Av. Ahmet Beserek
BARO VE MESLEK ODASI SEÇİMLERİ
Yılların rakamları çift sayıya gelen şimdiki gibi 2026 yılı olan yılların Ekim ayında Oda seçileri yapılıyor. Aynı zamanda Fethiye Ticaret Odası Seçimleri var. Muğla Barosu seçimlerinde, birden fazla aday olması seçimin bir güzelliğidir. Seçimin içine heyecan ve mücadele azmi katıyor.
Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu yeniden seçiliyor. Bu Baro Başkanlığı seçimleri için gelen ve destek isteyen meslektaşlara dedim ki : Eğer bir projeniz yoka, fikriniz yoksa ; sloganlara sarılın; elinizde Türk Bayrağı ve Atatürk posteri olsun; karşı tarafı düşman ilan edin ; vatana ihanetle suçlayın ; kurtuluşun ancak sizin sayenizde mümkün olacağını söyleyin; vaat etmekle mal eksilmez ; gökteki ayı bile vaat edebilirsiniz. Çünkü bizim ülkemizde hiçbir fikir sahibi, eser sahibi ve proje sahibi olmayanların, hiç olmazsa ellerinde bir bayrak, dillerinden hür düşünceyi hapseden sloganlar olması gerekir.
Yalnız benim anlamadığım ve aklımın yetmediği bazı hususlar var. Ben neden baroya üye olmak zorundayım. Yani üye olup olmama konusunda, benim irademin hiçbir hükmü yok. Yine , ben neden oy vermek zorundayım; illa birini neden beğenmek ve tercih etmek zorunda olduğumu bir türlü anlayamıyorum. İnsan iradesini saf dışı eden bir demokrasi olur mu ? . Bir kişi istediği bir adayı destekleyeceği gibi, hiçbir adayı da beğenmeyebilir. .
Türkiye’ de Odaların ve sendikaların birer imparatorluk hale geldiğini kimler görmüyor? Üyelerden zorla alınan aidat ve meslek odalarındaki milyonluk bütçeler, bu seçimlerin asıl ateşleyicisi midir? Yoksa bu hiç bir karşılıksız bir kamu hizmeti midir? Burada benim aklım karışıyor. Artık biz, ülke olarak bir odalar federasyonunda yaşıyoruz. Genel merkezlerdeki binaların şatafatı ve oda başkanlarının krallar gibi olması , onların üyelerini ne kadar düşündüğünü ve sevdiğini gösteriyor.
Olması gereken , evet mesele odaların olması; ama oda üyeliğinin bir mecburiyet değil, bir tercih olmasıdır. Mesela bir avukat baroya üyesi değilse, davasını verecek bir vatandaş, “ben baro üyesi olmayan bir avukata davamı vermem” diyor mu , ona bakmak lazım. Yasal mecburiyetle ve yasal tahsilatın, doğru olmadığını ve irade hürriyetini ortadan kaldırdığını kimler görmüyordur?
Mesela baro seçimleri her bir ilçede temsilciğinde neden yapılmadığın bize izah eden bir baro yönetimi yok. Oysa bütün üyelerin, merkeze- Muğla’ ya gitmesi ve orada oy kullanılmasının arkasındaki hizmet anlayışını da görmek isterim.
Emekli hakimlerin ve savcıların, emekli Yargıtay üyelerinin veya istinaf üyelerinin, emekli olduktan sonra, neden avukatlık yapmak istediklerini, anlamak mümkün değildir. Baroların da, genç avukatlara sahip çıkıyor görünüp, mesleğini baştan “avukat” olarak seçmeyen, ekonomik hayatı , emeklilik garantisinde iken, neden avukatlık sahasına inmelerindeki haksız rekabeti görmeyen ve bu konuda, genç avukatları ekonomik olarak korumak için hiçbir adım atmayan bir baroya ne diyeyim ? Ancak bu sistemi, genç avukatların da oylarıyla desteklemesi de anlaşılmaz bir vakadır ve sosyolojik ve psikolojik yönden tahlil edilmelidir.