Fethiye TV - Fethiye Haberleri
SON DAKİKA
2 Dk Okuma
22 Eylül 2026 15:42 56 Okunma Güncelleme: 22.09.2026

DAVA ZAMANAŞIMI VE CEZA ZAMANAŞIMI KALDIRILMALIDIR

. 765 sayılı eski ceza kanununda , dava zamanaşımı madde102 de ve ceza zamanaşımı madde 112 de düzenlenmiş ; yeni 5237 saylı ceza kanununda , madde 66 da ve 68 de düzenlenmiştir. İşlenen suçların ağırlığına göre 40 yıldan 8 yıla kadar zamanaşımı için

.  765 sayılı eski  ceza kanununda , dava zamanaşımı madde102 de  ve ceza zamanaşımı  madde 112 de düzenlenmiş ; yeni 5237 saylı ceza kanununda ,  madde 66 da ve  68 de düzenlenmiştir. 
   İşlenen suçların ağırlığına göre  40 yıldan 8 yıla kadar zamanaşımı içinde suçlu yakalanmazsa, dava açılmazsa  veya  açılmış dava  süründürülürse, artık  şüpheli veya sanık olarak  dava düşüyor ve hiç  suç işlememiş gibi olunuyor.  Burada yasa koyucunun suç işleyenlere karşı, ne kadar şefkatli ve  merhametli olduğunu  görebilirsiniz.  Ama siz suçtan zarar görmüşseniz;  size karşı yasa koyucunun merhametini  ortaya koyan böyle başka  bir  yasa yok. Tabii ki , arada bir çıkarılan af yasalarını  hesaba katmazsak. 
    Geçmişte , davasına girdiğim bir  ağır ceza dosyasında, bir eczacı yamağı, etrafta unutulan sağlık karnelerini toplamış ve kendi  el  marifetiyle unutturulan  sağlık karnelerini  toplamış.  Aslında muayene olmamış  hastalar  için ,  ilaçları da  doktorlara yazdırarak ,  SSK ve Bağ-Kur ve Emekli Sandığının içini boşaltmış. Bunu,  polis tespit etmiş ve mahkemeye sevk edildi. Bu dava zamanaşımını bilen sanık ve avukatları  ve  yargı  mensupları tarafından,  dava öylesine  uzatıldı ki ;  yargılama  sırasında   hakimler de devamlı  değişti  ve verilen ilk  karar,  Yargıtay’ca ,  eksiklikten geri  çevirdi ve en son verilen  mahkumiyet  kararı  tekrar Yargıtay’a  gitti ve bir daha dönmedi. Dosya Yargıtay’da beklerken  dava zamanaşımı 15 yılı doldurdu ve asıl  suçlular  hiçbir ceza almadı. Tabii ki, bu arada SSK ve Bağkur’ dan  iç edilen paralar  da sanıkta  kaldı.
    Yargı Mensupları her türlü kusurdan ve hatadan temiz ve ari olduğu için onları suçlamak yasalara aykırı olur. Çünkü onlar kusursuz, sorumsuz ve suç işleme ehliyetleri yoktur. Biraz da kutsal sayılırlar. 
     Peki bu  dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı,  ne diye  kanunlara konmuş derseniz;  sonuç  ortada. İşte bu zamanaşımı meselesi, suç işlendikten sonra , suçun ağırlığına  göre kaçanlara ve yakalanmayanlara veya dava açıldıktan sonra, davanın sürüncemede bırakılması, bu suçluları  kurtarmak için konmuştur desem , sizce yanlış  söylemiş olur muyum ? 
    Oysa İlahi Adalette,  hiçbir borç ve alacak zamanaşımına uğramadığı gibi, hiçbir suç da zaman aşımına uğramaz. Şöyle düşünelim: Sizin alacağınız hak veya ödeyeceğiniz  borç veya işlediğiniz suçun cezasını, bu dünyanın  ömrü bittikten sonra, yeniden yaratıldığınızda, Mahkeme-i Kübra’ya çıkacaksınız  ve  hem borcunuzu ödeyeceksiniz,  hem de hakkınızı  alacaksınız.  Eğer bir cezalık suç işlemişseniz de, bunun  için de Cehennemde  cezasını mutlaka çekeceksiniz. İşte,  içinde İslam Dininin  hükümlerini  ve ölçülerini  taşımayan  “ama çağdaş ,ama aydın, ama laik ”  bir ceza hukuku  sisteminde “adalet” bu kadar sağlanır. Yargıda tanıdığınız varsa, dosyayı dolabın arkasına düşürttürürseniz. ;  hiçbir ceza almazsınız. Çünkü, bizdeki ceza hukuk sistemi, bazı suçluları korur  ve onları kurtarır. Bazı  suçlular, böylece, Orta Çağın Karanlığından kurtulur ve aydınlanırlar. Böyle bir sitemde,  suçlu iseniz , bu aydınlanma döneminin eseridir;  suçtan zarar gören mağdursanız , siz  de bu aydınlanmaya karşı çıkmamalısınız ; yoksa “gerici”  olursunuz.