Bazen dönüp dolaşıp aynı konulara girsem de, üzerinde vurgu yapmadan duramıyorum. Değişik yerlerden girip değişik sözcüklerle, aynı konunun altını defalarca çizip, hafızalarda iyice yer etmesine çalışıyorum . En başta da kendi yaşantımda ilke edinmeyi unutmamak için. Bu yaşamda benim yapmam gereken en önemli şey nedir. Nasıl yaşamalıyım ve okurlarıma da neyi salık vermeliyim .
Ben yaşamın amacının nesneyi insanlaştirmak olduğuna inanırım. Evet nesneye kölelik ediyorsan yaşamını boşa harcıyorsun demektir. Sufli olana bağımlıysan , yazık ediyorsun kendine. Hem kendine hem de emrine girdiğin " şey" e yani nesneye . " Ne yapayım hayatın kanunu bu!" deyip kurtulamazsın. Kendin , kendini aşıp, insanlığın en üst seviyelerine çıkmak gibi bir görevin olduğu gibi, dokunduğun her nesneyi de bu güzel uğraşında görevlendirip, onları da nesne olmaktan özne olma şerefine yükseltmek gibi bir görevin var. Bunlara inanır, böyle yaşamaya gayret ederim . Dokunduğum, ilişki kurduğum herkes ve her şey zarar görmesin, mutlu olsun ve seviyesini yükseltsin isterim. Kimse için kötülük düşünmedigim gibi, onların yükselmesi için gayret gösterir, yol gösteririm ve elimden geliyorsa da fırsatlar sunarım .
Geçici olanı değil, geçip gidenin içinde kalıcı olanı görmeye, bulmaya çalışırım . Sonlu olanın içinde, sonsuz olanı; çürüyüp gidenin içinde çürümeden kalanı; insanı küçülteni, yerin dibine çekeni değil, yükselteni, göklere çıkaranı arayıp bulmayı, önce kendim yaşayıp, içselleştirdikten sonra, yaşam biçimi yaptıktan sonra, okurlarıma öneririm, ürünlerime yansıtırım. Yani bir anlamda ürünlerimi birer kanata çevirip, okurlarımı bu kanatlarla uçmaya davet ederim. Sanatçının asıl görevinin de, okurlarına uçmayı öğretmek, uçmaları için onlara kanat takmak ve uçulacak coğrafyaların koordinatlarını vermek olduğuna inanırım.
İnsanlara yaklaşımım da bunun gibidir . Kimseyi kullanmam, çikar amaçlı yaklaşmam. Yaklaşanları da hemen tanırım ve mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışırım. Sözün kısası, başta insanlar, dostlarım ve arkadaşlarım olmak üzere tanıdık tanımadık hiç kimseye menfaat için yaklaşmam, bunu büyük bir ayıp sayarım . İnsanlığın yaratılışına uygun bulmam. Çok aşağılık bir seviye olduğuna inanır, ona göre yaşar , üretir ve yazarım. Hayvanlar için de durum aynıdır, bitkiler için de aynıdır. Hem kendim öyle yaşarım hem de dostlarımın ve okurlarının öyle yaşamasını isterim.
Yazarsam böyle yazarım. Düşük olandan yüksek olana doğru bir kutlu yolculuktur bu . Böyle yazmak bana mutluluk verir . Ne kadar okunursa ve kimler okursa artık. Bu da nasip ve kısmet işi, ne diyelim!