BİR TRAFİK CİNAYETİNİN ANATOMİSİ

Trafik kanunlarında yeniden düzenleme yapılırken, yapılacak değişikliklerin sadece maddi para cezalarını artırmak için meseleye bakılmaması konusunda yazmıştık ve kısmen de anlatmıştık. Her neyse beklediğimiz neticeyi alamadık ve trafik kazaları veya trafik cinayetleri ve yol kesme, adama öldürme, eşkıyalık hala devam ediyor.

Her neyse, Giresun Görele CHP li Belediye Başkanı, 16 yaşından bir kızcağıza mesaj atmış ; sonra bu kızcağız bu mesaj olumsuz cevap vermiş ve bu konu şayia hale gelince de, bir trafik cinayetine kurban gitmiş. Şimdi sanık, bu fiili bir emir doğrultusunda işlememiş; ve belediye başkanının , bu kız meselesinden dolayı trafik kazası değilse veya bu konudaki şüpheler ispatlanamazsa ; sanık 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası alacak. Ailesi, maddi ve manevi tazminat davasını açsa bile, bu kişinin üzerinde mal varlığı varsa ve bulursa alabilecek.

Eh , 16 yaşında bir çocuğun hayatının ne ehemmiyeti var ki diye olaya yaklaşanlar kimledir, bunu bir sorgulamalıyız!

İşini en ahlaksız yönü, bu belediye başkanının, CHP li olduğunu bildiği halde, 80 milyona, bu mesaj ve kaza olayını , “Ak Partili Belediye Başkanı, bir kıza cinsel mesaj attığı ve sonrasındaki trafik kazasına uğradığı ” şeklinde ilan etmesindeki garabeti de yaşadık.

Sonrada bu kıza çarpan kişinin , başkanın yakını olduğu hakkında yorumlar oldu. Şu CHP’ li yayıncının içine düştüğü duruma bakın. , İmamoğlu yolsuzluk davasından dolayı o hale gelmişler ki, şimdi kirli işlere bulaşmış bir Ak Partili Belediye başkanı arıyorlar; bulamayınca CHP li bir başkanı Ak Partili diye , haber yapabiliyorlar. Zaten, kendilerinin ne derse desinler , hemen inanacak ve tasdik edecek bir kitleye sahip olmuşlar gibi ; daha da ileri giderlerse ; bu konuda aslında , bu belediye başkanının CHP’ li olmadığı , aslında Ak Partili olduğunu ispatlamak için dava da açabilirler.

Yapılması gereken neydi; eğer bu kişi kasten bu trafik kazası ile bu kızcağızı ölümüne sebebiyet vermişse, kıssas gereği, doğrudan idam edilmeliydi; ama biz Şeriat’ la yönetilmiyoruz. Artık , Avrupa Birliğine (!) geçtik de, idam cezasını kaldırdık.

Yoksa bu kızcağızı öldüren kişiye çok yazık olurdu. Zaten ceza hukuk sistematiği , bir kişi öldükten sonra , ölen kişiyi geri getiremeyeceğimiz inancıyla, geride öldüren sanığı “ gerçek adaletten “ kurtarmak üzere kurgulanmıştır. Böylece “adalet” tam yerini bulmuş oluyor!

Diyelim ki , bu kız , usturuplu şekilde bir trafik cinayetine kurban gitmedi de, gerçekten bir trafik kazasında öldü.

Şöyle bir trafik cezası düzenlemesi olsaydı , trafik kazasında , sanık asli kusurlu ise, hapis cezası 30 yıl verilir. . Sonra kazaya karışan araç müsadere edilir ve kazayı yapan kişiye ve araç tescil sahibine 10 milyon lira para cezası verilir, şeklinde bir düzenleme olsaydı ; bu 10 milyon tazminatı mağdur veya maktulün yakınlarına ödemedikçe hapisten çıkamaz şeklinde bir düzenleme olsaydı ve bu uygulansaydı ; ne olurdu ? Yolda sallapati giden ve kuralları çiğneyen veya çiğneyecek bir serseriyi bulmazdınız da, bu kazalardan ve davalardan geçinenleri gelirlerinden ederdik öyle mi ?

Böyle bir trafik ceza düzenlemesinde, makam sahibi veya varlıklı , ama ahlaksız ve edepsiz birisi, toplumda istemediği kişiyi, bir trafik kazası süsünde öldürtecek kişiyi de bulamazdı. Diyelim ki, sünepe birini buldu. Onu bu cinayete nasıl ikna edecekti ? Diyecek ki. “ Gel, sonuçta idam da olabilirisin, en az otuz yıl hapis var; sonuçta 10 milyon lira para cezası var ; araban da müsadere edilecek ; bu işi , bana kaça liraya yaparsın? ” demek zorunda kalacaktı.

Eğer bu kız Ak Partili ve sağ cenahtaki bir başka partili belediye başkanına dayalı bir taciz mesajına ve sonrasında trafik kazasında ölseydi, bütün zinde güçler, kadın hakları savunucuları , çocuk hakları savunucuları , doğayı koruma savunucuları yollara dökülür ; bu kızcağızın duruşmalarını takip eder ve ülkede gösteriler , yürüyüşler, protestolar , hükümeti veya bakanı istifaya çağırma yaygarası ülkeyi kaplardı. Şimdi madem ki olayın ucu CHP’ li birine dayanıyor; artık, bu kızcağıza sahip çıkan meslek odası, derneği vakıf, sokak gösterisi, pankartlı ve yazılı ve görsel basını, bu çocuk için göremezsiniz. Görmezden gelinir ve üstü örtülür gider. Duymaz ve görmez olurlar. İşte bu toplumun geldiği seviye.