“YA RASÜLELLÂH!...
“Ya Rasülellâh!...
Bana söz vermiştiniz”
Küçük bir iş yeri,
Sıcak bir yuvası vardı.
İş yerini sattı,
Anne, babası ve kardeşleri ile vedalaşarak,
Binlerce kilometre öteye gitmişti.
Medine’ye,
Ne yedi ne içti bilinmez.
Ama tam 6 yıl,
Evet, tam 6 yıl Medine’de yalnız başına kalarak,
Gecesini gündüzünü ibadet ile geçirmekteydi.
Tabi,
Bir de en büyük belalıları olan Suudi Polislerden kaçmaktı.
Çünkü,
Orada kaçak yaşıyordu.
Her yakalandığında ülkeyi terk etmesi isteniyor,
O ise bir yolunu bularak yeniden
Medine’ye,
Ravza-i Mutahhara’ya geliyor ve günlerini
İbadet ve dua ile geçiriyordu.
Bir gün,
Tuvalete girmişti
Ve kendisini takip eden polislerden habersizdi.
Çıktığında kendisini bekleyen polisler tarafından kıskıvrak yakalanmıştı.
Polisler:
“Artık elimizden kaçamazsın” diyerek ters bir şekilde,
Ellerini kelepçelemişlerdi.
Arnavut genç:
“Ben hırsız değilim. Ne olur bırakın beni” diye yalvarıyor,
Feryat ediyordu.
Genci sürekli ibadet ve dua ederek gören bir yaşlı adam,
Polislerin gence şiddet uyguladıklarını görünce:
“Ne yapıyorsunuz? Onu ben tanıyorum, işi gücü dua etmek. Hırsız değil o” diyerek bağırıyordu.
Polisler ise yaşlı, sakallı adama aldırmayarak,
Genci ite kaka götürüyorlardı.
Genç
Ne dese,
Ne yapsa boş…
Ağlamaları,
Yakarmaları çaresiz.
Polisler kararlıydı.
Bu defa kesinlikle sınır dışı edilecekti.
Yaşlı adam:
“Kardeşim bırakın çocuğu diyorum size” diyerek polislere bağırınca,
Polisin bir tanesi,
“Bu hırsız değil biz de biliyoruz. Ama 6 yıldır biz bunu yakalıyoruz o kaçıyor. Burada yaşaması yasal değil” diyerek,
İte–kaka genci sürüklüyorlardı.
Genç son bir hamle ile ellerinden kurtularak,
“Tamam, dediğinizi yapacağım, hele bir durun,
Beni Ravza-i Mutahhara tarafına çevirin” dedi.
Polisler dediğini yapmış genci döndürmüşlerdi.
Arnavut Genç,
Gözü yaşlı bir şekilde,
Yeşil Kubbeli Ravza-i Mutahhara’ya haykırarak:
“Ya Rasülâllah!...
Hani beni bırakmayacaktın.
Biz seninle böyle mi sözleşmiştik. Bak götürüyorlar beni.
Ben senin hasretinden ne yaparım. Bana böyle mi söz verdin?” diyerek haykırıyor,
Ardından olduğu yere yığılıyordu.
Polisler,
Gencin yine bir oyun içinde olduğunu düşünerek,
Yere yığılan
Arnavut Genci tekmeliyor,
“Kalk, yalancı sahtekâr” diyerek hor görüyorlardı.
Olayı gözlemleyen yaşlı adam bu defa:
“Allah’tan korkun, adam bayıldı mı, öldü mü? Bakın. ‘Tekmeliyorsunuz. Bu mübarek mekânda yaptığınıza bakın” demekteydi.
Polislerden biri,
Yere düşen Arnavut gence yaklaşarak
Eliyle şah damarına,
Nabız atışlarına baktı.
Pek bir şey anlamamışlardı.
Ama bir şey olduğunu hissetmişlerdi.
İşaretle,
Ambulansın yanlarına gelmesini istediler.
