer kendinizin, eşyanın, tabiatın, varlığın, aklın ve ruhun hakikati hakkında; aklınızda, kalbinizde cevaplayamadığınız sorularınız vara, bu soruların en iyi ve doğru tatminkar cevaplarını burada bulabilirsiniz.

Risale-i Nur’un müellifi bir şeyh değildir. Bir tarikat, cemiyet, parti yapılanması da yoktur. Hiyerarşik askeri bir ast üst ilişkisi de yoktur. Emir komuta zinciri de yoktur. Sizlere , her daim Risaleyi açıklayacak ve öğretecek bir hocası da yoktur. Kimsenin önünden diz çökmek, elini öpmek ve ondan ders almak zorunda değilsiniz. Sizden aklınızı ve iradenizi teslim edeceğiniz bir lideri – büyüğü de yoktur.

Risale- i Nur bir mektep, bir medrese, bir akademidir. Elbette, bir akademinin, medresenin, mektebin öğretici hocaları bulunur; ama, size Risale-i Nur’u tanıttıktan sonra, her daim takip edeceğiniz ve bağlanacağınız bir lideri yoktur. Çünkü Risale-i Nur’daki ilmi ve imani kapasite, Kuran-ı Kerim ‘e dayanan bir eser olduğu için, bütün akıllar önünde aciz kalır. Böyle bir eser için, hiç kimse diyemez ki: “Risale-i Nur’u en iyi ben biliyorum ve anlıyorum ve anlatıyorum; gelin size, anlamadığınızı yerleri anlatayım.” Çünkü hiç kimsenin , bu eserin tamamını ve bütün konularını , anlama ve bilme ve ifade etme kabiliyeti yoktur. Ancak , anlaşılmaz bir eser de değildir; herkes kendi aklı kadar, bilgisi kadar ve mesleği ve tecrübesi ve ihtiyacı kadar ondan anlayabilir.

Risale- i Nur, Kur’an deryasından gürül gürül akan bir çeşmedir. İçtikçe içersiniz, ama bir türlü doyamazsınız; ama sizi tam tatmin eder. Yıllarca okursunuz, ama bazı şeyleri daha yeni anlamaya başlarsınız. Her okuduğunuzda, daha yeni yeni anlayacağınız farklı hazineleri vardır. Risaleyi baştan sona ezberlesiniz de ; yine de, içinde anlayamadığınız ve kavrayamadığınız konular ve bilgiler bulunan bir şaheserdir.

Peki böyle bir esere, başka bir ülkede yazılmadığı halde, bu milletin büyük bir çoğunluğu neden yabancıdır? Neden risalenin dili- lisanı ağır ve anlaşılmaz gelir; çünkü büyük bir akademinin lisans üstü yüksek bir dersini, daha yeni karşılaşırken , ilk dersinde hemen anlayamazsınız. Ayrıca bu toplumu, idrak edemez ve düşünemez bir sürü haline getirmek isteyenler, hedeflerinde başarılı olmuştur da ; sizin zihninizi ve muhakeme yeteneğinizi yalanlarla ve sapkın ideolojik sloganlarla kapatmış da olabilirler.

Dünyaya ait bir menfaat elde etmek istiyorsanız, siyasete alet yapmak istiyorsanız, “hodfüruşluk” olan kendinizi satmak, yani ne kadar alim ve bilgili olduğunuzu halka göstermek ; etrafınıza , sizden küçük, size bağlanacak tabiileri bulmak ve onlara baş olmak istiyorsanız ; efkar-ı ammede danışılan olmak, sözü geçen birisi olmak, parmakla gösterilen birisi olmak istiyorsanız, risalelerden bir şey alamazsınız ve O , size kapılarını kapatır.

Risale-i Nur bir akademi veya yüksek medrese olduğu için, ölünceye kadar onun talebesi olmayı kabul etmiyorsanız, bu size çok güç geliyorsa, siz, zaten aleme hükmedecek ve topluma düzen verecek büyük birisi iseniz; Risale-i Nur’un sizinle bir işi yoktur. Talebelik ölünceye kadar devam edecektir. Onun için, hiç kimse Risale-i Nur Akademisinden mezun olup, diploma almaya hak kazanamaz. Hayat da , bir okul değil midir? Hep ölünceye kadar öğreniriz; ama, hayat bize diploma vermez.

Bugün ve geçmişte ve gelecekte, şahsi ve dünyevi ve siyasi ve maddi ve manevi hedeflerine risaleleri alet ve basamak yaparak, sizden iradenizi ve aklınızı, muhakeme gücünüzü elinizden alıp, sizden maddi gelir de elde ederek, kendisine sorgusuz sualsiz bağlayan bir yapıyla karşılaştığınızda, artık muhatabınız Risale-i Nur değil, FETÖ de olduğu gibi , CIA , Mossad gizli servislerin kontrolüne girdiğinizi görebilirsiniz. Göremiyorsanız, bu gibi örgütler tarafından malzeme olarak kullanılırsınız. Veyahut da menfaat karşılığı böyle bir örgüte bilerek ve isteyerek hizmet edersiniz ve ücretinizi alırsınız. Böylece Risaleleri istismar etmiş olursunuz. İhlas sahibi bir Risale-i Nur talebesinin sizi tanımasından da kurtulamazsınız.

Hangi dinden olursanız olun, hangi mezhepten olursanız olun, hangi felsefeden olursanız olun, isterseniz dinsiz olun; isterseniz putperest olun; eğer akıl gözünüzü kapatmamış iseniz ; kendinizin kim olduğunu, neden bu dünyada olduğunuzu, nereye sevk olunduğunuzu, ileride başınıza ne geleceğini öğrenmek istiyorsanız bu Akademiye öğrenci olabilirsiniz.

Günümüzde toplumları ve devletleri yöneten Büyük Şeytanın, futbol seyirciliğinden ve dizi film şebekliğinden başlatıp, her türlü uyuşturucuyu ve zevk verici zararlı alışkanlıklara kadar uzanan argümanların elinde bir oyuncak ve onlara ticari gelir getiren bir malı haline gelmemişseniz; veya bunların eline düşmüş de kurtulmak istiyorsanız; kendi öz varlığınıza sahip çıkmak ve aklınızı ve ruhunuzu doyurmak istiyorsanız; bu akademiye talebe olabilirsiniz. Bunu yapmak size çok uzak ve zor geliyorsa; sizden geçinen o kadar sapık ideoloji ve oyunlar ve alışkanlıklar var ki; sizin aramanız gerekmez; zaten sizi bulmuşlardır.
27.04.2026 Ahmet Beserek