YEREL YÖNETİMLERDE ARA SEÇİM YAPILACAK

TBMM'de sekiz vekillik boşluk için ara seçim yapılması tartışmaları devam ederken bazı yerel yönetim birimleri için seçime gidiliyor. Nüfus kriterine bağlı olarak belde statüsü daha önce sona eren yerleşim yerlerinin itirazlarına ilişkin hukuki süreçler tamamlandı. 7 Haziran 2026 Pazar günü Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik, Almus ilçesine bağlı Bağtaşı, Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu beldeleri ile Gümüşhane’de Tekke ve Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’da sandık başına gidilecek. Belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri seçilecek. Aynı tarihte Diyarbakır Bismil, Mardin Artuklu, Bursa İnegöl' ve diğer illerde de çeşitli nedenlerle (ölüm, istifa, yeni mahalle oluşumu vb.) boşalan muhtarlık ve ihtiyar heyeti üyelikleri için de seçim yapılacak. “Yenilenen” ve “ara seçim” olarak tanımlanan seçimlere yabancı değiliz. Yazının konusu CHP’nin son günlerde dile getirdiği ara seçim olmasa da bir cümle yazıp geçelim. Seçimlerin yapılıp yapılmayacağını ya da ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağını konjonktüre göre “etkili odaklar” belirler. Ayrıntılar için demokratur konulu bir önceki yazıma bakılabilir.

Türkiye’de ara seçimler seçim takviminin kenarında duran teknik bir ayrıntı değil, temsil boşluğunu dolduran tamamlayıcı bir mekanizmadır. Üstelik bunun iki ayrı yüzü var. Birincisi muhtarlık ve ihtiyar heyeti düzeyi; burada ara seçimler neredeyse sistemin rutin parçası. İkincisi belediye düzeyi; burada ara seçim daha sınırlı, daha istisnai ve daha yüksek hukuki etkiye sahip. Ölüm, istifa, görevden alma, seçimin iptali ya da belediye tüzel kişiliğinin yeniden ihyası gibi durumlar devreye girdiğinde sandık yeniden kuruluyor. Yani mesele sadece oy vermek değil; temsilin kopmamasını sağlamak. YSK verilerine göre, 2009–2017 arasındaki altı ara seçim dönemine bakıldığında, seçimlerin büyük çoğunluğunun muhtarlık ve ihtiyar heyeti düzeyinde gerçekleştiği görülüyor. Belediye başkanlığı ve belediye meclisi düzeyindeki seçimler ise daha az. Bu da ara seçimlerin ağırlık merkezinin köy ve mahalle düzeyinde olduğunu gösteriyor. Bazı seçimlerin, sıradan boşalma nedeniyle değil; hukuki ve yargısal kırılmaların ardından ortaya çıktığı görülüyor. Aslında seçimlere ilişkin düzenlemelerin yeniden ele alınması gerekiyor. 1980 darbesi sonrası çıkarılan seçim kanunlarının hala yürürlükte olması anlaşılır değil.

Öncelikle seçim mevzuatı daha açık olmalıdır. Hangi durumda belediye düzeyinde ara seçim yapılacağı, hangi durumda nasıl bir takvim işletileceği daha net yazılmalıdır. Her seferinde yorumla, alışkanlıkla, dağınık uygulamayla gidilmez. İkincisi, YSK verileri daha düzenli ve karşılaştırılabilir biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Seçimler temsili demokrasinin özüyse eğer alınan kararlar ve ortaya çıkan veriler kapalı kutu gibi durmamalıdır. Üçüncüsü, muhtarlık düzeyinde sürekli tekrar eden boşalmalar için idari alternatifler düşünülmelidir. Her boşlukta yeniden sandık kurmak bazen çözüm, bazen yorgunluk üretir. Dördüncüsü de yukarda belirttiğimiz gibi başta 2972 sayılı Kanun olmak üzere ilgili kanunlar artık güncellenmelidir. Teknoloji değişmiş, yönetim yapısı değişmiş, yerel ihtiyaçlar değişmiş; ama mevzuat aynı yerde saymamalıdır.

Velhasıl, 7 Haziran’da altı belde ve 3 ilde mahalle ve köylerde kurulacak sandıklar sadece o yerleşim yerlerinin meselesi değildir. Tartışılması ve düzeltilmesi gerekirken, görmezden gelinen ya da halının altına süpürülen sorunlardan bir tanesidir. Yeni yazılarla tekrar buluşuncaya kadar sağlıklı, mutlu ve huzurlu kalın, hoşcakalın.

21.04.2026