Fethiye TV - Fethiye Haberleri
SON DAKİKA
6 Dk Okuma
23 Ekim 2026 11:50 59 Okunma Güncelleme: 23.10.2026

IRKÇILIK –TÜRKÇÜLÜK VE DEVLET BAHÇELİ

1976 da , Hocamız Prof. Dr. Orhan Acıpayamlı, dersinde dedi ki: “Irk, hayvansal bir bağdır.” Bizim sınıftaki arkadaşlar , Ülkücü “Türkçü” olduğu için , bu söze çok bozuldular. “Ama hocam böyle olur mu? dediler. Hoca da, “ biyolojik olarak, evet tam d

               1976 da ,  Hocamız  Prof. Dr.  Orhan Acıpayamlı, dersinde  dedi ki: “Irk, hayvansal bir bağdır.”  Bizim sınıftaki arkadaşlar , Ülkücü “Türkçü”  olduğu için , bu söze   çok bozuldular.  “Ama hocam böyle olur mu? dediler. Hoca da, “ biyolojik  olarak,  evet tam da budur”  dedi. Şimdi ben bakıyorum da, aynı anne ve babadan olan kardeşler, miras konusunda, birbirlerine ne kadar düşmanlık içine giriyorlar; bir kardeşin, öz kardeşine yapmadığı  haksızlık kalmıyor. Demek ki,   aynı ırktan değil,  aynı anne ve babadan olmak  bile, hakkı ve adaleti ve nezaketi sağlamıyor. Bunu sosyal hayatta, hukuk davalarının  içinde  eksiksiz olarak görüyoruz ve yaşıyoruz. . 
         Irkçılığın ve Türkçülüğün kaynağına baktığımızda,  Danimarkalı  dil bilimci Vilhelm Thomsen 1893 tarihinde , Rus Türkolog  Vilhelm  Radlof’ un  yardımıyla Orhun Kitabelerini çözmüş. Bu Danimarkalı, oraya kadar nasıl gitti, yol masraflarını kim karşıladı;  amacı neydi,  kim finanse etti yönlerini hiç düşünmedik. Çünkü bize düşünmemeyi ve sorgulamamayı  öğretiler.  “Türklerden  sana ne  Danimarkalı !”  demedik.  Bu, sadece  ilim aşkı olabilir miydi ? Rus Türkolog Vilhelm Radlof da, Proben adlı Osmanlı Türkçesi ve Rusça Lügati ile neyi gerçekleştirmişti ?  Vilhelm Radlof da,  yaklaşık 30 senesini Asya Türkleri arasında yaşamıştı. Bugünkü  Sovyet-Rus İmparatorluğunu manevi kurucusudur. Çünkü Asya’daki  Türk Boylarını, sınıf  sınıf ayırmış ; her bir aşireti veya boyu, şivelerine kadar  ayrı bir şeklide tanımlamıştı. 
       Osmanlı Toplumunda, ilk Türkçülerden biri de Mustafa Celaleddin Paşa, aslen Polonyalı olup , Osmanlıya sığınmış ve Müslüman olmuş.  “Türkçülüğün Esasları” nı yazan   ve İttihat ve Terakki Partisinin   ideoloğu olan Ziya Gökalp’ in de   bir “Kürt” olduğunu  biliyoruz.  
       İlk Türkçüler’ den Lehçe-i Osmani ( ilk Türkçe lügat çalışması ) ve Müntehabat-ı Durub-ı Emsal ( Türk Atasözlerinin  ilk derlemesi )  Yazarı , Devlet adamı  olan Ahmet Vefik  Paşa , Paris’ te elçilik yapmış;  sonra da Sultan 11. Abdulhamit  zamanında  Sadrazam  olmuş.  
