Fethiye TV - Fethiye Haberleri
SON DAKİKA
2 Dk Okuma
13 Ekim 2026 11:33 70 Okunma Güncelleme: 13.10.2026

BARO VE MESLEK ODASI SEÇİMLERİ

Yılların rakamları çift sayıya gelen şimdiki gibi 2026 yılı olan yılların Ekim ayında Oda seçileri yapılıyor. Aynı zamanda Fethiye Ticaret Odası Seçimleri var. Muğla Barosu seçimlerinde, birden fazla aday olması seçimin bir güzelliğidir. Seçimin için

     Yılların rakamları çift sayıya gelen şimdiki gibi  2026 yılı olan  yılların  Ekim  ayında Oda seçileri yapılıyor. Aynı zamanda Fethiye Ticaret Odası  Seçimleri var. Muğla Barosu  seçimlerinde,   birden fazla aday olması  seçimin bir güzelliğidir. Seçimin içine heyecan ve mücadele  azmi katıyor.  
    Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu  yeniden seçiliyor. Bu  Baro Başkanlığı seçimleri için  gelen ve destek isteyen  meslektaşlara  dedim ki : Eğer bir projeniz yoka,  fikriniz yoksa ; sloganlara sarılın;   elinizde Türk Bayrağı ve  Atatürk  posteri olsun; karşı tarafı düşman ilan edin ;  vatana ihanetle suçlayın ;  kurtuluşun ancak sizin sayenizde mümkün  olacağını söyleyin;  vaat etmekle mal eksilmez ;  gökteki ayı bile vaat  edebilirsiniz.  Çünkü bizim ülkemizde hiçbir fikir sahibi, eser sahibi ve proje  sahibi olmayanların,  hiç olmazsa ellerinde bir bayrak, dillerinden hür düşünceyi  hapseden  sloganlar olması gerekir. 
      Yalnız benim  anlamadığım ve aklımın  yetmediği bazı hususlar  var. Ben neden baroya üye olmak zorundayım. Yani üye olup olmama  konusunda,  benim  irademin  hiçbir hükmü yok. Yine ,  ben neden  oy vermek zorundayım;  illa birini neden  beğenmek ve tercih etmek zorunda olduğumu bir türlü anlayamıyorum.  İnsan  iradesini saf dışı eden bir demokrasi olur mu ?  . Bir kişi  istediği  bir adayı destekleyeceği gibi, hiçbir  adayı da  beğenmeyebilir. . 
       Türkiye’ de Odaların  ve sendikaların  birer imparatorluk hale geldiğini kimler görmüyor?  Üyelerden  zorla alınan  aidat ve  meslek odalarındaki  milyonluk  bütçeler, bu seçimlerin  asıl ateşleyicisi  midir?  Yoksa  bu  hiç bir  karşılıksız bir  kamu hizmeti midir?  Burada benim  aklım  karışıyor. Artık  biz, ülke olarak   bir odalar federasyonunda  yaşıyoruz. Genel merkezlerdeki  binaların  şatafatı ve  oda başkanlarının   krallar gibi  olması ,   onların   üyelerini ne kadar düşündüğünü ve sevdiğini   gösteriyor.  
     Olması gereken , evet mesele odaların olması;  ama  oda üyeliğinin  bir mecburiyet değil, bir  tercih olmasıdır.  Mesela bir avukat  baroya üyesi değilse,  davasını verecek bir vatandaş,   “ben baro üyesi olmayan  bir avukata davamı  vermem”  diyor mu ,  ona bakmak lazım. Yasal mecburiyetle ve yasal  tahsilatın,  doğru olmadığını ve  irade hürriyetini  ortadan kaldırdığını kimler görmüyordur?  
     Mesela baro seçimleri  her bir ilçede temsilciğinde  neden yapılmadığın bize izah eden bir baro yönetimi yok. Oysa bütün üyelerin, merkeze- Muğla’ ya gitmesi ve  orada oy  kullanılmasının  arkasındaki  hizmet anlayışını da  görmek  isterim.
      Emekli hakimlerin ve savcıların,   emekli Yargıtay üyelerinin veya istinaf üyelerinin,  emekli  olduktan sonra,  neden avukatlık  yapmak istediklerini, anlamak mümkün değildir.  Baroların da, genç avukatlara  sahip çıkıyor görünüp, mesleğini  baştan “avukat” olarak seçmeyen, ekonomik hayatı , emeklilik garantisinde iken,  neden avukatlık sahasına inmelerindeki   haksız rekabeti  görmeyen ve bu konuda,  genç avukatları  ekonomik olarak korumak için    hiçbir adım  atmayan  bir baroya  ne diyeyim ? Ancak bu sistemi,  genç avukatların  da  oylarıyla  desteklemesi de anlaşılmaz bir  vakadır ve   sosyolojik ve psikolojik yönden tahlil  edilmelidir.