Suça Sürüklenen Çocuk Meselesi
Kanunlarımızın ithal olduğu için , ithal kanunların başına “Türk “ yazarak Türkleştirdiğimiz için, hukuk sosyolojisine ve coğrafi olarak ve ırk ve millet ve din ve kültür karakteri olarak baştan beri süre gelen yanlışlar içinde olduğumuzdan, “sürüklenme” fiilinin aktif değil, pasif olduğunu; sürüklenmenin irade ve istek dışı bir fiil olduğunu bilmeyen yasa koyucu tarafından “ suça sürüklenen çocuk “ meselesi icat edildi. Kanunlar ithalat ürünü olunca; kanun koyucunun da Türkçe’yi bilmemesi, tencere kapak misaline tam oturuyor.
Ayrıca biyolojik ve anatomik yapıya aykırı şekilde, kanun koyucunun , gerçekte çocuk olmayan bir kişiye yasa ile 18 yaşını dolduruncaya kadar “çocuk “ sayılır garabetini yaşıyoruz. Bir kişini kaç yaşına kadar çocuk sayılacağını tıbba sorsak veya İslam dinindeki mükellefiyet yaşını esas alsak , Orta Çağın karanlığına gömülür gideriz.
Öncelikle, sakalı ve bıyığı çıkmış, anne ve baba olma kabiliyetini biyolojik ve hormonal olarak kazanmış ; cinayet işlemek ve hırsızlık yapmak veya birini gasp etmek üzerine bütün eğitimini tamamlamış ve bunu isteyerek ve zevkle yapmış ve yapacağı suçları planlama ve icra etme kabiliyetine sahip bir kişiye “çocuk” demenin ayrı bir garabetini yaşıyoruz. Bu ülkede suça sürüklenen, kendi iradesi dışında hipnozla zorla suç işlettirilen, yani selin kaptığı bir kütük misali, suça sürüklene çocuk yoktur. Tasarlayarak ve isteyerek iradi olarak, sosyal medyanın ve milli eğitimin yetersizliği ve televizyondaki mafya dizileriyle ve internetteki vahşi savaş oyunlarıyla ve annesi ve babası tarafından özel olarak yetiştirilmiş, eğitilmiş ve öğretilmiş bir suçluya “çocuk” demenin ne olduğunu hala anlayamadık.
Ceza Kanunlarındaki , suçu işleyen çocuklar için verilecek cezada indirim uygulanması da bir garabettir. Kanunlar önünde herkesin eşit olması kuralına aykırıdır. Aslında bir yetişkin kimse suç işlediğinde nasıl ve ne kadar ceza veriyorsanız; hiç bir indirim yapmadan aynı cezayı suçu işleyen faile vermelisiniz. Eğe “adalet” gibi bir değer yargınız varsa. Ama suçlu geçekte çocuk ise, çocuk için yapacağınız indirimi , o çocuğu yetiştiren annesine ve babasına veya başkası varsa ona verirseniz mesele hallolur. Öyle bir ceza vermelisiniz ki, çocuk sokakta birini dövdüğünde, yaraladığında veya öldürdüğünde , annesi ve babası “aslan oğlum benim , bugün yine birini yıkmış, onu benzetmiş” deyip de sırtını sıvazlamasın. Eğer böyle yaparsanız, çocuğun işlediği suçtan dolayı sırtını sıvazlayacak bir anne ve baba bulamazsınız. İnternette ve sosyal medyada ve çizgi filmlerdeki savaş oyunlarıyla ve televizyon kanallarındaki mafya dizileriyle, zaten bir katil kabadayı olarak yetiştirilmiyor mu? Öncelikle, vurdulu kırdılı çete ve mafya filmlerini, dizlerini yayınlayanlara bir ceza veremiyorsanız ve engelleyemiyorsanız, daha çok çocuk suç işleyecektir.
Çocuk yaşının, çocuğun fiziki ve biyolojik gelişimine ve akli melekelerine yaşlarını 12,13,14,15 ten başlatırsanız ; Çocuk sayılma yaşını 14 yaşını doldurmakla, 15 ten gün almakla biter şeklinde düzenlerseniz ; bu yaşlarda suç işleyen çocuğun işlediği suçun cezasını tam olarak , çocuk için yapacağınız indirimi çocuğu bir vahşi canavar olarak yetiştiren anne ve babasına veya kim yetiştirmişse, ona verirseniz mesele kökten hallolur. Mesela bir çocuk suç işledi, cezası 6 yıl hapis , çocuk olduğu için indirimle 3 yıl yatması gerekiyor. Kalan 3 yılı annesine veya babasına verir de hapis yatırırsanız, suça teşvik edilen bir çocuk bulamazsınız. Ama, öncelikle, internette ve sosyal medyada ve televizyon dizilerindeki savaş oyunlarını, öldürmeyi, kaldırmayı ve mafya dizlerini ortadan kaldırmalısınız. Eğer buna gücünüz yetmiyorsa, menfaatiniz daha ağır basıyorsa; “işte bu dizi reyting rekorları kırıyor ve toplumu bu şeklide uyutuyoruz” diye bakıyorsanız ; pansuman tedbirlerle yola devam edin. Fıtrata aykırı ne yapsanız boşunadır.
Eh toplumda bu kadar suç işlenmesiyle bu kadar meslek sahibi kişiye iş çıkıyor , onlar da buradan emek yiyor diye olaya bakıyorsanız….