       Amerika Birleşik Devletinin ileri gelenleri, 1890’ larda,  karanlıkta kalan Osman  Devletini  aydınlatmak için ,  İstanbul’a gelmişler. Burada bir okul kuracaklar. Okulun içinde  tabii ki,  kilise de olacak. İstanbul’ un Fethi’nin nereden başladığını araştırmışlar ve tespit etmişler. Fatih Sultan  Mehmet , bu fethin ilk  hamlesi olarak Rumeli Hisarını yaptırmasıyla Fethe başlamış ve Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasının arasındaki  deniz  ulaşım yolunu  zincirle kesmiş .  Yani İstanbul ‘un  fethi ,  Rumeli Hisarının  yapımıyla başlamış. İşte ABD,  Osmanlıyı,  işgal etmek – pardon yanlış oldu-  aydınlatmak için buraya bir okul kuracaklar. Fakat okulun yerini satın almaları gerekiyor. Bu yer de Ahmet Vefik Paşa’nın üzerine tapulu. Ahmet Vefik Paşa’dan , yeri satmasını istiyorlar. Fatih’in emirnamesi  var:  Ecnebiye – Gayri Müslime  yer satma yasak. Ahmet Vefik Paşa , Fransa’da  sefir iken,   bakkala, kasaba berbere, terziye borçlanmış ve oradan  borçlarını  ödemeden dönmüş;  ama Sadrıazam; yani başbakan. Fransızlar, alacaklarını istiyor;  Amerikalılar ,  bu yeri bize sat diyor. Tam satacakken, Sultan 11. Abdulhamit,  bunu  duyuyor ve  borçlarını  ödemesi için para gönderiyor;  bizim ki  parayı alıyor ve yiyor;  borçlarını  ödemiyor. Tekrardan satmaya  yanaşıyor; Padişah, tekrar para gönderiyor; ama borçlarını ödemiyor.  Fransızlar,  alacakları için sıkıştırıyor. Üçüncüsünde, Ahmet Vefik Paşa,  bugünkü Boğaziçi Üniversitesi ve Robert Kolejinin  topraklarını  satıyor. Ahmet Vefik Paşa öldüğünde,  cenazesinin Üsküdar tarafına gömülmesini vasiyet ediyor;  fakat Padişahın, irade-i seniyesi mucibince, Rumeli Hisarı yakınlarına gömdürüyor. Padişah şöyle düşünmüş: “Kıyamete kadar, bunu  ruh-u  habisi “Çan” sesi dinlesin  diye. 
        Amerikan Robert Koleji , Türk bürokrasisini yetiştirmiş ve yeteri  kadar yöneticiler de  çıkarmıştır. Başbakan Bülent Ecevit  bile  onların eseridir. 
         Dünyaya Türk Halk Edebiyatını  tanıtan Ignas  Kunoş’tur. Anadolu’ yu bir derviş kılığında adım  adım  dolaşmış ve Türk Halk Edebiyatı  türlerini sistematik  bir şekilde toplamış ve tanıtmıştır.  Bu  araştırmacı da,  Macar Türkolog’ u  Vambrey’in talebesidir. Vambrey  de İngiliz casusudur.  
       Türkiye’ de  aslen Türk olmayanların  kurduğu, geliştirdiği bir Türkçülük hareketi vardır. “Türkiye Türklerindir” lejandını  her gün okuyucunun gözüne sokan  gazetenin de Türklere ait olmadığını biliyoruz.  “Yine ne mutlu Türküm diyene”  sözü , “Bir  Türk dünyaya  bedeldir” , “Türk Öğün Çalış Güven”  sloganları ;  Okullarda , her sabah söyletilen “ Andımız”  nutkunu, bir Türk’ ün yazmadığını biliyoruz.  Osmanlı’da ve  Türkiye’ de, Türkçülük  hareketi ve savunucuları, Kürtçülük hareketini bir tepki olarak başlatmak kurgulanmıştır. Hem Türkçülerin içinde,  hem de Kürtçülerin içinde  Türk olmayan ve Kürt olmayan yeteri  kadar liderleri vardır. ABD  ve   Avrupa devletleri yeteri kadar,  her iki  hareketin  içinde  rol almışlar ve silah  dahil  her türlü  desteği vermişledir.  
