“Siyasetçinin Bakışı ile Vatandaş “ yazımızda, siyasi partilerimizin ve temsilcilerinin üstüne epey yüklenmiştik. Aynı yerde ve aynı sütunda, siyasi partilerimizin pek başarılı ve ileri görüşü ilçe ve il başkanlarından, kendilerini ve siyaseti ve demokrasiyi savunmalarını beklerdim. “ Sen bize haksızlık yapıyorsun, biz vatandaşa hizmet ediyoruz ve vatandaşın mutluluğu için gecemizi gündüze katıyoruz” diye savunma yapmalarını görmek istiyorum. Beşkaza Gazetesinin Sayın Yöneticilerinin, bu konuda siyasi partilerin temsilcilerinden bir cevap ve savunma gelirse; aynı sütunda “cevap hakkı” olarak yayınlamasını isterim.
Şimdi elimdeki bir vakayı anlatayım da, demokrasinin ve seçimle gelen iktidarın, açık bir faydasını anlatayım. Bir vatandaşın Hazine arazisi ile hisseli yerde evi ve arazisi var. Vatandaşın kullandığı alan 730 m2, bunu 432 m2 si kendisine ait , 298 m2 si hazineye ait. Şimdi, milli emlak memuru, bu vatandaş için 5 yıllık 141.177, 77 TL ecrimisil çıkarıyor. Bir kimsenin mahalle içinde, ticari alan olmayan bir yerde; marul, maydanoz, soğan dikerek . 298 m2 den bu kadar kazanç elde edebilip edemeyeceği insafınıza havale. Bu ecri misilin, fahiş olduğundan bahisle idare mahkemesinde dava açtık.
Milli emlak memuru, ecri misil hesabı yaparken, 336 saylı Milli emlak Genel Tebliğinin 5. Maddesinin 8. Fıkrasına göre, vatandaşın hissesi, hazineden fazla olduğu halde, alınmaması gereken ecri misile de itibar etmedi. Yine 5. Maddenin 3. Fıkrasına göre, bu yerin emlak vergiye esas beyan değerinin , yüzde 3 veya 1,5 uğuna göre hesap çıkarmadı.
Biz bu yasal mevzuata uygun olmayan uygulamayı memura ve milli emlak müdürüne anlatamadık. Sonra Muğla İdare Mahkemesi hakimlerine anlatamadık. Sonra Mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişilere anlatamadık ve bilirkişiler, 5 yıllık ecri misil miktarını daha da arttırarak 175.565,51 TL ye çıkardılar. Emsal olarak, Çalış’taki ve Karagözlerdeki denize sıfır hazine arazilerini emsal aldılar ve mahkeme davamızı reddetti.
Mahkemenin bu davayı ret kararını , İzmir Bölge İdare Mahkemesinde istinaf ettik. Bölge idare mahkemesi nihayet , talebimizi kabul ederek, mevzuata uygun şeklide 336 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin 5. Maddesinin 3. Fıkrasına göre yeniden hesaplama yapılması için kararı ortadan kaldırdı.
Bu arada mahkeme safahatı içinde , aynı ada ve parsele ait bir başkasının kullandığı hazineye ait 569 m2 yer için 5 yıllık –aynı döneme ait- ecri misil miktarı olarak 6.342,65 TL ecri misil ihbarnamesi emsal olarak sunduk ama hakime anlatamadık. Karşımızda yasal mevzuata uymayan ve uygulamayan bir memur , müdür ve idare mahkemesi vardı.
Şimdi şöyle düşünelim. aynı parsel içinde bir başkasından 569 m2 için 5 yıllık 6342 TL alınırken, bir başkasından 298 M2 için 5 yıllık 141.177,77 TL isteniyor; dava içinde , bilirkişiler, bu miktarı az bularak 175. 565 TL ye çıkarıyorlar. Çünkü bu yanlış işlemden dolayı memurun, mahkemenin ve bilirkişilerin hiçbir sorumluluğu yok. Biz iki ayrı m2 miktarındaki garabeti ve orantısızlığı anlatamadık. Ve sonuçta bu garabeti ve Milli Emlak Genel tebliği maddelerine uyulması gerektiğini Bölge İdare Mahkemesi hakimleri gördü de , açık bir adaletsizliğin ve haksızlığın önüne geçme fırsatı doğdu.

Hiyerarşik olarak, işlemi yapan memur , müdürü temsil ediyor; müdür bağlı olduğu kaymakamı temsil ediyor, kaymakam valiyi temsil ediyor; vali , içişleri bakanını temsil ediyor; İçişleri Bakanı da yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanını temsil ediyor. Aslında bizim vatandaşın idari işleme yaptığı itiraz , doğrudan devlete ve devlet başkanına karşı yapılmış bir itirazdır.
Şimdi şöyle bir geriye gidelim. Zaman makinesine binelim , gidelim ve Eğer Cumhurbaşkanı olarak, başta Atatürk veya Milli Şef İsmet İnönü olsaydı. Memurun yaptığı işleme karşı yapılan itiraz silsile yoluyla doğruda Cumhurbaşkanına yani devlete karşı yapılmış sayılacağından bu Cumhurbaşkanları da yaratıcı ve kurtarıcı olmakla, her türlü kusurdan ve yanlıştan arınmış olduğundan, asla yanlış yapabilecekleri de kabul edilemeyeceğinden; artık bizim vatandaşın yönetime bu itirazı ile bir hain olmasında bir sakınca kalmayacaktır. Artık vatandaşın bir hain olarak temizlenmesi karakolda yapılabilecektir.
Eğer bugün, siyasi partilerin olması ve seçimlerle iktidarın değişiyor olmasından dolayı artık, memurun yaptığı kanuna ve tebliğe aykırı işlemlere karşı , itiraz edilebiliyor ve mahkemelerde düzeltebiliyorsak ; işte bütün eksiklerine rağmen bu demokrasiye ve seçimle iktidarın değişmesine borçluyuz.
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı aleyhine ve iktidar partileri aleyhine atıp tutanlar, eğer iddia ettikleri gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız bir diktatör olsaydı, değil itiraz, tenkit veya hakaret, sadece yalakalık yapabilirlerdi.
Hani eskiden anlatırlar ya: Deniz Baykal, Başbakan Adnan Menderes ‘in yakasına yapışmış ; “Demokrasi ve hürriyet istiyorum” diye. Menderes de diyor ki: “ Sen bir ülkenin başbakanının yakasını tutmuşken, daha ne demokrasisi, ne hürriyeti istiyorsun”