İlk yardım sağlık ekibinden biri
Gencin yanına gelerek
Müdahalede bulundu
Ve kafası önde ayağa kalkarak,
“Bu genç ölmüş” dedi.
Yaşlı adam hırsla polislere bakarak:
“Yaptığınızı beğendiniz mi? Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?” diyordu.
“Polisler ise:
“Eyvah biz ne büyük bir vebale girdik” dercesine,
Çaresizliklerini gizlemiyorlardı.
Başları önde,
Genci ambülânsa bindirerek onunla gitmişlerdi.
Yıkanan
Genç,
Aynı mekâna bu defa tabut ile getirilmişti.
Cenaze namazı kılınmış, defnedilecekti.
Arnavut Genç,
Cennet’ül Baki’ye götürülürken,
Ölümüne sebep olduklarını düşünen Suudi Polisler,
Cemaatin önüne geçerek:
“Lütfen…!Büyük bir vebal altındayız. Hiç olmasa tabutunu biz taşıyalım ki, belki ahirette bize hakkını helal eder” diyerek,
Defin işlemlerine sonuna kadar katılarak,
Ebediyete uğurlandı.
Güzel söz:
“Sırrını gizleyen,
Muradıyla
Çabuk buluşur”
————-
Halil ARIK
18Nisan.2026
HACI VEYİSZADE HZ. ÇOCUKLAR İÇİN DUASI...
“Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Alihi Ve Sahbihi Ve Sellim"
Bismillahirrahmanirrahim
EY RABBİMİZ!!!
Bizi birbirinden güzel evlatlarla sevindirdin,nimetlendirdin, şefkatin en tatlısı ile tanıştırdın; Sana sonsuz hamd-ü senalar olsun.
Onların emanet olduğunu, asıl sahiplerinin sen olduğunu bize unutturma.
Onları önce ve daima Senin kulun oldukları bilinci ile yaşat.
Sana asi olmaktan onları yine Sen koru Allah'ım.
Emir ve yasaklarına gönüllerinde hiç bir sıkıntı duymadan tabi olmaya onları muvaffak et.
Senin emirlerini herşeyin üzerinde tutacak bir iman ve teslimiyet ver.
Allah'ım yavrularımızı Kur'an'ı, Senin razı olacağın şekilde okuyan, anlayan, yaşayan kullarından eyle.
Kur'an'ı hayatlarının merkezine almayı, hayatlarının her aşamasında onu rehber edinmelerini, Kur'an'a hizmet etmeyi nasip et.
Ey yerlerin ve göklerin Rabbi! yavrularımızı imanla yaşat, imanla öldür.
Hayatı onlar hakkında seni arayıp bulmanın vasıtası, ölümü de rahmetine kavuşmanın basamağı eyle.
Onları mü'min ferasetiyle donat.
Allah'ın dostlarını dost edinmeyi, Allah düşmanlarını düşman bilmeyi nasip et.
Hakkı hak olarak bilip ona tabi olmayı, batılı batıl olarakgörüp ondan sakınmayı de nasip et
Allah'ım!
Onlara gözlerinin gönüllerinin aydınlığı olacak, dinlerini takviye edecek, iki dünyada refakat edecek, hayırlı eşler nasip et.
Senin verdiğin yeteneklere uygun, insanlara faydalı olacakları helal rızık kazanabilecekleri hayırlı meslekler ve o mesleklere ulaştıracak hayırlı okullar nasip et.
Dünyayı çocuklarımız için nihai hedef yapma.
Dünyalarını ahireti unutmadan yaşamayı nasip et.
Onların sahibi Sensin,
Yavrularımıza sahip çık Allah'ım...
…………………………
Hepinize selam olsun
Her şey gönlünüzce olsun.
Bu dualar istikametinde çocuklarımızı yetiştirebilmek arzu ve temennisiyle Allah’a emanet olun efendim.
Halil Arık.
Emekli İl Müftüsü