       Osmanlı coğrafyasında bulunan petrol ve gaz   yatakları  ve nadir toprak elementleri, emperyalist batılı sömürgeci devletler  ve Rusya için, bu coğrafyada,  ırkçılığın gelişmesini ve  boy göstermesini ve İslam Ümmetinin  ayrı ayrı bölünmesi için her şeyi yapmışlardır. Türk olmayanların, “Türkçülük” yapmasındaki garabeti  anlamayan cahil  kişiler de, bu Türkçülük ve Kürtçülük hareketlerine  katılmışlardır. 
        Bu ırkçılık ve ırkıyla övünmek , cahil kişiye bir mutluluk tatmini sağlıyor.  Ferdi yönden ve psikolojik  hayatta  hiç bir şey başaramayanlara, kendilerini toplumda  ispatlamaları ve göstermeleri  için   altın fırsatlar sunuyor. Bir rozetle, bir bayrakla,  bir sloganla, bir amblemle  diğerlerine karşı üstün oluyorsunuz. Buna en çok, hayatta hiçbir iş başaramamış gençlerin ihtiyacı vardır. Bu yolda  kullanılanlar da gençlerdir. “Türk” veya “Kürt”  olduğun  için övünmek, gururlanmak;  kendini başkalarından üstün görmek, hiçbir şey yapamayanların kurtuluş sandalı haline gelmiştir. Bu kişilerin,  “Ben Türküm” veya “Ben  Kürdüm”  diyerek hangi  eksik yönlerini kapattığına  bakmak gerekir. 
       Terörsüz Türkiye , Terörsüz Bölge  sürecinde ,  ırkçılık üzerine kurulmuş  ve varlığını Türkçülük üzerine devam ettirmiş bir partinin lideri Devlet Bahçeli’ nin almış olduğu risk ve fonksiyon  tarihte  farklı bir  reform olarak  kayda geçecektir. Biz,  bunu şimdi içinde olduğumuzdan tam  etrafıyla göremiyoruz. Bir şeyi tam görmek ve anlamak  için ,  o şeye  biraz uzaktan ve yukarıdan bakmak gerekir. Ancak, Sayın Devlet Bahçeli’nin bu hamlesi ve hareketi, bu coğrafyadaki ırkçılığı ve  kabileler, eyaletler,  sömürge  ülkeler arasındaki  savaşı sona erdirecek  seviyededir. MHP yerine,  bir başka partide ve başka  bir siyasi  lider bunu  yapsaydı, bu kadar etkili  ve derin olamazdı. Bugün Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin muhataplarının  içinde, yeteri kadar MOSSAD  ve CIA’  ya bağlı kişiler olduğu  gibi;  toplum için  onun aleyhine fikir üretip   konuşanlar ve muhalefet yapanların içinde de,  yeteri  kadar da,  bu  servislere ücreti  karşılığı maşalık yapan veya onların aldatmalarına alet olan fikirsizler  mevcuttur.  
       Önümüzde iki yol var: Ya ırkçılığı  şaha kaldırıp, bütün aşiretlerin ve  parçalanmış  sömürge  ülkelerinin savaşacakları bir  kaos  ortamı sağlanacak ve böylece  parça parça bölünecekler ve  Avrupa  ve ABD tarafından   lokma lokma  yutulacaklar ; ya da  ırkçılığı  terk edip; İslam Ümmeti olarak  kardeş olduklarını  hatırlayıp , aradaki  gümrük duvarlarını  kaldırarak , Tüm  Emperyalistlere ve İsrail’e  karşı askeri ittifaklar kurarak,  Birleşik İslam Devletleri  olarak, huzurun, refahın ,  kalkınmanın ve  beşeri saadetin   ülkesi   olacaklardır. Başka da çıkış yolu yoktur.    Av. Ahmet Beserek. 1910.2026