Av. Ahmet Beserek
BOŞANMA DAVALARI NASIL HIZLI ÇÖZÜLÜR?
Bizdeki yargının en büyük problemlerinden birisi adaletin gecikmesi veya yanlış olmasıdır. Şöyle düşünün, bir çift , bir dakikada veya beş dakikada evleniyor, süre bakımından, evlenmekte bir engel yok; hatta “yıldırım nikahı” diye bir tabirimiz de var. Ama boşanma 10-15- 20 yıl sürüyor. Sizce bunda bir terslik yok mu ? 25 yaşındaki bir çift boşanma davası açtıktan 15 yıl sonra boşanma kesinleştiğinde; veya 40 yaşında dava açtığında ve 55 yaşında boşanma kesinleştiğinde. bu kişiler neden bu kadar bekar yaşasın ; bu yaştan sonra nasıl bir yeni aile düzeni kurabilirler. ? Bir dertten, başka dertler üretmek , bu çağdaş sistemin bir hastalığıdır.
Bir çift evlendikten sonra , çiftlerden biri, bu evliliği devam ettirmemeye karar verdiğinde, bunu yasal olarak zorla sürdürmek imkanı var mıdır? Yoktur. Siz hakim olarak, yargı olarak ne kadar “boşanmanın reddi”ne deseniz de; artık evli çiftleri bir arada yaşatma kabiliyetiniz yoktur. Peki olması gereken nedir? Boşanma davası açıldığında, ilk celsede hakim boşanmaya karar vermek zorunda bırakılmalıdır ve bu karar kesin olmalıdır. Boşanmaya bağlı tazminat , nafaka alacak , velayet davaları , boşanma kesinleştikten sonra görülmelidir. Artık, hakim, boşanma dışı karşılıklı talepler için dosyada birikecek ve toplanacak delillere göre, çocuğun velayeti ve nafaka ve maddi ve manevi tazminat konularında karar vermelidir. Çünkü, siz her ne kadar yargı olarak, boşanmayı kabul etmeseniz de, ayrı yaşamak ve boşanmak isteyen çiftleri zorla yatağa sokamazsınız veya aynı çatı altında yaşatmaya, hem gücünüz yoktur, hem de hakkınız yoktur. Şahsa sıkı surette bağlı haklara, hakim müdahale etmemelidir ve edememelidir. Madem, hakimin hakkı yoktur; bu konuda neden yasal olarak diretilsin ki ?
Geçmişte bir boşanma davam vardı. Ben, kocanın avukatıydım; karşı avukat da , karının avukatı idi. Biz , delil olarak, müvekkilim askerde iken , eşinin bir parkta bir başka erkekle çekilmiş samimi resmine dayanıyorduk. Başka bir delil ileri sürmedik. Karşı davalı kadın da , davacı idi ve eşinin kendisine pek fena muamelesine dayanıyordu. Dava dört yıl sürdü. Boşanma sebebimiz delilimiz fotoğrafa, karşı tarafın itirazı üzerine adli tıbba gitti geldi. Fotoğraf gerçek idi; tanıklar da dinlendi. Ve hakim, her iki tarafın boşanma davasının reddine karar verdi. Karardan sonra, hakime gittim, dedim ki : “Hakim Bey , kadın da boşanmak istiyor, koca da boşanmak istiyor. Neden davanın reddine karar verdiniz?” Hakim dedi ki, “ ben bu fotoğrafı, yani bir eşin bir başkası ile parkta samimi poz vermesini geçerli bir boşanma sebebi olarak görmedim , zaten ben evli de, değilim” dedi. İşte sosyolojiden ve şahsi psikolojiden habersiz bir hakim ile karşı karşıyaydık. Neyse bu hakim üstün başarılarından dolayı Yargıtay üyesi oldu. Bu hakime göre, bir kimsenin eşinin , bir başka erkekle , parkta dolaşması , hiç de boşanma sebebi değildi. Ama bu toplumda herkes için geçerli olabilir mi?
Boşanma davalarının en büyük problemleri, boşanma davasının yıllarca uzun sürmesidir. Yine bir başka davada hakim, boşanma davası açıldıktan beş yıl sonra, yetkisizlik kararı verdi. Olaya bakın, beş yıl boyunca davaya bakıyor; sonra anlıyor ki, mahkemesi yetkisiz. Ve yetili mahkeme, Konya mahkemeleri diyor. Şimdi bu şekilde bütün bu problemleri adalet bakanlığı bilmiyor mu, Yargıtay bilmiyor mu, HSK bilmiyor mu ? Eğer bilmiyorlarsa, yandı bu ülke; biliyorlar da tedbir almıyorlarsa , acaba bozuk sistemi kendilerine gelir mi tayin etmişler mi diye bakmak lazımdır. Türkiye’ de çözülemeyecek problem, çaresiz hastalık yoktur. Sadece bunu, yetkililer ve görevliler istiyor mu, istemiyor mu diye, olaylara bakmak daha doğrusudur. Bilmemenin çaresi vardır, ama istememenin çaresi yoktur.
Öncelikle evli olmayan bekar bir hakimin aile mahkemesinde, davalara bakmaması gerekir. Sonra boşanmış ve erkek düşmanı olmuş bir bayan hakim veya eşinden boşanmış kadın düşmanı olmuş bir erkek hakimin de bu davalara bakmamalıdır. Yoksa, “adalet” sadece duvarlarda asılı kalır ; hayatın içine giremez. Sonra, evli ve evliliğini sürdüren bir hakim tarafından bu davalara bakılmalıdır. Mümkünse yaşı 40 ı geçmiş bir hakim tarafından bakılmalıdır.
Hem kadın ve erkek eşittir diyeceksiniz; hem Anayasal olarak kadına üstün ayrıcalık tanıyacaksınız; sonra da, kocayı , kadın lehine ömür boyu nafakaya yükü altında tutacaksınız. Ömür boyu nafaka hala niye kaldırılmıyor ? Bunu anlamak mümkün değildir.
Eğer, bu sistemin bu hastalığından ve insanların mağduriyeti üzerinden birileri para kazanıyorsa, sistemi yürütenler de, buna ses çıkaramıyorsa; hiçbir şekilde düzeltme yapamazsınız. Yasamayı oluşturan meclis veya yasamayı yönlendiren hükümet ve iktidar partileri, bu konuda bir adım atmıyorsa ve muhalefet dediğimiz siyasi partilerin de bu problemleri çözme kabiliyeti yoksa; yani vatandaşın derdini, “dert” etmiyorsa; yapılacak bir şey yoktur, sloganlarla yola devam ve vatandaşı istismar etmeye devam edersiniz.
Günümüzde projesi olmayan, ülke meselelerinden haberdar olmayan, neyi nasıl çözeceğini bilmeyen siyasi partilerin ideolojik sloganlara ihtiyacı buradan ileri geliyor. Mustafa Kemal’e bir bayrak gibi sarılmanın altında, siyasi partilerin fikri acziyeti vardır.