Av. Ahmet Beserek
DAVA ZAMANAŞIMI VE CEZA ZAMANAŞIMI KALDIRILMALIDIR
. 765 sayılı eski ceza kanununda , dava zamanaşımı madde102 de ve ceza zamanaşımı madde 112 de düzenlenmiş ; yeni 5237 saylı ceza kanununda , madde 66 da ve 68 de düzenlenmiştir.
İşlenen suçların ağırlığına göre 40 yıldan 8 yıla kadar zamanaşımı içinde suçlu yakalanmazsa, dava açılmazsa veya açılmış dava süründürülürse, artık şüpheli veya sanık olarak dava düşüyor ve hiç suç işlememiş gibi olunuyor. Burada yasa koyucunun suç işleyenlere karşı, ne kadar şefkatli ve merhametli olduğunu görebilirsiniz. Ama siz suçtan zarar görmüşseniz; size karşı yasa koyucunun merhametini ortaya koyan böyle başka bir yasa yok. Tabii ki , arada bir çıkarılan af yasalarını hesaba katmazsak.
Geçmişte , davasına girdiğim bir ağır ceza dosyasında, bir eczacı yamağı, etrafta unutulan sağlık karnelerini toplamış ve kendi el marifetiyle unutturulan sağlık karnelerini toplamış. Aslında muayene olmamış hastalar için , ilaçları da doktorlara yazdırarak , SSK ve Bağ-Kur ve Emekli Sandığının içini boşaltmış. Bunu, polis tespit etmiş ve mahkemeye sevk edildi. Bu dava zamanaşımını bilen sanık ve avukatları ve yargı mensupları tarafından, dava öylesine uzatıldı ki ; yargılama sırasında hakimler de devamlı değişti ve verilen ilk karar, Yargıtay’ca , eksiklikten geri çevirdi ve en son verilen mahkumiyet kararı tekrar Yargıtay’a gitti ve bir daha dönmedi. Dosya Yargıtay’da beklerken dava zamanaşımı 15 yılı doldurdu ve asıl suçlular hiçbir ceza almadı. Tabii ki, bu arada SSK ve Bağkur’ dan iç edilen paralar da sanıkta kaldı.
Yargı Mensupları her türlü kusurdan ve hatadan temiz ve ari olduğu için onları suçlamak yasalara aykırı olur. Çünkü onlar kusursuz, sorumsuz ve suç işleme ehliyetleri yoktur. Biraz da kutsal sayılırlar.
Peki bu dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı, ne diye kanunlara konmuş derseniz; sonuç ortada. İşte bu zamanaşımı meselesi, suç işlendikten sonra , suçun ağırlığına göre kaçanlara ve yakalanmayanlara veya dava açıldıktan sonra, davanın sürüncemede bırakılması, bu suçluları kurtarmak için konmuştur desem , sizce yanlış söylemiş olur muyum ?
Oysa İlahi Adalette, hiçbir borç ve alacak zamanaşımına uğramadığı gibi, hiçbir suç da zaman aşımına uğramaz. Şöyle düşünelim: Sizin alacağınız hak veya ödeyeceğiniz borç veya işlediğiniz suçun cezasını, bu dünyanın ömrü bittikten sonra, yeniden yaratıldığınızda, Mahkeme-i Kübra’ya çıkacaksınız ve hem borcunuzu ödeyeceksiniz, hem de hakkınızı alacaksınız. Eğer bir cezalık suç işlemişseniz de, bunun için de Cehennemde cezasını mutlaka çekeceksiniz. İşte, içinde İslam Dininin hükümlerini ve ölçülerini taşımayan “ama çağdaş ,ama aydın, ama laik ” bir ceza hukuku sisteminde “adalet” bu kadar sağlanır. Yargıda tanıdığınız varsa, dosyayı dolabın arkasına düşürttürürseniz. ; hiçbir ceza almazsınız. Çünkü, bizdeki ceza hukuk sistemi, bazı suçluları korur ve onları kurtarır. Bazı suçlular, böylece, Orta Çağın Karanlığından kurtulur ve aydınlanırlar. Böyle bir sitemde, suçlu iseniz , bu aydınlanma döneminin eseridir; suçtan zarar gören mağdursanız , siz de bu aydınlanmaya karşı çıkmamalısınız ; yoksa “gerici” olursunuz.