Fethiye TV - Fethiye Haberleri
SON DAKİKA
3 Dk Okuma
29 Eylül 2026 13:53 81 Okunma Güncelleme: 29.09.2026

RUSYA SEÇİMLERİ ÜZERİNDEN DEMOKRASİYE BAKIŞ

Şimdi , Rusya’da yeni bir seçim oldu. Seçime katılma oranı yüzde 59 olmuş. Yani 100 kişiden 41 kişi seçime katılmamış. Seçime katılan partilerden hiç biri, ülke genelimde seçmenin yüzde 41 i kadar oy almamış. Seçime katılanların içinde , Putin’in Bir

    Şimdi , Rusya’da  yeni bir seçim  oldu. Seçime katılma oranı yüzde 59 olmuş.  Yani 100 kişiden 41 kişi seçime katılmamış. Seçime katılan partilerden hiç biri, ülke genelimde seçmenin yüzde 41 i kadar oy almamış. Seçime katılanların içinde , Putin’in    Birleşik Rusya Partisi ,  katılanların  oyunun yüzde 57 sini almış. Komünist Partisi katılanların yüzde13 ünü almış;   Liberal Demokrat Parti  yüzde   9 nu almış; diğer  partiler de  yüzde 7 ve  yüzde 5 almış. 
   Demokrasinin  özelliği,  iktidarın bir kral veya soylu elinde ömür boyu  sürmemesi,   arada bir seçim olması ve  muhalefetin  olmasıdır. Bir kişi, hiçbir siyasi  partiyi beğenmiyorsa ve oy da kullanmak istemiyorsa, bu kişiye zorla oy kullandırmanın da ,  demokrasi  olup olmadığını  ayıca değerlendirmek gerekir. Vatandaş, illa bir siyasi partiyi beğenmek zorunda olmalı mı ?  İlla oy kullanmak zorunda olmalı mısınız? Mesela fikir olarak, mevcut  siyasi partilerden  çok başka  fikirlerde olacağınız gibi, fikirsiz de olabilirsiniz. Mesela ,  bir alkolik , bir  uyuşturucu bağımlısı için , siyasi partilerin, ülkenin ,  yönetimin  bir  değeri de  olmayabilir. 
     Eğer bir ülkeyi  bir sultan veya soylu yönetseydi;  halkta onun  destekçisi  yüzde kaç olabilirdi?  Hiçbir destekçisi olmazlı fikri, hayatın olağan akışına aykırıdır. İktidarın  nimetlerinden faydalananların oranı , belirli  bir yüzdeyi bulacaktır. Böyle bir kesimin, yöneticiye   minnet  borcu da  olacaktır.  
     Hem ABD de, eski yıllarda yüzde  58- 59 iken ,  son seçimlerde yükselerek yüzde 66 ya çıkmış , en son Rusya’ da katılım oranı  yüzde 15 oranında artarak  yükselmiş ; demek ki , nerede olursa olsun, “insan”  yine aynı insan. Seçimlere  çok parti  katıldığında  ve katılım oranı  yüzde 60 seviyelerinde  olduğunda, bir  ülkede yüzde 30 oy alan bir partinin , birinci parti   olması ve parlamentoda ezici çoğunluk  sağlaması gibi  bir   gerçekle  karşı karşıyayız.  Şimdi Rusya’da, Putin’nin  partisi  hem birinci parti olmuş,  hem de ezici çoğunluğa sahip olmuş.  Putin’in  partisine oy vermeyen  yüzde  67 var demenin  bir anlamı var mıdır ?   Zaten yüzde altmış seçmen bölünmüş, parçalanmış ve bir kısmının reyi  bile yoktur.  
    Türkiye açısından bakarsak; seçime katılma oranı yüksek ; ama son seçimde düştüğü için,  muhalefet partileri belediyeleri aldı. İktidar için yüzde 51 şartı,   isabetli  gibi görünüyor. Çünkü,   hiç olmazsa , seçime  katılanların  yüzde 51’ ini alması da demokrasi açısından iyi bir şeydir. Şimdi iktidar partileri ya seçime katılma oranını   arttırmalı  ya da, siyasi  partilerden biri,  bu ülkede yüzde 30 la parlamentoda iktidar  olma  şansını yakalamalıdır. 
      Hem ülke yönetimine karışmayacaksan, bana ne diyeceksen,iktidardan şikayet etmeyeceksin. Mevcutları beğenmiyorsan; ya bir parti kuracak veya bir parti içinde yer alacaksın.  Şöyle düşünelim:  Seçime katılma oranı yüzde 40 olsun;  bu yüzde 40  ın yüzde 51 ni alırsan ; bu neye tekabül eder? Ülke genelinde yüzde 22 oy alarak iktidar olabilirsiniz. Artık bu yüzde 22 lik  siyasi parti iktidarının,  meşruiyeti  var mıdır,  yok mudur diye hesap yapmak gerekir mi ?  Ülkede siyasi partileri beğenmeyen veya oy vermeyenler, aslında bir yönüyle  ülke yönetimini, küçük bir azınlığa bırakıyor demektir. Böyle bir durumda, krallığa   karşı olmanın  ne anlamı kalır?  Zaten krallar da , bir  ülkede en azından yüzde 25 oy  desteğine sahip olabilirler.  
     Demek ki demokrasi,  her zaman seçim yapılması ve çoğunluğun  iradesi demek değilmiş. Öyleyse demokrasi nedir; bunu bir tartışmaya açmamız gerekiyor. Daha önemlisi,  insan  haklarını  korumak, yargıda ve yönetimde  adalet ve kanun  önünde eşitlik ve refahın ülke nüfusuna  en fazla şekilde yayılması, iş edinmede ve işe girmede  fırsat eşitliği ; haksız kazanç yollarının kapatılması, kötülerin cezalandırılması ve iyilerin mükafatlandırılması, “demokrasi” den daha önemli  bir yerde duruyor. Hırsızlığı ve yolsuzluğu, rüşvet ve irtikabı  savunmanın , demokrasi ile, insan hakları ile, siyaset ile hiçbir alakası yoktur.