DAVALAR NEDEN YILLARCA UZATILIR ?
Türkiye’ de davaların yıllarca uzayıp gitmesi, “adaletin “ önündeki en büyük problemlerden biridir. Ancak bu problem, çözülmek istendiği halde çözülemeyen bir problem ve devasız bir dert değdir. Aydın ve çağdaş ve ileri bürokrasi ve kanun koyucu ve uygulayıcılar böyle uzamasını istediği için böyle olmuştur desem; bu cevabımı şimdi siz neden kabul etmezsiniz. Bu davaların uzayıp gitmesinde, kimlerin menfaati ve çıkarı var diye olaya bakarsanız , bu meseleye daha objektif yaklaşmış olursunuz.
Ben , 1999 da avukatlığa başladığımda , Fethiye’de tek bir icra dairesi vardı. Bir yılda açılan dosya sayısı dört veya beş bin adetti. . İcra Müdürü ve bir veya iki memur vardı. Her dosya için bir gün hacze çıkılsa , bir yılda mesai günü 250 yi geçmez, . Bu kadar dosya için hacze çıkma imkanı yoktu ve biriktikçe biriken dosyalar aldı başını gitti. Artık , dosyanın alacaklı tarafı olarak icra müdürünün eline düşmüşsünüzdür. Siz istersiniz, ama işlerin yoğunluğundan hacze çakacak veya işlem yaptıracak zaman ve memur bulamazdınız. Yapacağınız iş , icra müdürünü “görmek” ti. Devletten fazla hasılatı , icra müdürü alırdı.. Bu duruma da, kimse ses çıkarmaz; herkes işinin bir an önce olmasını isterdi. Ben bunu icradan sorumlu savcıya söylediğimde; savcı, bana , “ atın arpasını atacaksın” demişti.
Davaların uzatılmasını ayarlamada öncelik, yasa koyucu; sonrasında mahkemeler, avukatlar , Yargıtay ve şimdi de istinaf mahkemeleri söz sahibidir. Ayrıca hakim başına düşen dosya sayısı, daire başına düşen dosya sayısı da , elbette , davaların uzamasında açık bir sebeptir. Ancak kötüye ve kötü niyete alan açılması en baştaki unsurlardan biridir. .
Eğer bu davaların çokluğundan ve dosyaların çok fazla olmasında, kimler kazanıyor diye olaya baksak, acaba bir suç işlemiş olmayız diye düşünüyorum. .
Elimizde ortaklığın giderilmesi davaları var. Bu davaları, yasa koyucu uygulayıcı olmadığından; dava şartı olarak arabulucu şartı getirdi. Halbuki bir taşınmazın hissedarları kendileri, hisselerini birbirlerine satabilirler veya hep birlikte satıp parsını paylaşabilirlerdi. Yasa koyucu dedi ki , önce siz arabulucuya gideceksiniz. Dosya en az üç ay burada bekler; sonra kötü niyetli karşı taraf, tapu iptal davası açabilir ve bu bekletici mesele yapılır ve yapılmalıdır.. Sonra, taşınmazın içindeki muhdesat için , muhdesatın aidiyeti davası açmak için , muhdesat sahiplerine süre verilir. Yasa koyucu bütün tedbirleri almıştır. Muhdesatın aidiyeti davası sadece asliye hukukta açılabilir. Niye ? Aynı mahkeme tarafından, yani sulh hukuk mahkemesi bu meseleyi keşifte çözebilir. Fakat işbu davaların yıllarca uzaması için , gerekli tedbir alınmıştır.
Eğer şöyle bir düzenleme olsaydı ; ortaklığın giderilmesi davalarında , muhdesatın aidiyeti davasına , ortaklığın giderilmesi davasına bakan sulh hukuk mahkeme karar verir ve başka bir mahkemede dava açılamaz denseydi. Yine bir taşınmazda hissedarlara karşı tapu iptal davası , ortaklığın giderilmesinden sonra açılarsa; işbu dava bekletici mesele yapılamaz; ancak , tapu iptal ve tescil davası açan tarafın, hissedara karşı , ihtiyati tedbir kararı alıp, satış parasının hissedara karşı sebepsiz zenginleşme ileri sürerek satış parasını almasını engelleyebilir denseydi, işbu davalar bu kadar uzayıp gidemezdi. Ayrıca 2 yıl içinde biten davalarda, satış memuru tarafından yeniden keşif yapılmaz ve mahkemenin yaptığı keşifteki rapora göre satış yapılabilir şeklinde düzenleme olsaydı ne olurdu. Her halde kıyamet kopmazdı . Bilirkişiler ve araç sahibi bir koyundan iki post çıkaramazdı; gelirleri azalırdı , kıyamet öyle kopardı. Demek ki , işbu davaların uzamasından faydalananlar kimlerdir diye , olaya bakılırsa , mesele daha iyi anlaşılır.
Eğer kötü niyetli bir hissedarsanız; davayı uzatmak için avukatınıza talimat veriyorsunuz; açtırıyorsunuz bir tapu iptal davası ve bu dava 15- 20 yıl sürüyor. Peki bunu yasa koyucu görmüyor mu?
İstinaf ve temyiz dilekçeleri afaki ve yuvarlak ifadelere değil de ; açık ve net sebeplere göre kabul görürse ; “istinaf ve temyiz sebebi 3 ten fazla olamaz; dilekçe sayfa olarak iki sayfadan fazla yazılamaz” şeklide sınırlandırılırsa ; istinaf ve Yargıtay da , ileri sürülen sebepler dışında inceleme yapamazsa ; ileri sürülen sebeplere neden itibar edilip edilmediği gerekçede açıkça gösterilmek zorunda olursa ; dosyaların inceleme süresinin uzamasının önü alınır.
Yıllar önce Yargıtay’ da duruşmamı bekliyordum; duruşma salonun içinde bekleme yerindeydim. Bir önceki dosyanın duruşmasında, taraf vekili , söze başladı ve bilirkişi raporundaki ayrıntılara girdi. Hemen daire başkanı müdahale etti. Dedi ki , “Avukat Bey, biz dosyayı okuduk, sen bize hakim nerede yanlış yaptı onu söyle” . Avukat ne yapacağını şaşırdı ve hakimin yaptığı yanlışı gösteremedi; duruşma kısa sürede bitti.
Hakkın ve hukukun kötüye kullanılmasının önüne geçilirse; ve bu bozukluktan yararlananların , menfaatleri göz önüne alınmazsa , davalar kısa sürede biter ; yeter ki bu , gerçekten isteniyor mu , istenmiyor mu , ona bakmak lazım. 13.04.2026 Ahmet Beserek